<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015</id><updated>2011-10-24T11:59:13.409+03:00</updated><category term='ENDONEZYA'/><category term='iran'/><category term='GİDİŞAT'/><category term='referandum'/><category term='EMPERYALİZM'/><category term='vakit'/><category term='Halk'/><category term='6 MAYIS 1972'/><category term='yazar'/><category term='cumhuriyet'/><category term='mülteci'/><category term='PKK'/><category term='ergenekon'/><category term='nefret'/><category term='MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'/><category term='iç savaş'/><category term='filistin'/><category term='fethullah'/><category term='BİNDE BİR'/><category term='ATATÜRK DEVRİMLERİ'/><category term='cevabı sizde saklı'/><category term='islam cumhuriyeti'/><category term='çorum katliamı'/><category term='30 MART'/><category term='Orkide&apos; den'/><category term='deniz baykal'/><category term='uyuşturucu'/><category term='tasfiye'/><category term='ılımlı islam'/><category term='EŞBAŞKAN'/><category term='6 7 eylül'/><category term='MİLLET VEKİLİ'/><category term='zor sorular'/><category term='* Alparslan Aslan     * Adalet Bakanlığı'/><category term='kin'/><category term='SUUDİ ARABİSTAN'/><category term='yaş'/><category term='TSK'/><category term='islam'/><category term='KIZILDERE'/><category term='akit'/><category term='TBMM'/><category term='israil'/><category term='molla'/><category term='çorum'/><category term='7 Bin 80'/><category term='ABD'/><category term='akp'/><category term='taraf'/><category term='destur turizm'/><category term='chp'/><category term='öfke'/><category term='yorumsuz'/><category term='kaz'/><category term='BİR'/><category term='bölünme'/><category term='HİSARO&apos; DAN'/><category term='politika'/><category term='shay'/><category term='ATATÜRK'/><category term='türk'/><category term='mustafa kemal'/><category term='10 KASIM'/><category term='hile'/><category term='faşist anayasa'/><category term='hayır'/><category term='BİN'/><title type='text'>KARŞITTEZ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>38</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-9138255263125037114</id><published>2011-01-06T15:18:00.000+02:00</published><updated>2011-01-06T15:19:21.970+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaz'/><title type='text'>BEN KAZ MI OLUYORUM ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BEN KAZ MI OLUYORUM ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen,&lt;br /&gt;trafik kuralları dahil her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım.&lt;br /&gt;Bir şahsa hakaretim bile yoktur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor,&lt;br /&gt;hap satıp milletin çocuğunu zehirliyor,mafya üyesi oluyor, mafya&lt;br /&gt;lideri oluyor, fuhuşa sürüklüyor, ev ve iş yeri basıyor, tehdit&lt;br /&gt;ediyor,&lt;br /&gt;insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor v.s... Ben onları vergimle&lt;br /&gt;hapishanede&lt;br /&gt;besliyorum ve çıktıklarında da mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca&lt;br /&gt;aramıza&lt;br /&gt;alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de düşünüyorum, aklediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum.&lt;br /&gt;Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana meme yok&lt;br /&gt;diye kırıyor,&lt;br /&gt;döküyor ve öldürmeye devam ediyor... Ben onların maaşını ödüyorum,&lt;br /&gt;liderlerini besliyorum&lt;br /&gt;ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi,&lt;br /&gt;bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca&lt;br /&gt;insana bedel,&lt;br /&gt;akıllı, manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme&lt;br /&gt;saygılı bir insan&lt;br /&gt;yapmak istediğim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları 10'larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için&lt;br /&gt;değil.&lt;br /&gt;Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar. O çocuk&lt;br /&gt;dağa çıkıyor,&lt;br /&gt;o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için&lt;br /&gt;özgür olamıyor,&lt;br /&gt;ağasına maraba oluyor ya da bakamadıkları için dedesi yaşındaki&lt;br /&gt;birisine 13 yaşında&lt;br /&gt;satılıyor ve 14 yaşında oda doğurmaya başlıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergiler&lt;br /&gt;onları beslemeye&lt;br /&gt;yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar. Ben marabaların&lt;br /&gt;kızlarını okutayım ki&lt;br /&gt;ağaları kendi kızlarına kilolarca altın takılan 40 gün 40 gece&lt;br /&gt;düğünler yapabilsin.&lt;br /&gt;Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle ya da kim bilir o kömürleri&lt;br /&gt;satıp sigara parası yapıyorlar.&lt;br /&gt;Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum.&lt;br /&gt;Onlar 10'ar 10'ar doğurduğu için işsiz kalıyorlar ve batıdaki&lt;br /&gt;fabrikaları doğuya taşımaya zorluyorlar. Öyle ya merhamet etmek&lt;br /&gt;lazım. Batıdakiler işsiz kalsa da olur malum onların sesi çıkmaz. Oysa&lt;br /&gt;toprak reformu, aşiretleri çözmek kimsenin işine gelmiyor.&lt;br /&gt;Çünkü oy için 10.000 insanı ikna etmek kolay değildir ama ağasını ikna&lt;br /&gt;etmek kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben daha maaşımı alma'dan vergim kesiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları vergi ödemiyor ve sık sık affediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim maaşım belli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık.&lt;br /&gt;Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir&lt;br /&gt;endişesi ile nikaha gelen&lt;br /&gt;herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı&lt;br /&gt;doğaya geri verelim diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar,&lt;br /&gt;zengin oldular&lt;br /&gt;ve 2B ile affoldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli&lt;br /&gt;ayakkabısı ile gezdi.&lt;br /&gt;Çok şükür şimdi evleri var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı&lt;br /&gt;şimdi müteahhite sattı ve bir sitede 60 dairesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla&lt;br /&gt;balkonu yıkıyorum..v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor.&lt;br /&gt;Yada bir yerlerde kaçak kullanıp para vermiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bakanımızın da tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum.&lt;br /&gt;Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi&lt;br /&gt;tasarruflu&lt;br /&gt;ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar.&lt;br /&gt;Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede&lt;br /&gt;kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna bunların bir imtihan&lt;br /&gt;olduğuna inanıyorum. Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne&lt;br /&gt;olursa&lt;br /&gt;hiç bir gerekçe ile (cihad, takiyye..vs) her ne olursa olsun taviz&lt;br /&gt;vermiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onlar takiyye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor,&lt;br /&gt;dinimi bölüyor, kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle uzun ki bu liste... biliyorum uzun yazıları okumayı&lt;br /&gt;sevmiyorsunuz.&lt;br /&gt;Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla&lt;br /&gt;dönmeyeceğim.&lt;br /&gt;Çok sevdiğim bir fıkra ile bitireyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın biri dünyada hiç kimseye bir kötülük yapmamış, her türlü kurala&lt;br /&gt;uymuş,&lt;br /&gt;içmemiş, zina yapmamış, uyuşturucu kullanmamış, kimseyi pataklamamış.&lt;br /&gt;Neyse bir gün ölmüş büyük bir sevinç ve beklenti ile sorgu meleğinin&lt;br /&gt;önüne gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek sormuş : İçmemişsin, kul hakkı yememişsin...&lt;br /&gt;Adam : Evet&lt;br /&gt;Melek : Kimseye el bile kaldırmamışsın...&lt;br /&gt;Adam: Evet&lt;br /&gt;Melek : Kendi karından başkasına yan gözle bile bakmamışsın...&lt;br /&gt;Adam : Evet&lt;br /&gt;Onlarca sorudan sonra sorgu meleği yanındaki mele ğe dönerek : bir&lt;br /&gt;çift kanat getirin...&lt;br /&gt;Adam heyecanla : Melek oluyorum değil mi?&lt;br /&gt;Melek : Hayır kaz oluyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıkradır ama doğruyu söylemek gerekirse korkum kaz olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 TÜRK VATANDAŞI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-9138255263125037114?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/9138255263125037114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=9138255263125037114&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9138255263125037114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9138255263125037114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2011/01/ben-kaz-mi-oluyorum.html' title='BEN KAZ MI OLUYORUM ?'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5530322886071836849</id><published>2010-11-23T12:33:00.004+02:00</published><updated>2010-11-23T12:46:07.223+02:00</updated><title type='text'>KUBA'YI HEDEF ALAN AZGINLIK NEYIN GOSTERGESI?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bayrak-flama.com/resimler/kuba.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 600px; height: 360px;" src="http://www.bayrak-flama.com/resimler/kuba.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KÜBA'YI HEDEF ALAN AZGINLIK NEYİN GÖSTERGESİ?...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Basına ve kamuoyuna &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hürriyet Gazetesi&lt;/span&gt;’nin 9 Kasım 2010 tarihli Hürriyet Kampüs ekinde “Küba’da fahişelik başarı göstergesi” başlığıyla bir yazı yayınlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı, adı geçen gazetenin sayfalarında yer bulan ve Küba’yı hedef alan küfür ve tahrifat yüklü yazıların ilki değildir. Ancak kullanılan dil, Küba’ya saldırma azmiyle hareket edenlerin insanlıktan ne denli çıkabildiklerine dair ibretlik bir örnek teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Küba’da fahişelik başarı göstergesi” başlıklı yazı, içerdiği bariz yalanlar bir yana, arsız bir pornografik iştahla yazılmış yüz kızartıcı bir belge olarak tarihe geçecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin hazırlanması esnasında yazarı teslim alan hezeyan halinden olsa gerek, yazıda göstermelik ölçüde bile doğruluk kaygısı güdülmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya iliştirilen acemi işi fotoshop’lu fotoğrafta yer alan fahişe tasvirinin aslen bir başka ülke menşeli olduğu kısa bir internet taramasıyla bile kolaylıkla tespit edilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya kaynaklık eden ve Küba’daki fuhuşu ifşa ettiği için yasaklanmasına karşın Havana’da “gizli gizli” elden ele dolaştığı iddia edilen kitap Küba’da değil, Arjantin’de ve birkaç Avrupa ülkesinde basılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlaç vs gibi hayati ihtiyaç maddelerini temin etmek için” fuhuş yapıldığı söylenen Küba’da ilaç dahil olmak üzere her türlü sağlık hizmetinin ücretsiz olduğu gerçeği en azılı Küba düşmanları tarafından bile artık görmezden gelinememektedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı, Küba’da fuhuşun bir devlet politikası olarak desteklendiği ve bu durumun toplum tarafından doğal karşılandığı iddiasını taşımaktadır. Bu haliyle Küba, Batista döneminden de beter durumdadır, çünkü ülkenin “Amerika’nın genelevi” sayıldığı Batista döneminde bile fuhuşa en azından kötü gözle bakılmaktadır. Şimdi ise “Küba’da fahişelik başarı göstergesi” sayılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu iddiaların içerdiği yalan dozajı bir yanı bırakılıp yazarın yazdıklarına inandığı varsayılsa bile, fahişelik konusuyla ilgili bir yazı kaleme alınırken bu denli kaba bir kin ve şehvet duygusuyla hareket edilmesi, Küba dostlarını bir yana bırakın insanlık onurundan bir nebze olsun nasiplenmiş hiç kimse tarafından kabul edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba’yı hedef alan bu azgınlığın neyin göstergesi olduğu konusunda mutlaka kafa yorulmalıdır. Ama bunun için önce Küba’nın konuyla ilgili gerçek başarı göstergelerini hatırlatmamız yerinde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim öncesi Küba, içine itildiği yoksulluk ve bağımlılık sarmalında, haberde yer alan yegane doğru ifadeyle, ABD’nin genelevi durumundaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların fahişeliğe yönelmesinde yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik ve gerici toplumsal zihniyetin yanı sıra eğlence sektörüne hakim olan mafyatik ilişkiler büyük rol oynuyordu. Bu koşullar altında kadınlar ya evde dört duvar arasında ya da genelevde köleleşmek dışında pek az seçeneğe sahipti. Küba devriminden önce ülkedeki toplam işgücünün yalnızca yüzde 17’sini kadınlar oluşturuyor ve onların da yüzde 70’inden fazlası evlerde hizmetçi olarak çalışıyordu. Diğer yandan, 6 milyon nüfusa sahip olan ülkede 100 binden fazla kadın fahişelik yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba devrimi kadınlara onurlarıyla çalışma ve toplumsal yaşama katkı koyma imkanını tanımıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba Cumhuriyeti Anayasası’nın 45. maddesi, “Sosyalist toplumda çalışma her yurttaş için bir hak, bir görev ve bir gurur kaynağıdır” hükmüyle çalışmayı herkes için temel hak haline getirmiş ve kadınların bedenlerini satmalarına neden olan en önemli etkenlerden birini ortadan kaldırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrimin hemen ardından kurulan ve dünyanın en etkin kadın örgütü haline gelen Küba Kadın Federasyonu’nın katkı koyduğu kampanyalarla devrim öncesinde yüzde 50’nin gerisinde olan kadınlar arasındaki okuma yazma oranı iki yıl içinde yüzde 90’ın üzerine çekilmiş, kadınlara meslek kazandırmak amacıyla okullar ve kurslar açılmış, eskiden fahişelik yapan kadınların toplumsal yaşamın her alanına katılımını güvence altına almak için apayrı kampanyalar yürütülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel olarak çocukların ve yaşlıların bakımını üstlenmek zorunda bırakılan kadınların özgürleşmesini sağlamak için çocukların ve yaşlıların bakımı toplumsallaştırılmış, çocuklar için ücretsiz kreşler kurulmuş, yatılı okulların sayısı artırılmış ve yaşlılar için daha önce mevcut olmayan gündüzlü-yatılı bakım evleri kurulmuştur. Tümüyle ücretsiz hale getirilen etkin sağlık hizmetleri sayesinde onlarca bulaşıcı hastalık henüz 1970’lerin başında tümüyle ortadan kaldırılmış ve böylece yine geleneksel olarak kadınların payına düşen hastaların bakımı konusunda kadınlar için eşsiz bir toplumsal avantaj yaratılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların toplumsal yaşama eşit ve özgür fertler olarak katılımını güvence altına almak için ayrıca aile yasasında değişiklikler yapılmış ve Kübalı kadınlar 1970’lerin ilk yıllarından itibaren ailenin sorumluluğunu eşit olarak paylaşmaya başlamış ve erkekler de ev işlerinden ve çocuk bakımından kadınlarla aynı ölçüde sorumlu tutulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba, kanunların kağıt üstünde, vaatlerin lafta kaldığı ülkelerden değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılı itibariyle Kübalı kadınların toplam işgücü içindeki oranı yüzde 46,7’dir. Kübalı kadınlar, kapitalist ülkelerdeki kardeşlerinden farklı olarak, ülkelerindeki en nitelikli işgücü içinde çoğu zaman sadece eşitliğe değil bazen de ağırlığa sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek vermek gerekirse, bazı mesleklerdeki kadın işgücü oranı şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim sektörü – yüzde 72&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık sektörü – yüzde 70 (hekimlerin yüzde 63,8’i kadındır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı personel – yüzde 51,6 (ülkedeki 199 bilimsel araştırma merkezinin 48’inin başkanı kadındır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite öğretim üyeleri – yüzde 53,4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatlar – yüzde 73,7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakimler – yüzde 71,4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik personel – yüzde 65,7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba’da üniversite mezunlarının yüzde 65’ini kadınlar oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki parlamento üyelerinin yüzde 43,32’si, bakanların yüzde 28’i, bakan yardımcılarının yüzde 30’u kadındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba’da başarı göstergeleri işte bunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba sosyalizmi, kadınları fuhuşa mecbur kılan koşulların ortadan kaldırılması için kararlı bir mücadele vermiş ve bu alanda dünyanın başka hiçbir yerinde olmadığı kadar büyük bir başarı elde etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dünyanın dört bir yanında on milyonlarca kadın fahişelik yapmaktadır. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre bu orduya her yıl bir milyondan fazla kadın ve çocuk eklenmektedir. Çocuk fuhuşuyla mücadele eden ECPAT isimli uluslararası örgütün tahminlerine göre yalnızca Brezilya’da 500 bin, Hindistan’da 400 bin, Tayland’da 850 bin ve Kuzey Amerika’da 300 bin çocuğa fahişelik yaptırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünyada fuhuşun temel karakteri örgütlü olmasıdır. Açlık ve yoksulluğun, baskı ve şiddetin pençesinde çaresizleşen kadınlar iş vaadiyle kandırılarak kaçırılmakta, satılmakta, ellerinden her türlü yasal belgeleri alınmakta ve uyuştucu bağımlılığının ve şiddetin gölgesinde, kölelik koşullarında fuhuş yapmaya zorlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba’da hiç kimsenin bir kadını köleleştirmesi, bir çocuğun kılına dokunması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün rakamlarına göre Türkiye’de fuhuş yapan kadın sayısı 2002 yılında 25 bin iken bu sayı 2010 yılında 100 bini bulmuştur. Bu karanlık tabloya bir de aile içi taciz ve tecavüzler eklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve tecavüz bir yandan medya, diğer yandan yargı kararlarıyla meşrulaştırılır ve iş tecavüz için şişme bebek promosyonuna kadar vardırılırken, töre ve namus cinayetleri de büyük bir ikiyüzlülükle artmakta ve her yıl onlarca kadının hayatına malolmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde tecavüzün, hele de ona mahkumiyetin ve namus cinayetinin ne olduğunu bilmeme ayrıcalığını yaşayan tek bir kesim varsa o da Kübalı kadınlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın bedenini metalaştıran da, aşağılayan da, şiddet nesnesi haline getiren de kapitalizmin aç gözlü gericiliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kübalı kadınların hak ve özgürlükleri, eğitim düzeyleri, mesleki yetkinlikleri, olağanüstü özgüvenleri bugün dünyada başta kadınlar olmak üzere tüm insanlık için örnek teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği baş aşağı ederek Küba’nın fuhuş batağında olduğunu ve ülkede fuhuşun teşvik edildiği yalanını bu denli sapkın bir ruh haliyle yazmak için insanın ilerlemeye, kadınlık ve insanlık onuruna, insana düşman olması gerekir. Son örneğini 9 Kasım 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Kampüs ekinde gördüğümüz Küba'yı hedef alan azgınlık insanlığın büyük kazanımlarına duyulan düşmanlığın, kapitalizmin insanı, kadını nesneleştiren çürütücü etkisine teslimiyetin göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba’ya yöneltilen bu çirkin saldırı tek bir gerçeğe, Küba’nın yoksul bir ülke olmasına dayandırılmaktadır. Küba düşmanları, kapitalizmin acımasız ablukasının Küba halkını mahkum ettiği yoksulluktan, arsız saldırıları için yeni fanteziler türetmeye kalkışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hem zengini hem de yoksulu insanlığından çıkaran kapitalizmden farklı olarak Küba sosyalizmi, kâr hırsını değil insanı merkeze koyan yaklaşımıyla halkına onurlu bir yaşam sunmayı her koşulda başarmıştır ve bu doğrultudaki muazzam çabalarına devam etmektedir. Ne kadar aşağılaşırsa aşağılaşsın hiçbir yalan ve karalama bu gerçeği perdeleyemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saygılarımızla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://kubadostluk.org/cms/&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5530322886071836849?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5530322886071836849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5530322886071836849&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5530322886071836849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5530322886071836849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/11/kubayi-hedef-alan-azginlik-neyin.html' title='KUBA&apos;YI HEDEF ALAN AZGINLIK NEYIN GOSTERGESI?'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-9103884451983597438</id><published>2010-11-13T13:58:00.002+02:00</published><updated>2010-11-13T14:06:56.508+02:00</updated><title type='text'>Yemişim Faşistini!...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TN5_GNQ0cnI/AAAAAAAAAZU/dpNQdsL9byM/s1600/mehmet.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 249px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TN5_GNQ0cnI/AAAAAAAAAZU/dpNQdsL9byM/s400/mehmet.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539004336328438386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Yemişim Faşistini!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ağızlardan demokrasi lafı hiç eksilmiyor bugünlerde ! Hatta  referandumdan sonra yasaklı site youtube bile tekrar açıldı Türkiye’de..  Referandum öncesi propoganda olarakta kullanılabilirdi aslında ama;  evet sonucunun ilk icraatı olarak sundular ortaya..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ama  artık günümüzde demokrasi anlayışına ülke olarak çok farklı bakıyoruz!  Aslında biz bakmayacağız ama o pencereden kafamızı uzatmamızı istiyorlar  ve bunu yaptırabilmek içinde insanlar üzerinde bir yığın yaptırımlarda  bulunuyorlar..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Örneğin;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir  zamanlar.. yani insan olarak yıllar önceki bakış açımızda, ülkeni  seviyorsan, vatansever bir yanın varsa ve hukukun üstünlüğünü kabul  ediyorduysan demokrat olmaman için bir neden yoktu..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ama şimdi ülkeni seviyorsan ve bunu çekinmeden söylüyorsan! Demokrat değilsin.. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Olmadığını ısrarla söylüyorlar, çünkü bu faşistiliğe giriyor(muş) !&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bak  sen olaya .. bu ülkede kardeşçe yaşamak dururken, avrupanın  kumandasında bir grup gelecek, benim ecdadımın kanla suladığı  topraklarda hak iddia edecek, hatta buraları bize verirseniz ve biz  burada bir devlet kurarsak size zarar vermeyeceğiz diyebilecek kadar  küstahlaşacak, sonra ben “olur mu ya öyle şey bu toprakta benim,  vatanda” dedim diye faşist olacağım! Neden vatanı sevmek, ülkenin  değerlerine sahip çıkmak, adaletsizliğe boyun eğmemek ayıp oldu,  faşistlik oldu! Ne mutlu Türk’üm diyene derken neden etrafımıza tedirgin  bir bakış atmak zorunda bırakıldık! “Aceba bir kürt vatandaşı var da  rahatsız olur mu” diye düşünmek zorunda bırakıldık! Oysa fazla değil 10  yıl önce Türk-Kürt kardeşti.. Aynı vatanın evlatlarıydı.. Tamam yine  vardı terör.. yine vardı çapulcu takımı ama buna boyun eğmeyen  siyasilerimiz vardı.. Prim vermeyen, tölerans göstermeyen liderlerimiz  vardı.. ve kürt halkı da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu  benimsiyordu.. Şimdi “eğer kürtsen sana ayrıcalık tanıyacağız, dağdan in  sana iş vereceğiz, ailene yardım edeceğiz” der ve çiçeklerle  karşılarsan, kürt olup, bunun cazibesine kapılmamayı bekleyemezsin o  insanlardan! Yakalandığında “Türkiye’yi çok seviyorum, Türkleri çok  seviyorum” diye korkudan tir tir titreyen Öcalan’ı İmralı Sultanı  yaparsan, oturup eşkıya takımıyla müzakere yaparsan, ve buna karşı çıkan  Türkiye Cumhuriyeti’nin duyarlı insanlarına faşist damgası vurursan;  tüm azınlıkların zıplamasını, bomba patlatmasını, kan akıtmasını  doğrudan kabul edersin.. ve daha fazlasını da tedirginlik içinde  bekleriz ülke olarak.. sen verdikçe istekler bitmeyecek çünkü..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Şehit  haberleri artık alt yazı olarak geçiyor.. Cenazelerde halk seli bile  olmuyor çünkü sindirildi halk artık.. ve en önemlisi artık bu cenazeler  sıradanlaştı.. Rutin, olması gereken, zaten beklenen bir şeymiş gibi  oldu.. madem faşistiz, bir Mehmet’in bir tek damla kanı, sizlerin  Kürdistan dediğiniz ve bunun içine dahil ettiğiniz tüm insanların  kanından kıymetlidir.. Ben inadına faşistlik yapmayacağım ve bunları  söylerken Türklüğü benimsemiş, ülkesini seven kürt vatandaşlarını asla  dahil etmeyeceğim bu söylemlerin içine.. biliyorum ki onlarında birçoğu  en az bizler kadar rahatsız bu durumdan..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Her  soydan, her ırktan bir düşünür, gazeteci, bilim adamı öldürüldüğünde,  onbinlerce insan sokağa dökülüp, öldürülen kişinin kimliğine bürünüyor  bu ülkede.. Hatta her yıl rutin olarak tekrarlanıyor bu gösteriler,  protestolar..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bi bakıyorsunuz Ermeni oluyoruz.. Bi bakıyorsunuz Yahudi.. yada bir papaz.. Bazen haham.. İsrail ve Amerika sever oluyoruz..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;25 yılda binlerce şehit verdik.. Vermeye de devam ediyoruz.. Ama bir türlü Türk olamıyoruz.. Aksine faşist damgası yiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yemişim faşistini.. vatan satılıyor..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir parça faşistlik olsaydı bizde; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Vatanı kim satıyorsa, &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;fırınlarda yakıp, yağından sabun yapardık onu!&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ya biz faşist damgası yiyenler ne yapıyoruz! &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Oturduğumuz yerden ahkam kesiyoruz.. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir türlü birlik olamadan……&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Unutmadan.. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hrant öldürüldüğünde Ermeni olan aydınlar, &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Arada bir de Türk olduğunuzu hatırlayın..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yemişim aydınlığınızı.. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-9103884451983597438?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/9103884451983597438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=9103884451983597438&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9103884451983597438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9103884451983597438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/11/yemisim-fasistini.html' title='Yemişim Faşistini!...'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TN5_GNQ0cnI/AAAAAAAAAZU/dpNQdsL9byM/s72-c/mehmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-1762911110463815620</id><published>2010-11-12T17:29:00.000+02:00</published><updated>2010-11-12T17:29:03.157+02:00</updated><title type='text'>Seninki kaç santim? - Greenpeace</title><content type='html'>&lt;a href="http://kacsantim.org/?ref=HisarOzgiray1289575533&amp;amp;sms_ss=blogger&amp;amp;at_xt=4cdd5d2b408ce120,0"&gt;Seninki kaç santim? - Greenpeace&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-1762911110463815620?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://kacsantim.org/?ref=HisarOzgiray1289575533&amp;sms_ss=blogger&amp;at_xt=4cdd5d2b408ce120,0' title='Seninki kaç santim? - Greenpeace'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/1762911110463815620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=1762911110463815620&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1762911110463815620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1762911110463815620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/11/seninki-kac-santim-greenpeace.html' title='Seninki kaç santim? - Greenpeace'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5729129346845701503</id><published>2010-11-11T14:20:00.002+02:00</published><updated>2010-11-11T14:25:03.220+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='7 Bin 80'/><title type='text'>7 Bin 80 kişi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tgb.gen.tr/images/stories/2010/kasim/2/odatv_1tl_cevap2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 410px; height: 200px;" src="http://www.tgb.gen.tr/images/stories/2010/kasim/2/odatv_1tl_cevap2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TGB'nin Tayyip'e Cumhuriyet Yıkıcısı dediği için 7080 TL para cezasına çarptırılan Özgür Senger'e destek için başlattığı "Tayyip'e 1 Lira'lık Cevap" kampanyası ODA TV'de yer aldı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;0535 390 96 54 numralı telefonu arayarak destek olabileceğiniz kampanyayla ilgili haberin detayına, &lt;a target="_blank" href="http://odatv.com/n.php?n=erdogan-icin-1-tl-verecek-7080-kisi-araniyor-0911101200"&gt;burayı tıklayarak&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Türkiye Gençlik Birliği üyesi Özgür Senger, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne birinci girmesi nedeniyle davet edildiği açılış töreninde Başbakan Erdoğan’a &lt;strong&gt;“cumhuriyet yıkıcısı”&lt;/strong&gt; dediği için yargılandı, 354 gün hapis cezası aldı. Cezası 7 Bin 80 TL para cezasına çevrildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senger’in bir öğrenci olarak ödemesi güç olan bu cazeyı ödemek üzere TGB bir kampanya başlattı. Kampanyanın hedefi; 4 Aralık’a kadar &lt;strong&gt;7080 öğrenciden 1 TL&lt;/strong&gt; toplayarak, bu büyük parayı toplamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciler kafelere, üniversite kantinlerine ve açılacak stantlara konulacak kumbaralarla parayı toplamaya çalışacak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İşte o kampanyanın afişi:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tgb.gen.tr/images/stories/2010/kasim/2/1tl_cevap_afis2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px; height: 905px;" src="http://www.tgb.gen.tr/images/stories/2010/kasim/2/1tl_cevap_afis2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5729129346845701503?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5729129346845701503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5729129346845701503&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5729129346845701503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5729129346845701503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/11/7-bin-80-kisi.html' title='7 Bin 80 kişi'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-9043435884792626961</id><published>2010-11-10T12:30:00.003+02:00</published><updated>2010-11-10T12:33:09.418+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='10 KASIM'/><title type='text'>ATATÜRK' Ü ANDIK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TNp0dt_sdxI/AAAAAAAAAZM/61L9aOgyf4A/s1600/Mustafa%2BKemal%2BAtaturk%2BResimleri%2B%252815%2529.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 461px; height: 346px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TNp0dt_sdxI/AAAAAAAAAZM/61L9aOgyf4A/s400/Mustafa%2BKemal%2BAtaturk%2BResimleri%2B%252815%2529.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537866745717225234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!... RUHUN ŞAD OLSUN PAŞAM.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağ başını efkâr almış,&lt;br /&gt;gümüş dere durmaz ağlar,&lt;br /&gt;gözyaşından kana kesmiş gözlerim,&lt;br /&gt;ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar,&lt;br /&gt;ağlar, ağlar, cihan ağlar.&lt;br /&gt;Mızıkalar iniler, ırlam ırlam dövülür,&lt;br /&gt;altmış üç ilimiz, altmış üç yetim,&lt;br /&gt;yıllar gelir geçer, kuşlar gelir geçer,&lt;br /&gt;her geçen seni bizden parça parça götürür,&lt;br /&gt;Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diz dövdüm,&lt;br /&gt;gözlerim şavkı aktı Sakarya'nın suyuna,&lt;br /&gt;Sakarya'nın suları nâmın söyleşir.&lt;br /&gt;Hemşehrim Sakarya, öksüz Sakarya.&lt;br /&gt;Ankara'dan uçan kuşlar,&lt;br /&gt;Kemal'im der günler günü çağrışır,&lt;br /&gt;kahrolur bulutlara karışır,&lt;br /&gt;gök bulut, yaşmak bulut,&lt;br /&gt;uca dağlar, dev boyunlu morca dağlar&lt;br /&gt;divan durmuş bekleşir,&lt;br /&gt;Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl böyle varıp geldin, hoşgeldin,&lt;br /&gt;çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin,&lt;br /&gt;şol yüzünde güneş südü sıcaklık,&lt;br /&gt;ellerinden öperim, Mustafa Kemal.&lt;br /&gt;Senin dalın, yaprağın, biz, senin fidanların,&lt;br /&gt;biz bunları yapmadık,&lt;br /&gt;sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal.&lt;br /&gt;Elsiz, ayaksız bir yeşil yılan,&lt;br /&gt;yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal.&lt;br /&gt;Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler,&lt;br /&gt;çün buyurdun kesenleri astılar,&lt;br /&gt;sen uyudun asılanlar dirildi,&lt;br /&gt;Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor,&lt;br /&gt;dokunmayın, ağlamaktan bıkmam diyor,&lt;br /&gt;bu gece kıyamet gecesi, bu vapur Bandırma vapuru,&lt;br /&gt;yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal,&lt;br /&gt;ben ölümden korkmam diyor,&lt;br /&gt;korkmam diyen dilleri toz oldu, toprak oldu,&lt;br /&gt;değirmen döndü dolandı, yıllar oldu,&lt;br /&gt;bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir,&lt;br /&gt;o bize öğretmedi kazan kaldırmasını,&lt;br /&gt;günahı vebali öğretenin boynuna,&lt;br /&gt;erdirip oldurana ana avrat sövmesini,&lt;br /&gt;yüreğim kırıldı kanım kurudu,&lt;br /&gt;var git Karadeniz var git başımdan,&lt;br /&gt;mızıka çalındı düğün mü sandın,&lt;br /&gt;bir yol koyup gideni gelir mi sandın,&lt;br /&gt;Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'nın taşına bak,&lt;br /&gt;tut ki baktım, uzar gider efkârım,&lt;br /&gt;çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım,&lt;br /&gt;gözlerimin yaşına bak,&lt;br /&gt;Ankara Kalesi'nde, Rasattepe'de&lt;br /&gt;bir akça şahan gezer dolanır,&lt;br /&gt;yaşın yaşın mezarını aranır,&lt;br /&gt;şu dünyanın işine bak,&lt;br /&gt;Mustafa'm, Mustafa  Kemal'im...&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;~ Attila İLHAN ~&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-9043435884792626961?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/9043435884792626961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=9043435884792626961&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9043435884792626961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/9043435884792626961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/11/ataturk-u-andik.html' title='ATATÜRK&apos; Ü ANDIK'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TNp0dt_sdxI/AAAAAAAAAZM/61L9aOgyf4A/s72-c/Mustafa%2BKemal%2BAtaturk%2BResimleri%2B%252815%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-6035482429369539426</id><published>2010-10-27T15:49:00.003+03:00</published><updated>2010-10-27T15:52:16.510+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='destur turizm'/><title type='text'>GÜLELİM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TMggZsH_YGI/AAAAAAAAAZA/a6dbE7A_xPM/s1600/destur.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TMggZsH_YGI/AAAAAAAAAZA/a6dbE7A_xPM/s400/destur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532707767938146402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DESTUUURR!...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-6035482429369539426?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/6035482429369539426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=6035482429369539426&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6035482429369539426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6035482429369539426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/10/gulelim.html' title='GÜLELİM'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TMggZsH_YGI/AAAAAAAAAZA/a6dbE7A_xPM/s72-c/destur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-1475410840076453995</id><published>2010-10-26T11:32:00.004+03:00</published><updated>2010-10-26T11:40:46.658+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ılımlı islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mülteci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='molla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam cumhuriyeti'/><title type='text'>MOLLA ZULMÜNDEN KAÇANLAR ANLATIYOR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/10/25/iran-da-oluyorduk-turkiye-de-nefes-aliyoruz-916278.Jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 354px; height: 224px;" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/10/25/iran-da-oluyorduk-turkiye-de-nefes-aliyoruz-916278.Jpeg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MOLLA ZULMÜNDEN KAÇANLAR ANLATIYOR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran’dan kaçmışlar. Kimi kaçakçıların gösterdiği karanlık yollardan sınırı geçmiş, kimi havaalanında muhafızlara rüşvet verip uçağa binmiş. Hemen hepsinin ilk durağı Ankara… Başkentteki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) kendilerini gönderdiği kentlerde yaşıyorlar. Burada çalışmaları da polisten izinsiz seyahat etmeleri de yasak.  BMMYK’nın kendilerine randevu vermesini, mülteci statüsü kazanmayı ve sonra da ABD, Kanada, Almanya gibi ülkelerden birine gitmeyi umuyorlar. Ortalama 12 ay Türkiye’deler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların ve daha önemlisi İran’da bıraktıkları ailelerinin güvenliği nedeniyle ismini veremediğimiz üç Anadolu kentinde hikayelerini dinledik. Bir kısmı fotoğraflarını bile çektirmedi, bir kısmı inadına poz verdi.  “İran’dan neden kaçtınız” sorusuna birbirinden zor hikayeler anlatarak yanıt verdiler. Son dönemde gelenlerin çoğu 12 Haziran 2009 seçimleri sonrasında katıldıkları gösterilerde tutuklanıp işkence gören, tecavüze uğrayan gençler… Ama dini, cinsel tercihi ya da “bir kadın olarak artık İran’da yaşayamadığı” için gelenler de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikâyeleri bambaşka olmasına rağmen İran’la ilgili birbirine benzer şeyler anlattılar. Hepsi ülkelerini çok seviyor, İran’ı bırakıp gelmiş olmaktan dolayı büyük bir üzüntü duyduklarını hissediyorsunuz. Önceki hayatlarını anlatırken özlem dolular. Zaten anlattıklarının doğru olduğuna bizi ikna eden de bu özlem oldu. Konuştuğumuz kişilerin çoğu  birbirini tanımıyordu. Ama garip bir şekilde hepsi aynı şeyi en az bir kez söyledi: “İran başka, İslam Cumhuriyeti başka… Biz İran’dan değil, İslam Cumhuriyeti’nden kaçtık.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de çok zor şartlarda yaşıyorlar. Paraları yok, çalışmalarına izin verilmiyor. İran’da bilgisayar mühendisi olup Türkiye’de günde 10 TL’ye inşaat işçiliği yapanlar var. Evleri eski eşyalarla dolu … Ailelerinden uzaktalar, bazılarının aileleri polis gözetiminde yaşadığı için telefonda bile konuşamıyorlar.  Muhalefet gösterilerine katıldıkları için hapse giren, işkence görenlere “Pişman mısınız” diye sorduğumuzda hiç tereddütsüz “hayır” diyorlar. Hemen hepsi aynı benzetmeyi yapıyor: “Biz İran’da ölüyorduk, Türkiye’de en azından nefes alıyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı dizisinde İran gibi komplike bir ülke ya da BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi dev bir kurumla ilgili derinlemesine bir hikaye anlatma çabasında değiliz. Bu ikisine konuştuğumuz kişilerin yorumları nispetinde değindik. Ancak hem İranlı yetkililerden hem de BMMYK temsilcilerinden haberimize katkıda bulunmalarını rica ettik. Asıl İranlılar’ın ülkelerinden neden kaçtıklarını, yeni hayatlarını beklerken Türkiye’de neler yaşadıklarının peşine düştük. Önümüzdeki günlerde size bu hikayeleri anlatacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Leyla’nın suçu ne?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Leyla bir kez bile gösterilere katılmadı. Ama sevgilisi kaçınca polis onu kaçırdı, yerini öğrenmek için iki gün boyunca  işkence etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük, sıkıcı bir kentte, bir iş hanının üçüncü katındaki evlendirme dairesinde bekliyoruz. Yirmi kadar sandalye, masanın üzerindeki kırmızı yapma çiçekler ve duvardaki Atatürk portresiyle burası dünyanın en depresif nikah dairesi…  Ama Leyla ve Parham’ın çok umrunda değil gibi... Gelinin üzerindeki yeşil mont, yeşil pantolon ve yeşil Converse ayakkabıların rengi manidar. Damat sevgilisine dokunmadan duramıyor. Sanki elini belinden çekerse yanından alıp götürecekler. Bakışlarında öyle bir özen, öyle bir korku var. Leyla montunu çıkartıp nikah masasına oturduğunda kollarındaki yara izlerini görüyoruz. Yüzü gülüyor ama gözleri boş bakıyor. Sonradan sohbet ederken “Ben hayatımı kaybettim” diyor, “Artık hiçbir zaman gerçekten mutlu olamam.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonları dinliyorlardı&lt;br /&gt;Tören bittikten sonra birlikte evlerine yürüyoruz. Parham eve gelen diğer arkadaşlarıyla sohbet ederken Leyla yanımıza oturup hikayesini anlatmaya başlıyor. Ama bu yavaş, tane tane, sırasız bir anlatım. Sürekli “problemim” dediği bir şeyden bahsediyor, bunun ne olduğunu ancak saatler sonra söylüyor. Parham 12 Haziran 2009’daki seçimlerden sonra muhalif gösterilere, nam-ı diğer Yeşil Hareket’e katıldığında kendisi gibi binlerce gençle birlikte gözaltına alınmış. Tutuksuz yargılandığı davadan hapis cezası alacağını anlayınca Türkiye’ye kaçmış. Leyla “Telefon konuşmalarını dinledikleri için sevgili olduğumuzu biliyorlardı, o gittikten sonra sürekli sıkıştırıp Parham’ın yerini sormaya başladılar” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PLANLAYIP SALDIRDILAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Leyla’nın  hayatı son derece planlı, organize bir saldırıyla değişmiş. “Üniversiteye yürüyordum. Bir araba yaklaşıp laf atmaya başladı. Hızlı hızlı yürüyüp uzaklaşmaya çalışırken başka bir araba durup yardım teklif etti. İçinde bir kadın da vardı. Güvenip bindim. İki araçtakilerin birlikte çalıştıklarını otomobil üniversite yerine şehir dışına saptığında anladım” diyor.&lt;br /&gt;Leyla’yı götürdükleri evde zorla makyaj yaptırmışlar. Sonra çırılçıplak soyup fotoğraflarını çekmişler. Hala bu fotoğrafların internete düşmesinden korkuyor. “Makyaj kokusuna dayanamıyorum” diye anlatıyorhırsla…  Ona tecavüz edenler  Besicdi. “Her dakika Parham’ın yerini soruyorlardı” diyor.&lt;br /&gt;Kaç kişi olduklarını hatırlamıyor. Tecavüzü anlatırken hep uzağa, bazen salonun öbür ucunda arkadaşlarıyla oturan kocasına bakıyor. Dudakları titriyor ama hiç ağlamıyor. Ona yapılanları anlatırken mesafeli bir tavrı var, tıbbi sözcükler seçiyor. Mesela “Vajinal ve anal yoldan zorla ilişkiye girdiler” diyor. Onu yakından tanıyan bir İranlı arkasına geçtiklerinde tornavida da kullandıklarını söylüyor.&lt;br /&gt;Leyla o evde iki gün kalmış. “Ağzıma işediler, kustum, kusmuğumu yedirdiler. O sırada bayılmışım. Sanırım öleceğimi düşünüp beni bir yol kenarına attılar” diyor. Birileri acıyıp şehre götürdüğünde ailesinin yanına gidememiş. Galiba hikayesinin en trajik yanlarından biri de bu… “Babam çok gelenekseldir. Ortaokulda tek başıma sinemaya bile göndermezdi. Tecavüze uğradığımı öğrense beni de kendini de öldürürdü” diye anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesine söyleyemedi&lt;br /&gt;Ailesine vücudundaki morlukları “kaza” diye açıklamış, sevgilisine ise hiçbir şey söylememiş.  “Parham artık beni sevmez, istemez zannettim. Bütün bağlantımı kestim ama o ne yapıp edip beni buldu, Türkiye’ye çağırdı” diyor.  Leyla iki ay önce havalimanında polise rüşvet verip ismini kara listeden sildirdikten sonra Türkiye’ye uçtu.  Şimdi karı koca Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne yaptıkları sığınma talebinin sonucunu bekliyorlar. Parham’ın BM randevusu 9 ay önceydi. Hala yanıt alamamış. Leyla yalnızca ilk görüşmeyi yaptı, asıl randevusunu bekliyor. ABD’ye gitmek istiyorlar. Leyla orada hukuk okuyacak. “İran’da da hukuk okumak istemiştim ama orada sadece şeriat hukuku var. Hâlbuki ben gerçek hukuku öğrenmek istiyorum” diyor. Röportaj boyunca hep aynı şeyi tekrarlıyor:  “Okumak istiyordum, kariyer ve aile istiyordum. Olmadı.”&lt;br /&gt;Biz onlarla konuşurken arkadaşları mutfakta hazırlık yapıyordu. Yemekle masaya geldiğinde herkes tabağına alıp ayakta yemeye başladı. Leyla ise bir köşeye çekilip elindeki metinleri çalıştı. Farsça bir şarkıyı İngilizceye çevirmeye çalışıyordu. Bir köşeye büzülüp oturmuştu. Ayrılırken “Ailene bile anlatamadığın şeyleri neden bize anlattın” diye sorunca “İnsanlar İran’ın içinde neler yaşandığını öğrensinler istiyorum” dedi, “Ama sakın bana acımasınlar. En son istediğim şey bu!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Her şeye değdi... En azından insanlar artık Ahmedinecad gibi olmadığımızı biliyor’&lt;br /&gt;Leyla ve Parham’ın evleri herhangi bir üniversite öğrencisininkine benziyor. İkinci el mobilyalar var. Kütüphaneye birkaç boş içki şişesi dizilmiş. İran’da bilgisayar mühendisliği öğrenimini yarım bırakıp gelen Parham, bir fotokopi merkezinde çalışıyor. Yevmiyesi 10 TL. Geçen hafta faturayı ödemedikleri için elektrikleri kesilmiş. Leyla beş gün karanlıkta oturduklarını anlatıyor. Gecelerden laf açılınca “Uykuyu hiç sevmiyorum. Kabus görmemek için her akşam uyku ilacı alıyorum” diyor. O sırada Parham ile göz göze geliyorlar. Parham salonun öbür ucunda ama gözü hep üzerimizde… Sanki Leyla’yı  kıracak, üzecek bir şey yapmamızdan korkuyor. Leyla’ya “Sence kendini suçlu hissediyor mu” diye sorunca  “Parham masum. Bana bunu yapanlar hayvandı” diyor. Sesinde ilk kez o an bir kızgınlık hissediliyor. “Ben ilk değilim ki… Dört yıl önce bir kız arkadaşım partiye gitmişti. Besicler basmış. Ona da orada tecavüz ettiler” diyor. “İran’ı çok seviyorum, ailemi çok seviyorum. Ama orada yapamazdım. İran’da hayat çok çok çok zor.” Parham yanımıza geldiğinde “Yeşil Harekete katılmanın bedeli sizin için çok ağır oldu. Buna değdi mi” diye soruyoruz. Hiç tereddütsüz “evet” diyor. Oysa milyonlarca kişi, günlerce sokaklarda yürüdükleri halde  İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad hala iktidarda… “Yanılıyorsunuz. Dünya artık İran’da herkesin Ahmedinecad gibi olmadığını biliyor. Bu bile yeter!” diyor. Sonra kendi kendine konuşuyor... “Buraya gelirken daha iyi bir İran için daha kolay savaşacağımızı düşündük. Oysa şimdi anlıyorum ki biz aslında kaçtık. Bunun farkındayım ve bu beni kahrediyor. Ama orda annemin her gün benim için endişelenmesine katlanamıyordum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BESİCLER Beş milyon üniformasız polis&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-  İran'ın gönüllü milis teşkilatı Besic Direniş Gücü, İslam Devrimi lideri Ayetullah Humeyni'nin "yirmi milyon kişiden oluşan bir ordu" çağrısı üzerine 30 Nisan 1980'de oluşturuldu. Buna göre hükümet, tüm vatandaşlara İslami şartlara uygun olarak askeri eğitim sağlayacak, böylece bu kişiler gerektiğinde ülkeyi savunmak için hazır olacaklardı. Besic'in hiçbir üniformasının bulunmaması nedeniyle "sivil kıyafetliler" lakabı takılmıştı.&lt;br /&gt;-  Devrim Muhafızlarına bağlanan Besic, yasaları korumak üzere büyük şehirlerde görevlendirildi. Irak-İran Savaşı’nda orduya yardım ettiler. 1990'ların sonlarında Besic'in görev alanı tekrar güvenliği sağlamaya kaydırıldı. İran basınına göre ülkedeki Besiclerin sayısı 5-7 milyon arasında değişiyor.&lt;br /&gt;-  Besic, muhafazakarlar için özellikle kadınlar ve öğrencilerin kişisel özgürlüklerini kontrol etmek için bir politik araç haline geldi.  Mahmud Ahmedinecad'ın başa gelmesinin ardından Besicin politikaya olan müdahaleleri daha da arttı. 2009 seçimlerinin ardından başlayan hükümet karşıtı protestolarda Besic ana baskı kolunu oluşturdu. Liseler, üniversiteler, fabrikalar ve sokaklardaki protestoculara karşı koymak için silahlandırıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;30 kentte yaşıyorlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-  Mülteci kime denir?&lt;br /&gt;1951 Cenevre Sözleşmesi'ne göre ırkı, dini, milliyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti, siyasi düşünceleri nedeniyle kendi ülkesinde zulüm görmekten haklı bir korku duyan, bu korku sebebiyle ülkesinden kaçmak zorunda kalan, başka bir ülkeye sığınan kişilere mülteci deniyor.  Dünyada Türkiye dahil 144 ülke Cenevre Sözleşmesi’ni tanıyor.&lt;br /&gt;-  Sığınma hakkı arayanlarla farkı nedir?&lt;br /&gt;Sığınma hakkı arayan kişiler kanunlarla korunur. Bu kişilerin durumunun Cenevre Sözleşmesi’ne uyduğu tayin edilirse mülteci olma hakkı kazanırlar.&lt;br /&gt;-  BMMYK nedir?&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 1950 yılında kuruldu. BMMYK, mültecilerin güvenliğe ulaşmalarını, hayatlarının tehlikede olduğu bölgelere geri gönderilmemelerini ve temel insan haklarından yararlanmalarını sağlamak için uluslararası koruma sağlar ve mülteci sorunlarına kalıcı çözümler bulmak için hükümetlerle birlikte çalışır. BMMYK 50 yılda 50 milyon insana yardım etti.&lt;br /&gt;-  Türkiye’de BMMYK var mı?&lt;br /&gt;Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi'ni imzalamasından sonra Türkiye’de BMMYK ofisi açıldı. BMMYK Türliye ofisi 83 kişilik personeli ile organizasyonun dünyadaki en büyük ikinci kolu. BMMYK’nın merkezi Ankara’da olmak üzere İstanbul, Silopi ve Van’da ofisleri bulunuyor. Hükümetler, sivil toplum örgütleri ve bireysel bağışlarla finanse edilen BMMYK’nın Türkiye ofisinin 2010 bütçesi 7 milyon 800 bin dolar. Hükümetin katkısı ise 400 bin dolar.&lt;br /&gt;-  Türkiye'de ne kadar mülteci var?&lt;br /&gt;Türkiye iltica arayanlar ve mülteciler için hem bir hedef hem de transit ülke konumunda. Coğrafi konumu nedeniyle Türkiye'ye birçoğu Avrupa Birliği'ne geçmek isteyen çok sayıda iltica talepçisi giriş yapıyor, çok sayıda göçmen de kaçak yollardan sınırlardan geçiyor. BMMYK’nın 2010 yılı verilerine göre Türkiye’de 10 bin 350 mülteci, 2 bin 739 ülkesiz insan bulunuyor, 5 bin 987 kişi de iltica talep ediyor.&lt;br /&gt;-  Türkiye’ye iltica edebiliyorlar mı?&lt;br /&gt;Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesini imzalarken “coğrafi çekince” koydu. Buna göre Türkiye’de “iltica hakkı” sadece Avrupa’dan gelenlere veriliyor. Avrupalı olmayanların ise, üçüncü bir ülkenin kendilerini mülteci olarak kabul etmesi için BMMYK’ye yapacakları başvurularına yanıt alana kadar “geçici sığınmacı” olarak kalmalarına izin veriliyor. "Sığınmacıların" başka bir ülkeye yerleştirilmeleri de yıllar sürebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Kaynak: milliyet.com.tr&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-1475410840076453995?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/1475410840076453995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=1475410840076453995&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1475410840076453995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1475410840076453995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/10/molla-zulmunden-kacanlar-anlatiyor.html' title='MOLLA ZULMÜNDEN KAÇANLAR ANLATIYOR'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-8086173130821878486</id><published>2010-10-26T11:01:00.001+03:00</published><updated>2010-10-26T11:03:55.751+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bölünme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öfke'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefret'/><title type='text'>KİN ve NEFRET</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KİN ve NEFRET&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ülkede kin, nefret, öfke fırtınası yaşanıyor. Tabi bu fırtına belli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çevrelerce bilinçli bir şekilde yaşatılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ama ne yazık ki, rezilliğin dibine vuranlar, toplumun tümünü ya da bir&lt;br /&gt;kesimini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı ifadeleri kullanmaktan hiç&lt;br /&gt;kaçınmıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı vatandaşlarımıza yönelik bilinçli ya da değil gerçekleştirilen&lt;br /&gt;çirkinlik kimin eseri diye sormak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumda artık herkes etnik köken, din mezhep araştırmasına yönelmiş&lt;br /&gt;durumda. Güvensizlik ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik&lt;br /&gt;söylemleri ciddiye bile alınmıyor. Kamplaşma artıyor. Toplumda&lt;br /&gt;küllenmiş geçmişe ait ne varsa tartışma konusu ediliyor. İnsanlar&lt;br /&gt;şaşkınlık içinde! Ne adına bunlar yapılıyor, demokratikleşme ve&lt;br /&gt;özgürlük adına. Acaba gerçekten öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleşen rezillikten sadece partiler, gazeteciler, akademisyenler&lt;br /&gt;mi, aydınlar mı sorumlu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç işleyenlere yaşa varolan diyenlerin, hiç bir işlem yapmayanların&lt;br /&gt;hiç suçu yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reyting canavarına kurban verdiğiniz topluma aşılanan zehir, etkisini&lt;br /&gt;gün geçtikçe arttırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV'deki programların, gazete manşetlerinin, köşe yazılarının, TV'de&lt;br /&gt;konuşanların, hayatımızı işgal etmesi; hatta sadece hayatımızla&lt;br /&gt;sınırlı kalmayıp hayallerimizi bile işgal altına alması sıkıntılı bir&lt;br /&gt;süreç. Düşünen ve üreten beyinler yetiştiremezsek, gençlerin ellerine&lt;br /&gt;hamburger kolayı verirsek, gerçek başarının iç huzuru ve mutluluk&lt;br /&gt;olduğunu unutturan hayatlar yaşatırsak, sevmezsek/öpmezsek, kendine&lt;br /&gt;saygı kavramını yaşamlarına entegre edemezsek, prensipler&lt;br /&gt;geliştirecekleri onurlu hayatlar yaşatamazsak, sadece para ve&lt;br /&gt;bilgisayarla oyalanıp zaman öldürmelerine müsaade edersek olacağı bu&lt;br /&gt;elbet!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olmak istediğini bilmeyen ve hayatının merkezine dizi&lt;br /&gt;karakterlerini oturtan gençler, bizim geleceğimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bizler, bugünümüzü ziyan ettiğimiz gibi geleceğimizi de yok&lt;br /&gt;ediyoruz. Bu tabloyu görünce inanıyorum ki, küresel ısınma bile,&lt;br /&gt;insanlık kadar dünyaya zarar veremez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlerine sahip çıkmayan bir toplumda çözülüş kaçınılmazdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişimciliğin en önemli gereklerinden biri özgür düşüncedir. Kafalar&lt;br /&gt;ne kadar özgür olursa düşünceler de o kadar güçlü olacaktır.&lt;br /&gt;Özgürlüğün önü açıldıkça girişimcilikte gelişecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutulmamalıdır ki; topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan&lt;br /&gt;yenilikçi düşünmeleri beklenemez. Amaçsız idealsiz hedefsiz,&lt;br /&gt;özgürlükte ekmekte olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dünyada, gıda, su, enerji güvenliği, döviz kuru savaşları&lt;br /&gt;tartışılırken, daha fazla nasıl zenginleşiriz, işsizliği nasıl çözeriz&lt;br /&gt;sorularına yanıt aranırken, Türkiye'de anlamsız gereksiz konular&lt;br /&gt;tartışılıyor. Enerjimizi o kadar lüzumsuz şeylere veriyoruz ki...Doğru&lt;br /&gt;şeyleri tartışmalıyız, gereksiz konulara takılıp kalmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin Türk insanına kazandırdığı en önemli şey, fırsat&lt;br /&gt;eşitliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada güneş tekrar doğudan doğmaya başladı. Bu güneş Anadolu&lt;br /&gt;coğrafyasına doğru geliyor. Eğer biz iyi hazırlanabilirsek o güneş bu&lt;br /&gt;topraklardan doğacak, dünyanın siyasi, askeri ekonomik lideri Türkiye&lt;br /&gt;olacaktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir girişimci olmak için nelere ihtiyaç vardır? sorusunu&lt;br /&gt;herkes soruyor. Özgüvene, paraya, yenilikçi düşünceye, iyi eğitime&lt;br /&gt;ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençler kendilerine güvenmeli ve kendilerinden daha akıllı insanlarla&lt;br /&gt;çalışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarı için; hedef belirleyecek ve hayal kurulacak, çalışılacak. Çünkü&lt;br /&gt;çalışmadan belirlenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yılmadan&lt;br /&gt;çalışmak gerekir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik önemlidir. Ülkeler zenginleştikçe işsizlik azalır. Ancak&lt;br /&gt;asıl zenginlik güç ve vicdandır. Herkes birbirini mutlaka sevmesi&lt;br /&gt;gerekir. Ayrılıkta azap birlikte rahmet vardır. Empati yapmayı&lt;br /&gt;öğrenmeliyiz. Birbirimizi, sağcı-solcu, Kürt-Türk, başı açık-kapalı,&lt;br /&gt;alevi-sünni diye dışlamaya hakkımız yok. Bu bizim zenginliğimiz ve&lt;br /&gt;birbirimizi kucaklamak zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları sağlayacak ülkenin duyarlı bilinçli insanları, ortak&lt;br /&gt;değerlerde buluşarak, birlikte hareket etmek zorundadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN SÖZÜ: Hayalleri, hedefleri olan insan çalışarak başarıya&lt;br /&gt;ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NURULLAH AYDIN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;E MAİL: na741954@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-8086173130821878486?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/8086173130821878486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=8086173130821878486&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/8086173130821878486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/8086173130821878486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/10/kin-ve-nefret.html' title='KİN ve NEFRET'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-7317532013212388089</id><published>2010-10-14T14:01:00.001+03:00</published><updated>2010-10-14T14:04:02.557+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zor sorular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cevabı sizde saklı'/><title type='text'>UYANALIM VE UYANDIRALIM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.harunyahya.org/Makaleler/res/buyuk_Turkiye07.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 305px;" src="http://www.harunyahya.org/Makaleler/res/buyuk_Turkiye07.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  .. UYANALIM VE UYANDIRALIM&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;     &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;    ZOR  SORULAR… Cevabı sizlerde Saklı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;01. Hangi Kürt kardeşimiz mimar, mühendis olmak istedi de, onlar teknik üniversiteye sokulmadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02. Hangi Kürt kardeşimiz ülkenin herhangi bir yerinde mağaza, dükkân, kebapçı açtı da ona izin verilmedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03. Hangi Kürt kardeşimiz şarkı-türkü okuyup kaset çıkartıp film yaptı da onun önü kesildi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;04.  Hangi Kürt kardeşimiz Akdeniz'de, Ege'de 5 yıldızlı otel-motel yapmak istedi de ona teşvik verilmedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05.  Hangi Kürt kardeşimiz banka kurmak istedi de ona izin verilmedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06.  Hangi Kürt kardeşimiz herhangi bir partiden milletvekili adayı oldu da ona seçilme imkânı tanınmadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.  Hangi Kürt kardeşimiz turizm-seyahat acenteleri kurdu da ona ruhsat verilmedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;08.  Hangi Kürt kardeşimiz askerliği tercih etti de Ordu'da yükselmesinin önü kesildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;09.  Hangi Kürt kardeşimiz geçmişte senato başkanı oldu da ona itiraz eden oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.  Hangi Kürt kardeşimizin bu ülkeye cumhurbaşkanı olmasının önü kesik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.  Hangi Kürt kardeşimizin Türkiye 1. Ligi'nde futbol oynamasının önünde engel var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.  Hangi Kürt kardeşimize kredi verilmedi, hangisine doktor bakmadı, hangisine mektep kapısı kapatıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.  Hangi Kürt kardeşimize bu ülkenin İstanbul'unun, Ankara'sının, Antalya'sının, Mersin'inin, İzmir'inin kapıları kapalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.  Hangi Kürt kardeşimize yurtdışına çıkmak istediğinde pasaport  verilmiyor? Ama o  Kürt kardeşlerin yaşadığı yerlerde, 25 yıldır gelene kurşun sıkıldı, gidene kurşun sıkıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KİM HASMANE OLDU?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Henüz 3 aylık asker olana da mermi yağdırıldı, terhisine 2 ay kalana da kurşun yağdırıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Mayınlı tuzaklar ne kol bıraktı ne bacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Yüzlerce iş makinesine benzin dökülüp yakıldı, binalar kundaklandı, mektepler öğretmenleriyle bombalandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Fırsat geldiğinde tek asker de katledildi, 30 asker de kurşuna dizildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Yine de şehit ve gazi anneleri bağırlarına taş bastılar, kan davası gütmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Türkiye’nin hiçbir köyünde kasabasında Kürt kardeşlerimize karşı hasım hane bir tutum ve davranış içine girmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Bütün bunlar bir açılım değilse ne? Birileri bize bunun dışındaki açılımın ne olduğunu arı, net, duru, temiz biçimde anlatsa da bilsek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Bilelim... Çünkü Türk vatandaşı zaten bağrını, gönlünü açmamış mı bu ülkede yaşayan herkese?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DAHA BAŞKA AÇILIM NE OLA Kİ?&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TÜRKİYE CUMHURİYETİ TASFİYE EDİLİYOR &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi yapmaktadırlar. Böylesi dışmerkezli bir emperyalist oyuna bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe başlarını tutan kadrolarla medyada etkili olan işbirlikçi mandacı gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir ulusal kurtuluş savaşı vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir. Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve net bir biçimde Türk kamuoyunda kesinlik kazanmıştır.&lt;br /&gt;Hiç kimse cumhuriyet yıkıcılığı ya da Türkiye düşmanlığı yaptığını kabul etmiyor. Her şey "değişim" kavramı içerisinde ve Türk devleti dıştan zorlanan bir plan dâhilinde çözülmeye mahkûm ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim sözcüğünün sihirli görünümünün arkasına sığınan ikinci cumhuriyetçiler, maddeci işbirlikçiler, alt kimlikçi federasyoncular, ılımlı İslamcı görünümlü şeriatçılar, emperyalizm ve Siyonizm ile her türlü işbirliğine açık olan oportünistler koalisyonu elbirliği ile Atatürk'ün cumhuriyetine saldırmaktalar ve kültürel alt kimlikçilik dış desteklerle hortlatıldığı gibi kayıt dışı ekonominin sağladığı olanaklarla yer altı ilişkileri doğrultusunda birçok mafya ve benzeri hukuk dışı çıkar örgütlenmelerinin de gündeme geldiği görülmektedir. Kurtlar Vadisi gibi televizyon dizileri ile böylesine hukuk dışı bir yapılanma iç ve dış menfaat çevreleri tarafından hem özendirilmekte hem de desteklenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesine olumsuz bir süreç içinde ülkenin birliği ve bütünlüğü tehlike altına sürüklenmekte, yetmiş beş milyonluk bir milletin gelecek güvencesini sağlamakla görevli Türk devleti her gün biraz daha gerileyerek devre dışı kalmaktadır. Bu aşamada Türkiye'yi yöneten bir zihniyet, yeni dönemin plan çalışmalarında devletin küçültülmesini ana hedef olarak ilan etmektedir. Bu tür bir hedef belirleme, şimdiye kadar yarısı tasfiye edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geri kalan diğer yarısının da tasfiye edilmek istendiğinin en açık göstergesidir. Sürekli olarak dış baskılarla iyice küçülmüş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği ile ilgili planlama çalışmalarına devletin küçültülmesi ana hedef olarak belirlenirse, bu gelecekte Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal ve üniter yapısının ortadan kaldırılmak istendiğinin en açık göstergesi olarak anlaşılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü OECD istatistiklerine göre; Avrupa ve Amerika gibi kıtalardaki batı ülkelerine oranla en küçük devlet Türkiye Cumhuriyeti'dir. Batı ülkelerinde devletin ekonomideki ağırlığı ortalama olarak yüzde 40 ya da 50 oranında olmasına rağmen, Türkiye'deki devletin ekonomideki büyüklüğü son yıllarda yüzde 20'lerden yüzde 10'lara doğru küçülmüştür. Kendi devletlerini güçlü ve büyük tutan batılı emperyal ülkeler sıra Türkiye'ye gelince, Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü mirasçısı Türkiye'yi daha da küçültmenin yollarını aramaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği sürecinde yani bir Yugoslavya modeli yaratarak Türkiye'nin ülkesini bir Sevr haritasına dönüştürmek isteyenler, bu doğrultuda devletin küçültülmesi için sürekli olarak baskı yapmaktadırlar. Avrupa Birliği'ne paralel olarak IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşlar da Türk devletinin küçültülmesi için devletin yetkili organlarını baskı altında tutmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabuk devlet suçlamaları ile medyadaki papağanlarını Türk devletinin üzerine süren emperyal merkezler kendi devletlerini daha da büyütmenin arayışı içindedirler. Bu doğrultuda dünyanın her bölgesini sömürge durumuna düşürürlerken, Türkiye'yi de iyice küçülterek çeşitli eyaletlere bölebilmenin çabası içindedirler. Büyük Avrupa, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail gibi dünyanın merkezini içine alacak bölgesel federasyon planlarına Türkiye'nin ülkesini merkez yapmak isterlerken, bu ülkenin üzerinde kurulu bulunan Türk devletinin ortadan kaldırılmasına giden yolu açmak istemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi, küreselleşme, değişim gibi sihirli sözcüklerle Türk Devleti yavaş yavaş ortadan kaldırılmakta, gelecekte bir dış destekli federasyona giden yol açılmaya çalışılmaktadır. Batılı merkezlerin hepsi bu doğrultuda çalışırken, Yugoslavya'dan sonra dünyanın merkezinde kurulmuş olan Türk devleti de tasfiye edilmek istenmektedir. Son yıllarda reform adı altında gündeme getirilen bütün yasal düzenlemelerinin devletin merkezi gücünü ortadan kaldırdığı, parçalı bir yapıyı ortaya çıkarabilmek üzere merkezin yetkilerinin sürekli olarak yerel yönetimlere devredildiği artık iyice görülmektedir. Tablo kesin hatları ile belli olduğuna göre, Türk devletinin geleceğine bir büyük ulusal kurtuluş savaşı vermiş olan Türk milleti karar verecektir. Türk milleti ulusal ve üniter cumhuriyet devleti tasfiye edilirken, bu gidişe bir dur diyecek, ulusal egemenliğine sahip çıkarak yeni yüzyılda da bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin çatısı altında yaşamını sürdürecektir. Artık devleti ve cumhuriyeti ortadan kaldırmakta olan bu reform görünümlü deforme sürecine Türk Milleti acilen "dur" demelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu yazı bir kamu hukuku profesörünün Türk kamuoyuna uyarısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-7317532013212388089?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/7317532013212388089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=7317532013212388089&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7317532013212388089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7317532013212388089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/10/uyanalim-ve-uyandiralim.html' title='UYANALIM VE UYANDIRALIM'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-6495946797389265582</id><published>2010-09-29T11:37:00.001+03:00</published><updated>2010-09-29T11:39:55.028+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet'/><title type='text'>BİZİM CUMHURİYETİMİZ BUDUR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TKL7Hdt4xzI/AAAAAAAAAX4/SCKoNiweuVg/s1600/cumhuriyet.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 237px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TKL7Hdt4xzI/AAAAAAAAAX4/SCKoNiweuVg/s320/cumhuriyet.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5522252198764398386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Haberler geliyor dört bir yandan.&lt;br /&gt;Diyorlar ki, "&lt;b&gt;Cumhuriyet kovulan namuslu aydın yazarlarla anlaştı.&lt;/b&gt;"&lt;br /&gt;Demek artık Cumhuriyet ölü toprağını üzerinden attı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Demek artık bize kol kanat gerekecek, "&lt;b&gt;çocuklar yalnız değilsiniz&lt;/b&gt;" diyecek bir Cumhuriyetimiz var.&lt;br /&gt;O halde...&lt;br /&gt;Ey yazar arkadaş korkma.&lt;br /&gt;Ey haberci meslektaş çekinme.&lt;br /&gt;Çocuklarıma nasıl ekmek götüreceğini dert etme.&lt;br /&gt;Diren.&lt;br /&gt;Özgürce yaz.&lt;br /&gt;İşten kovulursan sana sahip çıkacak bir gazeten var artık.&lt;br /&gt;Cumhuriyet tarihi misyonuna uygun baş kaldırışını gerçekleştiriyor işte.&lt;br /&gt;Yazarlarına, gazetecisine, habercilerine sahip çıkıyor.&lt;br /&gt;Kuvayi Milliye ruhuna; büyük baş kaldırışın öncüsü olma misyonuna tekrar bürünüyor.&lt;br /&gt;Heeey duyuyor musunuz:&lt;br /&gt;Aç kalacağım, eve yavruma süt götüremeyeceğim, yazamayacağım diyenler.&lt;br /&gt;Korkmayın. Kaldırın başınızı.&lt;br /&gt;Cumhuriyetiniz var artık.&lt;br /&gt;Görmüyor musunuz:&lt;br /&gt;Cumhuriyet "&lt;b&gt;bu kavgada ben de varım&lt;/b&gt;" diyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mine Kırıkkanat...&lt;br /&gt;Haluk Şahin&lt;/b&gt;'le başladılar.&lt;br /&gt;Arkasından kimler kimler gelecek:&lt;br /&gt;Bir &lt;b&gt;Bekir Coşkun &lt;/b&gt;neden olmasın.&lt;br /&gt;Ya bizim can kardeşimiz &lt;b&gt;Nihat Genç...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet evlatlarına sahip çıkıyor.&lt;br /&gt;Ve biliyoruz ki bu yiğit duruşu okuyucuları da ödüllendirecektir.&lt;br /&gt;Gün korkak gazetelere, TV’lere tavır alma günüdür.&lt;br /&gt;Gün Cumhuriyet kazanımlarını koruma günüdür.&lt;br /&gt;Ey okuyucu!&lt;br /&gt;Okuyup geçme bunları; gazeteni al; gazeteni aldır.&lt;br /&gt;Bu büyük yürüyüşe bir gazete alarak destek ol.&lt;br /&gt;Evet, biliniz ki:&lt;br /&gt;Biz artık kimseden "&lt;b&gt;ahlar vahlar&lt;/b&gt;" dinlemek istemiyoruz.&lt;br /&gt;Gün bugündür.&lt;br /&gt;Gün yazarına, gazetene, internet sitene çıkma günüdür.&lt;br /&gt;Hadi, utandırma bizi.&lt;br /&gt;Gör bak nasıl yaratırsın namuslu genç ellerinle...&lt;/p&gt; &lt;b&gt;Odatv.com&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-6495946797389265582?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/6495946797389265582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=6495946797389265582&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6495946797389265582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6495946797389265582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/09/bizim-cumhuriyetimiz-budur.html' title='BİZİM CUMHURİYETİMİZ BUDUR'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TKL7Hdt4xzI/AAAAAAAAAX4/SCKoNiweuVg/s72-c/cumhuriyet.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-3670963129637416021</id><published>2010-09-17T10:39:00.001+03:00</published><updated>2010-09-17T10:41:38.015+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='referandum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Halk'/><title type='text'>Halk evet mi dedi?</title><content type='html'>&lt;h1&gt;&lt;img src="http://www.vatanbir.org/rsm/gun-banu-avar-in-yaninda-olma-gunudur-1209647452.jpg" border="0" /&gt;&lt;/h1&gt; &lt;span style="color: navy;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;50 milyon seçmen vardı. Yüzde 58 EVET, Yüzde 42 HAYIR sonuçla bir oylama geride kaldı.&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;700 bin oy geçersiz sayıldı. (Bu noktaya dikkat). Ve halkın yüzde 23’ü oy kullanmadı.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Öncelikle;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Bu süreçte, milyarlarca liralık rüşvet, sadaka, yardım, iktidar partisi eliyle dağıtıldı. Tüm basın yayın araçlarında propaganda makinası EVET! diye bağırtıldı. Diyanet, cami imamları, EVET kampanyası yaptı. Tüm illerde Valilikler, ve kaymakamlıkların imkanları kullanıldı.,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;TÜM BUNLARA KARŞIN, bu millet yüzde 42 oranında ‘HAYIR!’ dedi.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Yüzde 42’lik HAYIR, baskının ve propagandanın ve yayılan bilgi karmaşasının boyutu düşünüldüğünde, küçümsenecek bir rakam değildir.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;‘Umutsuz’luk girdabına kolay düşenlere ve ‘gideceğim bu diyarlardan’ mealinde iletiler yollayan sevgili gençlere diyorum ki, işte hep yazıp çizdiğimiz ‘ecnebileşme’ budur!&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kaçmak, milleti ‘aptallıkla’ suçlamak, ‘3 kuruşa satılanlardan’ sözetmek , durumu görememektir. Kolayı seçmektir. Kendini rahatlatmaktır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Zor olan ANLAMAKTIR…&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Anlamamız gereken ilk mesele millet ÖZGÜR İRADESİYLE ‘EVET’ dememiştir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Karnı aç, beyni aç bırakılmış olanlar, ne olduğunu bilmedikleri ve dillerinin bile dönmediği bir ‘referandum’un içinde yeralan 26 maddeye EVET basmışlardır. Anayasa değişiklikliğinin ülke yararına olacağına birileri tarafından; köydeki, mahalledeki imam, güvendiği arkadaş, aile ve aşiret reisi ve her gün ekranda gördükleri kuklalar tarafından İKNA edilmişlerdir.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;İkinci mesele, bu İKNA’nın sebebidir. Bu millet uzun zamandır MUHALEFETE güvenmemektedir. Muhalefet yokluğu ve muhalefetin çeşitli kesimlerce, ‘güven vermez uzantıları’ EVET demelerine neden olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;CHP ve MHP gerçek muhalefet değildir. Ve halk aslında muhalefet etiketi altında duran partileri uzun zamandır MUHALEFET olarak görmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;blockquote style="margin-top: 5pt; margin-bottom: 5pt;"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;‘Batı eksenindeyiz’ diyerek, ABD’ye göz kırparak, ‘AB’ye biz sizi sokacağız!’ diyerek, ‘kürt raporlarından’ sözederek, birbirinden beter işlere bulaşmış partilileri yüksek görevlere getirerek, Amerikan istihbaratı ile Soros’la görüşüp, Bilderberglerde ağırlanarak, yolsuzlukları kanıtlanmış belediye mensuplarını parti içinde tutarak, çarşaf ve başörtüsü söylemini ‘kullanarak’ ve ‘beyaz Türk’ burnu büyüklüğü içindeki öncü kadroları, aç sefil halkla temasa sokarak, bir noktaya varılamayacağı kanıtlanmıştır. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/blockquote&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Önümüze bakalım!&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Şimdi tarih 13 Eylül. 3 ay önce bıraktığımız yerde, satılan fabrikalar, her dört gençten birinin işsiz olduğu, nüfusun yüzde 14ünün de aç bilaç işsiz sokaklarda dolaştığı, her gün şehitler verdiğimiz ve ekranlarda ‘açılım’ın ve ‘özerkliğin’ tartışıldığı bir Türkiye vardı.&lt;strong&gt; 3 aydır, millete referandum tartışması dayatıldı. Şimdi başbakanın deyişiyle ‘BÜYÜK KAPI açıldı!’ ‘Tarihi eşikten geçmiş bulunuyoruz!’&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Önümüzdeki birkaç ay içinde , Başbakan’ın teşekkür ettiği ‘Okyanus ötesi’ (sadece cemaat değil ama ABD yönetimi), Başkanlık sistemini ve federasyon anayasasını devreye sokacak. Böylece üniter devlete bir nokta koyma çalışmaları hız kazanacak.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;İktidar eliyle yeni bir anayasa yapılacak. Bu anayasada ‘Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü’ maddesi olmayacak.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;Yargı, Yürütme ve yasama ile birlikte ABD- AKP arzularını yerine getirmekle mükellef olacağı bir sisteme sokulacak.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Önümüzdeki süreçte, ‘halkın psikolojisi’ ile ince ayar oynanarak Türkiye topraklarından çalınarak kurulacak bir kukla devlet fikri fiiliyata geçirilecek.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Ermenistan ve Patrikhane konusunda ABD’nin AB’nin istediği adımlar hayata geçirilecek.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Medyada daha büyük bir yandaş dalga ortalığı saracak .&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ve Silivri’den geride kalan muhalif aydınlar büyük risk altında olacak.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Tüm bu koşullarda Türk milletinin GERÇEK MUHALEFETE ihtiyacı vardır. Türk milleti, oy verdiklerine değil, oy vermediklerine bakmak lazımdır.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Bu millet varolan ‘muhalefeti’ desteklememekte, ya da ‘KERHEN’ desteklemektedir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;blockquote style="margin-top: 5pt; margin-bottom: 5pt;"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;img src="http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK340290BB761_250.jpg" border="0" /&gt;&lt;strong&gt;Muhalefete güvenemeyen bir millet yüzde 42 oyla bir Amerikan projesine HAYIR! diyorsa, GERÇEK MUHALEFET ortaya çıkabilse, tümüyle arkasında birleşecektir..&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/blockquote&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Halk GERÇEK MUHALEFET’i beklemektedir! &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Beklemeyi bırakıp, o muhalefeti kendi bağrından çıkarması gerektiğini, bilinçaltından fiiliyata geçirdiği gün, Türkiye bambaşka bir sabaha gözünü açacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Bunu belli bir zaman içinde beceremezse, ülke SEVR haritasında ve bu oylama sonuçlarını gösteren haritalarda yansıdığı gibi, üçe bölünmüş haliyle de kalmayacak, ABD’nin atadığı ‘krallar’ca yönetilen, şehir devletçiklere bölünerek yokoluşa gidecektir.&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kendini bilmezlerce söylendiği gibi ‘Atatürk ilkeleri’ toprağa gömülecek ‘EVRENSEL HUKUK’ teranesi kılıfında faşizm egemen olacaktır.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Ben Türk milletinin tarihte yaptığı gibi, BU AŞAMADA düşmanı şaşırtacağını biliyorum!&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Banu AVAR&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:banuavar@superonline.com" target="_blank"&gt;banuavar@superonline.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.banuavar.com.tr/" target="_blank"&gt;www.banuavar.com.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İLK KURŞUN&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-3670963129637416021?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/3670963129637416021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=3670963129637416021&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3670963129637416021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3670963129637416021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/09/halk-evet-mi-dedi.html' title='Halk evet mi dedi?'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-2200582380018060967</id><published>2010-09-06T11:58:00.003+03:00</published><updated>2010-09-06T12:04:57.970+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasfiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='6 7 eylül'/><title type='text'>6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kenardan.files.wordpress.com/2009/05/6-7-eylul-olaylari.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 374px; height: 267px;" src="http://kenardan.files.wordpress.com/2009/05/6-7-eylul-olaylari.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="content clear-block"&gt;          &lt;h1 class="main-title"&gt;6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi&lt;/h1&gt;&lt;p class="anametin"&gt;1955’in 6 Eylülü. Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Adalar’da Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi gerçekleşti. İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı. Kalabalık güruhun önüne çıkan tüm dükkânlar, kiliseler yağmalanmıştı. Devletin kolluk kuvvetleri önceden haberdar oldukları halde herhangi bir müdahalede bulunmadan olayları izlemekle yetindiler. Olayların ardından birçok Rum ve gayrimüslim, sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yaşadıkları alanları terk etmek zorunda kaldılar. Olayların tarihsel gelişimi, eski despotik devlet geleneği üzerinde yükselen yapının yeni sahiplerinin sınıfsal ihtiyaçlarıyla örtüşmekteydi.&lt;/p&gt;&lt;p class="anametin"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="anametin"&gt;Kapitalist üretim ilişkilerinin yeni yeni nüfuz etmeye başladığı Osmanlı devletinin son dönemine kadar, ticaret, ağırlıklı olarak gayrimüslim tebaanın eliyle yürüyordu. Bu olgu TC’nin kuruluş yıllarında da varlığını sürdürecekti. Lozan Konferansıyla “azınlık” statüsü verilen Rumlara ve diğer gayrimüslimlere, yeni gelişmekte olan Türk burjuvazisi bir taraftan gıpta bir taraftan da açgözlü bir kinle bakıyordu. Bu “azınlıklar”ın burjuva kesimlerinin sahip olduğu servet ve mülkiyete çeşitli biçimlerde el koyma girişimleri en açık ifadesini aslında daha II. Dünya Savaşı sırasında yürürlüğe konulan Varlık Vergisi ile bulmuştu. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;TC devletinin kuruluşundan itibaren siyasal yaşama damgasını vuracak olan kesim Osmanlı’dan sarkan sivil-asker bürokrasi olacaktı. Burjuvalaşma öncelikli olarak bu bürokratik elit kesimde ve onun eliyle gerçekleşecekti. Bir taraftan M. Kemal, Türk burjuvazisine “zenginleşin” diye seslenirken, öte taraftan, kimi uygulamalarla gayrimüslimlerin elinde yoğunlaşan sermayenin, Türk burjuvazisine akışı amaçlanıyordu. Bu tarihlerde, İT (İttihat ve Terakki) çizgisinin takipçisi olan CHP tarafından hazırlanan “&lt;em&gt;Azınlıklar Raporu&lt;/em&gt;”nun Rumlarla ilgili bölümünde şu ifadeler yer almaktaydı: “&lt;em&gt;Anadolu’da bugün Rum yok denecek kadar azdır. Hiçbir yerde ilerde bir tehlike teşkil edecek durumda değildir. Binaenaleyh Rumlar için esaslı tedbir alınması gereken yerimiz İstanbul’dur. Bu hususta söylenecek tek söz, İstanbul’un fethinin (500.) yıl dönümüne kadar İstanbul’u tek Rumsuz hale getirmektir.&lt;/em&gt;”&lt;a name="_ednref1" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_edn1"&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Türk egemenlerinin bu hedeflerine iki yıl gecikmeyle de olsa ulaşmalarına vesile olan, 6-7 Eylül Olaylarıdır. Osmanlı’nın son döneminde “&lt;em&gt;İT iktidarının, devleti kurtarmanın temel bir yönü olarak, milli bir burjuvazi yaratmayı kendine hedef koyması, azınlıkların mülksüzleştirilmeleri yolunda önemli bir dönemeç noktasıydı.&lt;/em&gt;”&lt;a name="_ednref2" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_edn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Aynı amaçla 1915’te gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı ile 1924’teki nüfus mübadelesi, bu İT misyonunu tamamlamak için yeterli olmamıştı. Ardından 1942-44 arasında getirilen Varlık Vergisi de, çok önemli bir adım teşkil etmekle birlikte kâfi görülmedi. Osmanlı’nın son döneminden bu mirası devralan yeni Türk devletinde, 6-7 Eylül Olayları Türk burjuvazisinin amacına ulaşmasında yeni dönemeç noktasını oluşturdu.&lt;/p&gt; &lt;h2 class="Baslik2"&gt;Olayların gelişimi&lt;/h2&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Olayların patlak vermesine zemin hazırlayan etken, Kıbrıs’ta İngiliz sömürgeciliğine karşı Rumların başlattıkları bağımsızlık mücadelesiyle hâsıl olan &lt;em&gt;Kıbrıs sorunu&lt;/em&gt; idi. Bu yıllarda uluslararası arenada, 2. Dünya Savaşının bitimiyle yeni siyasal dengeler kurulmaya başlanmıştı. Harabeye dönmüş Avrupa ülkelerinde ABD’nin de desteğiyle hızlı bir kapitalist gelişme dönemi yaşanmaktaydı. 1955’e kadar Türk devletinin &lt;em&gt;gündeminde&lt;/em&gt; &lt;em&gt;olmayan&lt;/em&gt; Kıbrıs sorunu, ilk defa olarak 50’li yılların başında, Rumların İngiliz sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesini yükseltmeleriyle TC’nin ilgi alanına girdi. Kıbrıs stratejik açıdan Ortadoğu’da hem petrol bölgelerine hem de bölgedeki karışıklıklara yakınlığı nedeniyle İngiltere’nin kolayca vazgeçemeyeceği bir konumda bulunuyordu. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;İngiltere bir kere daha, adada bağımsızlık mücadelesini yükselten Rumlara karşı sayıları daha az olan Türkleri harekete geçirdi&lt;a name="_ednref3" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_edn3"&gt;[3]&lt;/a&gt;. Her iki kesimde de yükselen milliyetçilik, iki ulusun bir arada yaşamasını zorlaştırmaya başlarken, İngiltere, böylelikle vücut bulacak Rum-Türk çatışmasından istifade edip adadaki varlığını meşrulaştırma yoluna gidecekti. 1955 yılına gelindiğinde, Yunanistan’la birleşmeyi (ENOSİS) savunan EOKA (Kıbrıs Savaşçıları Ulusal Örgütü) kuruldu. Türk tarafında da benzeri şekilde, Özel Harp Dairesi tarafından Volkan ve Dokuz Eylül isimli milliyetçi Türk örgütleri kuruldu. Kıbrıs sorununun bu merhaleye varmasını takip eden süreçte, TC devleti, Kıbrıs sorunu diye bir sorunun olmadığını, adanın zaten İngiltere’ye ait olduğunu, statükonun devamından yana olduğunu ifade etmekte idi. Yunanistan 1954’te Birleşmiş Milletler’e, Kıbrıs’ın “kendi kaderini tayin hakkını” kullanıp bağımsızlığını ilan etmesi önerisinde bulunmuştu. Yunanistan’ın bu istemine şiddetle karşı çıkan Türkiye’ye göre, İngiltere adadan çekilecekse Kıbrıs Türkiye’ye bırakılmalıydı. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Adadaki gerilimin artması üzerine, İngiltere, Londra’da, Yunanistan ve Türkiye’nin katıldığı, 27 Ağustostan 7 Eylüle kadar sürecek bir konferans gerçekleştirdi. Konferansın başlamasından kısa bir süre önce dönemin Başbakanı Adnan Menderes, “Kıbrıs’taki kardeşlerimizin yakın günlerde umumi bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunduğu”nu söylüyordu. Menderes, İstanbul Liman Lokantası’nda yaptığı konuşmada, 28 Ağustos tarihinde Türk azınlığa karşı “gerçekleştirileceğini duydukları”&lt;a name="_ednref4" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_edn4"&gt;[4]&lt;/a&gt; katliama karşı Kıbrıslı Rumları ve Yunanistan’ı uyarıyordu. Bu sıralarda, Türkiye’de, Demokrat Parti’nin desteğiyle kurulmuş olan &lt;em&gt;Kıbrıs Türktür Cemiyeti&lt;/em&gt; (KTC) ile &lt;em&gt;İstanbul Yüksek Okullar Talebe Birliği&lt;/em&gt; (İYOTB) gibi örgütler yaptıkları çağrılarla azınlıklara karşı şovenist bir dalganın zeminini döşemekteydiler.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;1950’deki seçimlerle muhalefet partisi konumuna düşmüş olan CHP de bu şoven dalganın yayılmasında ve olayların örgütlenmesinde faal bir rol oynadı. O yıl yayınlanan Ulus gazetesinin 2 Temmuz tarihli nüshasında CHP Gençlik Kollarının, Kıbrıs’ın Türkiye dışında başka bir devlet tarafından ilhak edilemeyeceğini, “sadece bir Türk gönüllüler alayının bile, değil Kıbrıs’a, Batı Trakya hatta bütün Yunanistan’a Türk sancağı dikecek gücü olduğu”nu vurgulayan açıklamaları yer alıyordu. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Londra’da görüşmelerin başlamasıyla beraber, Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Ağustos ayı sonunda büyükelçilikten Ankara’ya çektiği şifreli bir telgrafta, Rumların lehine görünen dengeleri Türkler lehine değiştirecek bir şeylerin “orada” (Türkiye’de) yapılması gerektiğini bildiriyordu. Konferansın son günlerine gelinirken, 4 Eylülde Kıbrıslı Türkler Londra’da bir gösteri düzenlediler. 5 Eylülde Taksim’de toplanan kalabalık da, kitlesel bir gövde gösterisi gerçekleştirdi. Bu sırada şehrin dışında yoğun bir hareketlilik yaşanmakta, “İstanbul’u gezmek” üzere kamyonlara ve trenlere doldurulan ve çoğunluğu bilinçleri milliyetçilikle zehirlenmiş yoksullardan oluşan kalabalık bir güruh İstanbul’a doğru getirilmekteydi. İyice gerilen ortamda olayları ateşleyen kıvılcım, ertesi gün saat 13:00’da devlet radyosundan duyurulan, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin bombalı saldırıya uğradığı haberiydi. Dönemin istihbarat örgütü MAH’ın hizmetinde çalışan &lt;em&gt;İstanbul Ekspres &lt;/em&gt;gazetesi aynı gün öğleden sonra yaptığı ikinci baskıda, olayı manşetten duyurarak haberin yayılmasını sağladı. Normalde 20-30 bin civarında tiraj yapan gazetenin ikinci baskısı, o dönemin teknik koşullarında hiç de kolay olmayan bir sayıda, 290 bin adet basılmıştı. Gazetenin dağıtımından hemen sonra KTC ve İYOTB’nin yönlendirdiği kalabalık güruh, akşam saatlerinde, kamyonlarla dağıtılan ve hepsi tek tip olan sopa, balta ve kazma gibi aletlerle Taksim’de toplanıp İstiklal Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçtiler. Daha evvelden Rumlara ait olduğu tespit edilerek duvarları kırmızı haçlarla işaretlenmiş, tabelâsı yabancı dille yazılmış, Tünel’e kadar uzanan güzergâhta bulunan tüm mekânlar yağmalandı. Ev ve işyerlerine giren güruh içerisinden kimi yağmacılar “cana zarar verilmeyecek, sadece mala zarar verilecek” diye bağırıyorlardı. Kimi dükkân sahipleri yağmadan kurtulacakları düşüncesiyle vitrinlerine Atatürk’ün büstünü ve Türk bayrağını koymuşlardı.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;İstanbul’un 52 yerinde, İzmir’de ve adalarda aynı anda gerçekleştirilen yağmalarla çok sayıda tarihsel yapı harabeye çevrildi. Yağmalanan bölgelerde yollar boydan boya kırılıp dökülmüş eşyalarla doluydu. Rumların mezarlarına dahi saldırılarak kemikler sokaklara saçılmış, yeni defnedilen cesetler parçalanmıştı. O dönem kendi evi de yağmalanan DP İstanbul milletvekili Aleksandros Haçopulos 12 Eylülde mecliste yaptığı konuşmasında, Büyük Ada’ya motorlarla gelen yaklaşık 300 kişilik bir grubun, polisin gözü önünde Rumlara ait ev ve işyerlerini tahrip ettikten sonra adadan ayrıldıklarını anlatır. Olayların patlak vereceğinden haberli olan ordu birlikleri ve polis, Rumların yoğun yaşadıkları yerlerde hazırlıklı olmalarına rağmen yağmacı kalabalığa herhangi bir müdahalede bulunmadılar. Kimi üniformalı polisler de yağmaya katılmıştı. Hatta yağmacılar tankları birer kürsü olarak kullanmışlardı.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;İlk gün, gelişen ve yayılan olaylara dair hükümetten herhangi bir açıklama yapılmadı. Gece yarısı sıkıyönetim ilan edildiği duyuruldu. Ancak sabahın erken saatlerinde sıkıyönetim kaldırıldı. İkinci günün akşamı tekrar sıkıyönetim ilan edildi. Ordu olayları izledikten sonra ikinci günün sonunda kalabalığa müdahale edip dağıttı ve olaylara son verdi.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Olayların bilançosu çok ağır oldu. 7 Eylülde İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildiğinde, ardında pek çok yaralı bırakmıştı ve maddi hasar çok ağırdı. Mahkeme kayıtlarına dayandırılarak verilen sayılara göre, 4214 ev, aralarında 21 fabrikanın bulunduğu 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 azınlık okulu, 5 spor kulübü, 2 mezarlık tahrip edilmişti. Saldırılar sırasında tecavüz olayları da yaşanmıştı. İzmir’de ise 14 ev, 6 dükkân, 1 pansiyon, Yunan Konsolosluğu, Katolik Kilisesi, Fuar’daki Yunan pavyonu ve İngiliz Kültürevi tahrip edildi. Dönemin İzmir gazeteleri 7 kişinin ağır, 50 kişinin hafif yaralı olduğunu yazıyordu.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;İzmit ve Adapazarı’ndan gelen yağmacılar geri dönmek üzere Haydarpaşa istasyonuna geldiklerinde, üzerlerinde yağmaladıkları mallarla yakalandılar. Bunların büyük bir bölümünün başka şehirlerden getirildiği ortaya çıktı (örneğin Sivas’tan 145, Trabzon’dan 117, Kastamonu’dan 116, Erzincan’dan 111 kişi).&lt;a name="_ednref5" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_edn5"&gt;[5]&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Kaynaklara göre, olaylardan sonra İstanbul’da 5104, İzmir’de 424, Ankara’da ise 171 kişi tutuklanmıştı. Ne var ki bunların çok büyük bir kısmı bir süre sonra serbest bırakıldı ve ceza alanlar küçük bir azınlığı oluşturdu. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Olayların hemen ardından basında önce, “halkın duygusal tepkisi”, “milli galeyan” gibi ifadeler yer alırken kısa bir süre sonra ağız değiştirilerek, hiçbir delile dayanmadan “komünistler” günah keçisi ilan edildi. Emniyetteki dosyada adı yer alan elli solcu aydın tutuklandı. Aceleyle hazırlanmış suçlular listesinde çok önceden ölmüş olanlar ve askerliğini yapmakta olanlar da vardı! Aydınlar 5 ay cezaevinde tutulduktan sonra beraat ettiler. &lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Sıkıyönetim komutanı Nurettin Aknoz, tutuklanan solculara ne yapılacağı sorulduğunda “&lt;em&gt;İstanbul’u yaktıran o heriflerdir. Hepsine müstahak oldukları cezayı verdireceğim. 10-15’ini sallandıracağım, geri kalanını da 25’er, 30’ar yılla zindanda çürüteceğim&lt;/em&gt;” yanıtını vermişti. Aknoz’un talimatına göre, olayların “komünistler dışında” birileri tarafından yapıldığını yazan gazeteler kapatılacaktı. Ancak olayların sorumluluğunu solculara yıkma fikrini danışmak üzere ABD’den getirtilen uzman, yaptığı araştırmadan sonra “komünist parmağı” görüşünü doğrulamayacak, &lt;em&gt;bu kadar güçlü olmaları durumunda komünistlerin etrafı tahrip edeceklerine ihtilal yapmayı yeğleyeceklerini&lt;/em&gt; söyleyecekti. Olayların yaşandığı günlerde İstanbul’da gerçekleştirilmekte olan uluslararası toplantıları izlemek üzere gelen çok sayıda yabancı gazeteci, olayları dünya basınına aktarmışlardı. Bu toplantıların en önemlileri, “IMF ve Dünya Bankası toplantısı”, “Uluslararası Kriminoloji-Polis Konferansı” ve “10. Bizans Tetkikleri Kongresi” idi. Tutuklanan solcu aydınlardan biri olan Aziz Nesin, bir röportajında, olayların dünya basınına yansıması sayesinde ipten döndüklerini anlatacaktı.&lt;/p&gt; &lt;h2 class="Baslik2"&gt;Burjuva devlet Yassıada Duruşmalarında kendini aklıyor...&lt;/h2&gt; &lt;p class="anametin"&gt;27 Mayıs 1960’ta ordunun darbeyle yönetime el koymasının ardından gerçekleştirilen Yassıada Duruşmalarıyla olaylar tümüyle Menderes hükümetinin üzerine yıkıldı. Duruşmalarda ortaya çıkanlarla olayların baştan sona planlı bir şekilde yürütüldüğü ifşa edilecek, ancak devletin oynadığı asli rol tamamen hükümete yıkılarak Türkiye Cumhuriyeti devleti aklanacaktı. Demokrat Parti’nin yöneticilerine 6-7 Eylül olaylarını tertip ettikleri iddiasıyla açılan davada, Başbakan Adnan Menderes’e ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya altışar yıl, İzmir Valisi Kemal Hadımlı’ya ise 4,5 yıl hapis cezası verildi. Fakat, Yüksek Adalet Divanı, devletin perde arkasındaki rolünün açığa çıkmasına engel olmak için dava dosyasını 5 Ocak 1961’de kapattı ve sanıklara açılan davayı geri aldı.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin bombalanması olayının da planlı bir şekilde gerçekleştiği kısa bir süre içinde açığa çıktı. Bombalanan ev Türk Konsolosluğu ile aynı bahçede bulunuyordu. Bomba bahçeye atılmış ve evin sadece camları kırılmıştı. Bombalama olayının gerçekleştiği gece konsolosluk görevlisi Hasan Uçar gözaltına alındı. Böylece düğüm de Yunan mahkemelerinde çözülmüş oldu. Bomba Selanik’teki konsolosluk görevlisi Mehmet Ali Balin tarafından diplomatik kurye ile İstanbul’dan getirilmiş ve Selanik Üniversitesinde öğrenci olan Oktay Engin’in azmettirmesiyle Hasan Uçar tarafından bahçeye yerleştirilmişti. Engin, daha sonra TC vatandaşlığına alındı ve öğrenimini Türkiye’de sürdürdü. Bir süre Emniyet Genel Müdürlüğünde ve MİT’te aldığı görevlerden sonra Nevşehir Valiliğine atandı.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;6-7 Eylül Olaylarının üzerinden 40 yıl geçtikten sonra, o günlerde Özel Harp Dairesinde çalışan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu gazeteci Fatih Güllapoğlu ile yaptığı bir röportajda, “6-7 Eylül olayları Özel Harp Dairesi işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı” diyecekti. Emekli generalin “amacına ulaştı” ile ne kastettiği, bugün azınlık nüfusunun durumuna bakıldığında ortaya çıkıyor. 6-7 Eylül 1955, gayrımüslim sermayeye el konulmasıyla, Türk kimlikli sermayenin palazlanmasında bir başka önemli basamak oldu. Olaylardan sonra Türkiye’deki Rumların sayısında önemli bir azalma gerçekleşti. 1924’teki sayımlarda 1 milyon olarak sayılan İstanbul nüfusunun 280 binini Rumlar oluşturuyordu. Bugünse bu sayının 1500-2000’e indiği görülüyor.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Yaşadığımız ülkenin tarihi buna benzer nice kanlı örneklerle dolu. Türk devletinin kuruluşunda önemli bir destek aldığı Kürt halkı, sayıca hiç de azınlık olmadığı halde, Türk ulus-devletinin sınırları çizildikten ve cumhuriyet ilan edildikten sonra yok sayılmış, Kürtlerin kendi dillerinde konuşmaları dahi yasaklanmıştı. Türk egemenleri, bugün nice mücadelenin ardından kırıntı düzeyinde kimi hakları vermek zorunda kalsa da, bunları geri almak için fırsat kollamaktadır. TC devleti, Osmanlı’dan devraldığı katliamcı ve entrikacı geleneğini bugün de sürdürmektedir. Farklı milliyetlere sahip insanlar arasına ektiği nifak tohumlarını kendi varlığının bir güvencesi olarak hâlâ kullanagelmektedir. İçinden geçtiğimiz dönemde de burjuvazinin statükocu-devletçi kanadı, milliyetçilik rüzgârını körükleyerek halklar arasında nifak tohumlarının filizlenip boy vermesine çaba gösteriyor.&lt;/p&gt; &lt;p class="anametin"&gt;Burjuvazinin bu yöneliminin karşısında, bugün bu topraklar üzerinde kapitalistlere karşı yürütülecek mücadelede başarıya ulaşmanın yolu, farklı kültürlerden ve farklı uluslardan işçilerin ortak sınıf çıkarları ekseninde birleşerek mücadeleyi yükseltmesinden geçiyor. Bugüne kadar yaşanan tarih ortada. Ancak kapitalistler, tarihi kendi çarpıtmalarıyla bezeyip toplumun önüne “yaşanan tarih” diye sunuyorlar. Tarihi doğru bir şekilde öğrenebilmek her şeyden önce sınıfsal bakışı kazanmakla mümkün olacaktır. Geçmişte yaşananları öğrenmek ve tarihsel hafızaya kazımak, işçi sınıfının kendisine yönelen saldırıları göğüslemesini sağlayacak, geleceği ellerine almaya doğru atacağı adımları sıklaştıracak ve sağlamlaştıracaktır.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold;" class="anametin"&gt;Cem Keskin&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;p class="dipnot"&gt;&lt;a name="_edn1" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_ednref1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Aktaran Faik Bulut, &lt;em&gt;Kürt Sorununa Çözüm Arayışları&lt;/em&gt;, Ozan Yay., 1998, s.178. Bu raporun kapsamlı bir değerlendirmesi için bkz. Rıdvan Akar, “Bir Resmi Metinden Planlı Türkleştirme Dönemi”, &lt;em&gt;Birikim&lt;/em&gt;, sayı 110 (1998), s.68-75.&lt;/p&gt; &lt;p class="dipnot"&gt;&lt;a name="_edn2" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_ednref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Deniz Moralı, &lt;em&gt;Ermeni Sorunu: Gerçekler Direngendir&lt;/em&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="dipnot"&gt;&lt;a name="_edn3" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_ednref3"&gt;[3]&lt;/a&gt; İngiltere, daha önce de, 1931 yılında İngiliz sömürgeciliğine karşı ayaklanan Rum halkının isyanını bastırmakta kullandığı kolluk güçlerini, isyanın karşısında yer alan Türklerden oluşturmuştu.&lt;/p&gt; &lt;p class="dipnot"&gt;&lt;a name="_edn4" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_ednref4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Menderes’in “gerçekleştirileceğini duyduğu” katliam haberini yazan, Kıbrıs’ta çıkan Nacak gazetesinin muhabiri Aydın Konuralp idi. Kuşkusuz bu haber tümüyle bir asparagastan ibaretti. 1960’taki Yassıada duruşmalarında bu gerçeği açıklayan Konuralp, Demokrat Parti’nin beş bin liralık parasal yardımıyla desteklenen KTC’nin Ankara Şubesinin kuruluşunu örgütleyen kişiydi. &lt;/p&gt; &lt;p class="dipnot"&gt;&lt;a name="_edn5" href="http://www.marksist.com/cem_keskin/6_7_eylul_olaylari_azinliklari_tasfiye_hareketi.htm#_ednref5"&gt;[5]&lt;/a&gt; Emekli hakim Fahri Çoker’in Tarih Vakfı’na bıraktığı belgelerde yer alan rakamlar. &lt;/p&gt;        &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-2200582380018060967?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/2200582380018060967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=2200582380018060967&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2200582380018060967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2200582380018060967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/09/6-7-eylul-olaylar-aznlklar-tasfiye.html' title='6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-882360981990892642</id><published>2010-08-20T16:15:00.003+03:00</published><updated>2010-08-20T16:21:33.422+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='* Alparslan Aslan     * Adalet Bakanlığı'/><title type='text'>EFSANE POLİSİN İDDİALARI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TG6A8FvxEWI/AAAAAAAAAXY/XcybobmVpH0/s1600/hanefiavc%C4%B1.Jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 190px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TG6A8FvxEWI/AAAAAAAAAXY/XcybobmVpH0/s320/hanefiavc%C4%B1.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5507481164143726946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Emniyet Müdürü'nün kitabı siyasi gündemi karıştıracak&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, "Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabı siyasi kulislerde bomba etkisi yarattı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İçişleri Bakanlığının, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında inceleme başlattığı bildirildi. Bakanlık, Hanefi Avcı’nın yazdığı bir kitaptaki iddialarına ilişkin, iki mülkiye, bir polis başmüfettişini görevlendirerek inceleme başlattı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin en tanınmış istihbaratçılardan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, kaleme aldığı 600 sayfalık kitabında ülke gündemindeki olaylarla ilgili çok çarpıcı iddialarda bulundu.&lt;br /&gt;Eski İstihbarat Daire Başkanı Avcı, Fethullah Gülen cemaatinin devleti ele geçirdiğini iddia etti. Kitabında telefonlarının dinlemeye alındığını, komployu fark edince İçişleri Bakanı’na şikâyette bulunduğu anlatan Avcı, tüm yaşananları Başbakan’ın Başdanışmanına anlattığını, aradan zaman geçmesine rağmen harekete görmeyince kitap yazmaya karar verdiğini ifade etti.&lt;br /&gt;Kitabına “Haliç’te yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat” adını veren Avcı, emniyet, yargı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fethullahçı yapılanma sorunun çözülmesi gerektiğini, aksi halde insanların özgürlüğü ve hayatı ile özel sektör ile holdinglerin tehlike altında olduğunu kaleme aldı.&lt;br /&gt;Angora Yayınları’ndan çıkan 600 sayfalık kitapta Avcı, cemaate bağlı polislerin, savcıların cemaatin amaçlarına görev davrandığını belirtirken Emniyet’in de cemaate bağlı imamlar tarafından yönetildiğini kaleme aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kimse beni ikna  edemez’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görev yaptığı Mersin, Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Edirne ve Eskişehir’de yaşadığı olayları anlatan Avcı, Danıştay saldırısı, Hrant Dink, Rahip Santaro cinayetleri ve Malatya Zirve Yayınevi katliamının yanında Ergenekon davasıyla ilgili de görüşlerini aktardı.&lt;br /&gt;Avcı, kitabında “Danıştay saldırısı ciddi bir delile dayanmadan Ergenekon’a bağlandı” derken, saldırıdan sonra polisin, saldırgan Alparslan Aslan’ın telefonuyla ilgili teknik inceleme yaptığını, görüştüğü kişiler arasında takip altındaki Muzaffer Tekin’in adının ortaya çıkmasıyla saldırıyı Ergenekon’a bağladığını belirtti. Avcı, kitabında şunları ifade etti:&lt;br /&gt;“Danıştay’a silahlı saldırı, Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır.&lt;br /&gt;Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.”&lt;br /&gt;Avcı ayrıca PKK, Hizbullah ve Dev-Sol gibi terör örgütlerinin iddianamelerde olduğu gibi Ergenekon’un kontrolü altında olduğu iddialarına katılmadığını da ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Zindan edecekler’ Avcı, kitabında şunları kaydetti: Bunların (cemaat) hayatımın bundan sonrasını zindan edeceğini biliyorum, geçmişte bir çok örgütün hedefi oldum. Amu bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım.&lt;br /&gt;Kimseye karışmadan sakin üç maymunu oynayıp belki de yükselerek hayatıma devam edebilirdim. ...Ama o zaman insanlığımdan, inançlarımdan, onurumdan utanırım, herkesi kandırsam kendimi kandıramam.  Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki, tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu artık herkes bilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Devlet içinde devlet’ Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcı numarasını artık kimse yutmasın. Bu işler emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin plan ve programı çerçevesinde cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. Bazı internet siteleri basın ve yayın hizmeti değil cemaatin propagandasını yapıyor. Büyük illerin Emniyet Müdürleri ve valiler bilsinler ki emirlerindeki polislerin bir kısmı kendilerini değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyorlar. Hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirler tarafından sarılmış durumda. ...Bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polisler ile cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatları ile yürütüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘İllegal ilişkiler’ Bu devlet uğruna bugüne kadar çok can verildi, zaten çok fazla sorunu olan bu devleti ve sistemi daha da bozmak, devleti içinde devlet kurmak akılla izah edilemez. Bu devletin polisi, askeri, medyası oluşturulmak istenen bu sistem içerisinde çalıştırılamaz, bugün olduğu gibi cemaatin hedefleri uğruna hukuksuzluklar, komplo, şantaj ve iftira yöntemleri ile çalıştırılırsa da gelecekte bu ülke herkes için adeta bir cehenneme dönüşür. Gördüğüm manzara korkunç, kadrolu devlet adamları devleti yönetemiyor. Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleriyle oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyorlar. Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil mi yoksa Emniyet Genel Müdürü, Daire Başkanları mı polis teşkilatını yönetiyor?”&lt;br /&gt;Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Güvence yok’&lt;br /&gt;Maalesef bu gruba karşı çıkmak çok kolay değil. Bir anlamda Fethullah Hoca’nın insafına kalınmıştır. Ama öncelikle şunların yapılması gerekir: İstihbari dinlemeler ciddi olarak araştırılmalıdır. Polis, Jandarma ve MİT teşkilatının vatandaşlara yönelik dinleme işlemleri mutlaka denetlenmelidir.&lt;br /&gt;Özel Yetkili mahkemelerin tüm hakim ve savcıları emsali hakim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz&lt;br /&gt;Türkiye’de adalet çürüyor, gerçi zaten çürümüştü ama bu defa yok ediliyor. Böyle giderse iş adaletten çıkacak ve insanlar silaha sarılacak. İnsanların hayatları, şerefleri ile bu kadar oynanırsa, onlara en yakışıksız isnatlarda bulunulursa, hayatta onurlarından başka kaybedecekleri olmayanlar, kendilerine atılan lekeyi temizlemek için her şeyi yaparlar. Bu duruma çok uzak değiliz artık. Devletin vatandaşına iftira atması kabul edilmez. İzleme ve dinleme kontrol edilmezse ülkedeki tüm muhaliflerin hatta şimdiden sonra özel şirket ve holdingler için tehlike çok yakın hale gelmiştir. Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve cemaat yanlısı müfettişler görevden alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Benim de telefonum dinlendi’Hanefi Avcı kitabında, bir uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Emniyet Müdür Yardımcısı Emin Aslan’a “Ben yaparım o yapmaz” şeklinde kefil olduktan sonra cemaatin kendisine komplo kurduğunu ve telefonlarını dinlemeye aldığını belirtti. Avcı, şöyle devam etti: “Emin beye yapılanlara karşı çıktığım için İstanbul Emniyet’indeki cemaat lideri konumundaki polis şefleri benim toplumdaki saygınlığılı sarsmak için hakkımda araştırma başlattılar. Hakkımda araştırma başlatıldığını söyleyenler de cemaatin üst düzey polisleriydi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’dan randevu aldım. İstihbarat Dairesi’nin kanunsuz dinleme yaptığını hatta yalnızca beni değil bir çok kişiyi dinlediğini, özellikle Emniyet ve İçişleri Bakanlığı yöneticilerini isim vererek dinlediklerini söyledim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Başbakan harekete geçmedi’Avcı kitapta, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na verdiği ve içinde kendisine komplo kurulduğuna dair ifadelerin olduğu dilekçelere de yer verirken tüm yaşananları Başbakan’ın Başdanışmanına anlattığını belirtti. Hanefi Avcı kitabında bunu süreci şöle anlattı: “Başbakan’ın Başdanışmanı’na olayı anlattım. Cemaatin nerelere kadar sızdığını, neler yaptığını, ülkenin güvenliğini ve insanların özgürlüklerinin tehlikede olduğunu anlatmaya çalıştım. Aradan zaman geçmesine rağmen harekete görmeyince bu kitabın bir an önce yazılması gerektiğine inanıp yazmaya karar verdim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Baykal olayı cemaat işi’ Baykal’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu?Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘İHBAR EDİYORUM’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhbarda da bulunan Avcı, devlete ait olanların dışında da izleme ve dinleme aletleri olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avcı, “Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP’Lİ VEKİL: "YILLARDIR SÖYLÜYORUM"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Avcı’nın kitabında yer alan değerlendirmeler için, şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim yıllardır söylediğim bir hadise. 5 yıldan bu yana dile getirdiğim endişeleri doğruluyor. Bugün şudur; artık cemaate mensup okulların, dershanelerin, şirketlerin idari ve adli denetim dışı olduğu görülüyor. Bu yönüyle kayıt dışı yapılanma var. Bu kayıt dışı yapılanma ekonomik ve siyasi olarak destekler hale gelmiş durumdadır. 25 milyar dolar rakam kayıt dışı denetim durumunda. Bu rakamın bugün 100 milyarı aştığını söyleyebiliriz. Böyle bir güçten söz ediyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"DEVLETİN MEMURU YERİNE CEMAAT VE PARTİ MEMURU GELDİ"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişe verici olan tablonun kamu yönetimine, devlet yönetimine gelen memur tipi olduğuna dikkat çeken Kart, "Parti memuru ve cemaatin memuru, AKP’nin memuru. Bunlar çoğu zaman dayanışma içinde. Zaman zaman da partinin memuru ile cemaatin memuru çekişme içine giriyor. İzlenme ve dinlenme birimlerinde cemaatin memuru egemen durumda. Artık kurumlarda kıdem, liyakat dışı yapılanma olduğu için kurumlar işlerliğini kaybediyor. Bu devleti çökertmenin setret yapılanmasının bir yoludur, bir yöntemidir. Kim hedef alınıyor: Yüksek Yargı ve TSK hedef alınıyor. Öylesine vahim bir tablo ki, birkaç yıldır ÖSYM merkezli sınavlara olan güven kaybedildi, polis sınavında da bunu görüyoruz. Soruların servis edildiğini görüyoruz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"CEMAAT DEVLETİN İSTİHBARATINI KONTROL EDİYOR"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cemaat artık devlet istihbaratını kontrol eden ve yönlendiren bir durumdadır. Ama bir diğer vahim nokta; bu cemaat, dış istihbarat odakların yönlendirmesine tabidir" diyen Kart, cemaat yapılanmasının referandum sonuçlarıyla ilgili de devreye gireceğini belirterek, şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cemaat yapılanması referandumda ‘evet’ çıktığı takdirde HSYK seçimlerine doğrudan müdahale olacaktır. Şimdiden bu çalışma bakanlık inisiyatifinde sürdürülüyor. Cemaatle işbirliği içinde sürdürülüyor. Türkiye’nin 7-8 bölgeye bölerek, her bölgeye seçilecek hakimlerin belirlendiği, bu referandumun en büyük tahribatlarından biri olacak. Bölen, sabote eden bir tablo olacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"CHP 2007’DEN BERİ DİNLENİYOR"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç temel tarihin önemli olduğuna dikkat çeken Atilla Kart, şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"4 Mayıs 2007 Dolmabahçe görüşmesi. Haziran 2007 CHP’nin kurumsal olarak dinlenmesi; hâlâ dinlendiği kanısındayım. Bu fiilen yapılıyor. Bu parti memuru, cemaat yapılanmasının sonucudur. 5 Kasım 2007 Erdoğan-Bush görüşmesi. Bu üç tarih birbirini beseleyen, tetikleyen, üreten özellikleri taşımaktadır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'Lİ ERSİN'DEN BAŞBAKAN'A SUÇLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, "Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabı siyasi kulislerde büyük yankı uyandırırken, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, "Başbakan’ın yasa dışı özel istihbarat örgütü var. Ortam dinlemelerini bunlar yapıyor. Devletin bürokrasisi ve istihbarat örgütü cemaatin elinde" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, "Ben birkaç yıldan beri bunları söylüyorum. Başbakan’ın yasa dışı özel istihbarat örgütü var. Bu örgüt 2003 yılında yolsuzlukları araştırmak için kuruldu. Daha sonra 2005’ten bu yana Başbakan’a istihbarat hizmeti yapıyor. Ve bu ortam dinlemelerini bunlar yapıyor. Muhalif kişileri takip ediyorlar. Onların her davranışını kasete alıyorlar. Yandaş medya ve internet ortamına yansıtıyorlar. Korku imparatorluğu yaratıyorlar" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"MUHALİFLERİ DİNLİYORLAR"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam dinlemesinin cemaat ve cemaatlerden oluşan yapı tarafından gerçekleştirildiğini iddia eden Ersin, şöyle dedi:&lt;br /&gt;"Bu yapı muhalifleri takip ediyor. Onların ortam dinlemesi, telefon dinlemelerini ses kayıtlarına alıyor ve kamuoyuna yansıtıyor. Bunu yapan; kendilerinin hizmetinde olan yasa dışı örgüt. Başbakan’a hizmet yapan yasa dışı istihbarat örgütü ortam dinlemesi ve ses dinlemelerinin takibini yapıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"14 TANE MOBİL DİNLEME ARACI İTHAL EDİLDİ"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005’ten bu yana 14 tane mobil dinleme aracı ithal edildiğine dikkat çeken Ersin, şöyle dedi:&lt;br /&gt;"Kanada ve İsrail yapımı mobil dinleme araçlarının kimler tarafından ithal edildiğini öğrenemedim. Gizli olduğu gerekçesiyle bilgi veremeyeceklerini söylediler. Bu mobil araçlarının yasa dışı istihbarat örgütünde olduğunu düşünüyorum. Muhalefeti dinleyen yasa dışı istihbarat örgütü, Başbakan’a hizmet ediyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"BÜROKRASİ VE İSTİHBARAT CEMAATİN ELİNDE"-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bürokrasi ve istihbarat örgütü cemaatlerin elinde" diyen CHP’li Ersin, "Bu cemaatler Cumhuriyet tarihinin en güçlü dönemini yaşıyorlar. Devlet ve devlet organlarını istedikleri gibi kullanıyor ve yönlendiriyorlar" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞENER'DEN DESTEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, "Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabına Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’den destek geldi. Şener, "Yazmış olduklarından devlet kurgumuzla ilgili, devlet yapımızla ilgili önemli bilgiler ve şifreler içermiş olacağını düşünüyorum" dedi.&lt;br /&gt;ANKA’nın sorularını yanıtlayan Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Hanefi Avcı’nın kitabını şöyle değerlendirdi:&lt;br /&gt;"Hanefi Avcı, Emniyet’te tecrübeli, değişik zor dönemleri yaşamış, o günün koşullarını görmüş, Türkiye’de bürokrasi, devletin işleyişini yakından izlemiş ve yaşamış bir kişidir. Yazmış olduklarından devlet kurgumuzla ilgili, devlet yapımızla ilgili önemli bilgiler ve şifreler içermiş olacağını düşünüyorum. Önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum, bir kazanımdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVCI'YA ESKİ VEKİLDEN PKK SUÇLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19-20.Dönem Milletvekili Tevfik Diker, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’yı PKK’lı teröriste silah ve belge vermekle suçladı.&lt;br /&gt;Diker, yaptığı yazılı açıklamada, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, "Haliç’te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabında şok iddiaların bulunduğunu hatırlattı. Diker, açıklamasında Avcı’yı sert bir dille eleştirerek, şunları söyledi:&lt;br /&gt;"Şok iddialar  ortaya atan Avcı’ ya açık seçik bir soru sorarak Avcı’nın gerçek yüzünü ortaya çıkarma istiyorum. Avcı, PKK itirafçısı Ağrı doğumlu Ferhat kod adlı Mustafa Deniz’e ‘hayatı tehlike altındadır’ gerekçesi ile 9 mm. Browning marka L-27507 seri nolu silahı ve belgeyi neden verdin? 10 Temmuz 1997 yılında Hürriyet Gazetesi’ nde şimdiki Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu imzasıyla yayınlanan aşağıdaki köşe yazısında da konu edilen sorulara Hanefi Avcı ne yazık ki hala cevap vermedi. Soruları o tarihlerde Milletvekili olarak TBMM gündemine  de taşmıştım. Avcı, bu belgeli sorulara kitabında neden cevap vermemektedir? Avcı, bir şeyleri iddia ederken kendi hakkındaki belgeli iddialardan kaçamaz. Avcı’ nın silah verdiği PKK itirafçısı Mustafa Deniz, Cem Ersever’ in sağ kolu olup faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-882360981990892642?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/882360981990892642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=882360981990892642&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/882360981990892642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/882360981990892642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/08/efsane-polisin-iddialari.html' title='EFSANE POLİSİN İDDİALARI'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TG6A8FvxEWI/AAAAAAAAAXY/XcybobmVpH0/s72-c/hanefiavc%C4%B1.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-4456841579439403705</id><published>2010-08-18T13:43:00.001+03:00</published><updated>2010-08-18T13:45:42.187+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TSK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vakit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akit'/><title type='text'>VAKİT GAZETESİNE GÖNDERİLEN BİR OKUR MEKTUBU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGu5rhOnCYI/AAAAAAAAAXI/RawSfGUQRXM/s1600/vakit_gazetesi_dinleme.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGu5rhOnCYI/AAAAAAAAAXI/RawSfGUQRXM/s320/vakit_gazetesi_dinleme.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506699126695725442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;VAKİT GAZETESİNE GÖNDERİLEN BİR OKUR MEKTUBU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vakit Gazetesi ve onun internet sitesi birkaç gündür TSK’de eğitimin nasıl olması gerektiğine dair  görüşlerini kendi kamuoyu ile paylaşıyor.  Konuyla ilgili yorumların tamamına yakınını kendi düşüncesini destekleyenler arasından seçen Vakit Gazetesi’nin internet sitesine görüşlerini gönderen Emekli Tuğgeneral Hikmet Yaşar’ın e-postası bekleneceği üzere dikkate alınmadı. Demokrası ve insan hakları aşığı (!) Vakit’in yayınlamadığı e-postanın ilk kısmı  aşağıda bilgilerinize sunuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Haber Vaktim Editörü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Eğitim konulu yazı dizisine başlayacağınızı belirtiyor ve bazı açıklamalarda bulunuyorsunuz. Söz konusu açıklamalarınızda özetle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Subayların, bugünkü eğri yada doğru bu duruşlarının nedeninin, aldıkları ve alamadıkları eğitimin eseri olduğunu” söylüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun önemli bir bölümünde; “Subaylarımız başörtüsüne karşı, Kur’an kurslarına karşı; muhafazakâr partilere, muhafazakâr Sivil Toplum Örgütleri’ne, gazete ve televizyon kanallarına mesafeli, muhafazakâr parti, STK ve medya organlarını takip eden halka da karşılar. Kısacası toplumun çok önemli bir bölümüne karşılar” kanısı hakim diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendinize bir dizi soru sorup cevabını da kendiniz vermek suretiyle; “Bu algılamanın toplumda durduk yerde oluşmadığı, Türk subaylarının DİNE VE SİYASETE ÇERÇEVE ÇİZME dürtüsüyle yetiştirildiği ve TSK’deki eğitim sisteminin temelinde bunun olduğu” sonucuna ulaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yazı dizinizi okurken yer yer çok şaşıracağımızı, yer yer çok kızacağımızı ve “Peygamber Ocağı” olarak gördüğümüz, görmek istediğimiz TSK’mizin acı gerçekleri ile yüzleştiğimizde, yakıştıramayacağımızı ve üzüleceğimizi” vurguluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Uzman görüşlerine göre; ülkemizde ilköğretim ve liselerde okutulan zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi çocukların dini eğitimi konusunda yeterli olmuyor. Okullarda verilen eğitimin yetersizliğini gören aileler çocuklarına kendi gayretleri ile İslam’ı öğretmeye çalışıyor, özellikle Yaz aylarında Kur’an kursları dolup taşmakla birlikte, veliler özellikle Cuma namazlarına ellerinden tuttukları çocukları ile iştirak ediyorlar” diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“PEKİ, YA SUBAY AİLELERİNDE DURUM NE?” sorusunu gündeme getiriyor ve yine cevabını kendiniz şöyle veriyorsunuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu güne kadar “subayların, subay ailelerinin dini eğitimi” üzerine yapılmış herhangi bir araştırma, anket bulunmamaktadır. Bununla birlikte; halkın önemli bir bölümünde ailelerin kendi gayretiyle edindiği dini eğitim KONUSUNDA SUBAY AİLELERİNDE İSE AĞIRLIKLI OLARAK İLKÖĞRETİM VE LİSEDE ZORUNLU OLARAK OKUTULAN VE HAFTADA BİR İKİ SAATTEN İBARET OLAN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ İLE YETİNİLDİĞİ görülüyor” sonucuna varıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aileler, namaz kılmanın, dini eğitim almanın, dini sohbetlere katılmanın “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülebildiği TSK’nın liselerinde, harp okullarında okuyan çocuklarını bunun dışında bir eğitime, kursa yönlendiremiyor” diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİR BABANIN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUYLA CAMİYE GİTTİĞİ NEREDEYSE HİÇ GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY” iddiasında bulunuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YİNE BİR AİLENİN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUNU YAZ TATİLİNDE DİNİ EĞİTİM ALMASI İÇİN BİR KURSA GÖNDERMESİ NEREDEYSE İMKANSIZ” diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Editör,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınlayacağınız yazı dizisiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki eğitimi, tamamen dini açıdan irdeleyeceğiniz anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse gelin okuyucularınıza, güzeller güzeli ve en mükemmel İslam dinimizin bazı temel kurallarını hatırlatalım. Böylece okuyucularınıza, yayınlayacağınız yazı dizisini İslami açıdan değerlendirme fırsatını da sunalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALAK SURESİ 1nci, MÜZZEMMİL SURESİ 4ncü ve MUHAMMED SURESİ 24ncü ayetler, özetle; “…KURAN’I AĞIR AĞIR VE ANLAMINI İNCEDEN İNCEYE DÜŞÜNEREK OKUMAMIZI” emreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENFÂL SURESİ 22nci, MÜMİNÛN SURESİ 80nci, EN’AM SURESİ 32nci, YÛNUS SURESİ 100ncü ayetler ve daha pek çok ayet ise; “…AKLIMIZI KULLANMAMIZI” şart koşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı dizinizin başlangıcında yaptığınız tanıtıcı açıklamanızı, eğer Kuran’da yazılı yukarıdaki emirlere uygun olarak inceden inceye düşünerek ve aklımızı kullanarak okursak; din üzerinden siyaset yaptığınız ve dini istismar ettiğiniz sonucuna varırız. Örneğin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. ŞİRKE GİRİYORSUNUZ VE OKURLARINIZI DA ŞİRKE BULAŞTIRIYORSUNUZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİSA SURESİ 116ncı, NİSA SURESİ 48nci, KEHF SURESİ 26ncı, ŞÛRA SURESİ 21nci, ZÜMER SURESİ 65nci, EN’AM SURESİ 117nci ve TÎN SURESİ 8nci ayetlere göre; “…ALLAH KENDİSİNE ORTAK (ŞİRK) KOŞULMASINI ASLA AFFETMEZ VE O HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÂİDE SURESİ 99ncu, RA’D SURESİ 40ncı, ANKEBÛT SURESİ 18nci, NAHL SURESİ 35nci, ŞÛRA SURESİ 48nci, EN’AN SURESİ 107nci, YÛNUS SURESİ 49ncu, A’RAF SURESİ 6ncı ve SÂD SURESİ 86ncı ayetlere göre ise;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RESULE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” ve Yüce Allah Peygamberimize “…O HALDE TEBLİĞ ETMEK SANA, HESAP SORMAK BİZE DÜŞER.”  Demek suretiyle ;” KULLARININ İMANINI YARGILAMA HAKKINI SEVGİLİ PEYGAMBERİNE BİLE VERMEMİŞTİR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’ın bu açık emirlerine rağmen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu milleti İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak kategorize ediyorsunuz. Subayları, subay ailelerini ve çocuklarını İNANMAYANLAR veya en hafif deyimiyle DAHA AZ DİNDARLAR sınıfına koyuyorsunuz. Diğer bir deyimle; YÜCE RABBİMİZİN sevgili PEYGAMBERİMİZE bile vermediği bir yetkiyi kullanarak SUBAYLARIN, AİLELERİNİN VE ÇOCUKLARININ İMANINI YARGILAMAYA YELTENİYORSUNUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun önemli bir bölümünde; “Subaylarımız başörtüsüne karşı, Kur’an kurslarına karşı, muhafazakâr partilere, televizyon kanallarına ve halkımıza karşı olduğu kanısının hâkim olduğunu” iddia ediyorsunuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, subayların Kuran’a ve Kuran kurslarına karşı olduğu tamamen yalan ve iftira olup, dinimize göre de günahtır. Bütün subayları kapsayan bilimsel bir anket mi yaptınız da bu sonuca ulaştınız. Subayların karşı olduğu şey; kaçak Kuran kurslarında, yetkisiz ve bilgisiz kimseler tarafından, Kuran’da olmayan yalan yanlış hurafelerle çocuklarımızın beyinlerinin yıkanmasıdır. Nitekim Yüce Rabbimiz de;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÂLİ İMRAN SURESİ 78nci ayette : “ ONLARDAN BİR ZÜMRE VARDIR, ASLINDA KİTAP’TAN OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAP’TAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİNİ KİTAP’LA EĞİP BÜKERLER. O, ALLAH KATINDAN OLMADIĞI HALDE, BU ALLAH KATINDANDIR, DERLER. BİLİP DURDUKLARI HALDE, ALLAH HAKKINDA YALAN SÖYLERLER.” ve FUSSILET SURESİ 40ıncı ayette de : “ AYETLERİMİZ HAKKINDA EĞRİ İLE DOĞRUYU BİRBİRİNE KATANLAR, BİZE GİZLİ KALMAZLAR” demek suretiyle, dinimize hurafe karıştıran eğitimi yasaklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah’ımızın karşı çıktığı bir şeye, askerlerin de karşı çıkması sizi neden rahatsız ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasal Kuran kurslarını neden teşvik etmiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dini eğitim konusunda” SUBAY AİLELERİNDE İSE AĞIRLIKLI OLARAK İLKÖĞRETİM VE LİSEDE ZORUNLU OLARAK OKUTULAN VE HAFTADA BİR İKİ SAATTEN İBARET OLAN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ İLE YETİNİLDİĞİ görülüyor” iddianıza gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“…RESULE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR… O HALDE TEBLİĞ ETMEK SANA, HESAP SORMAK BİZE DÜŞER… O, HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ… ALLAH, YARGIÇLARIN EN GÜZEL HÜKÜM VERENİ DEĞİL Mİ?” diyen YÜCE RABBİMİN hakkınızda gerekli hükmü vereceğine, mütedeyyin bir Müslüman olarak inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizler, Tüm subay ailelerini ve çocuklarını dini eğitim bakımından yetersiz olmakla nasıl itham edersiniz? Sizler, güya dini eğitimi yüksek ve Müslümanlığı hiç kimseye bırakmayan bilge kişilersiniz. Allah aşkına, Subaylarla beraber ailelerinin ve çocuklarının dini eğitimlerini ve imanlarını yargılamaya kalkmanın ne demek olduğunu hiç bilmiyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aileler, namaz kılmanın, dini eğitim almanın, dini sohbetlere katılmanın “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülebildiği TSK’nin liselerinde, harp okullarında okuyan çocuklarını bunun dışında bir eğitime, kursa yönlendiremiyor” söyleminiz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİR BABANIN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUYLA CAMİYE GİTTİĞİ NEREDEYSE HİÇ GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY” savınız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YİNE BİR AİLENİN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUNU YAZ TATİLİNDE DİNİ EĞİTİM ALMASI İÇİN BİR KURSA GÖNDERMESİ NEREDEYSE İMKÂNSIZ”  gibi iddialarınız da külliyen yalan ve iftiradır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir babanın askeri lisede okuyan oğluyla camiye gidip gidemediğini nereden biliyorsunuz? Bilimsel kanıtlarınız var mı?  Hem, bunu sorgulama hakkını nereden alıyorsunuz? Siz din polisi misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinde; namaz kılmak ve mütedeyyin dindar olmak hiçbir zaman “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülmemiştir. Ancak,&lt;br /&gt;Din kisvesi altında TARİKATLARA MÜRİT kazandırmaya çalışmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radikal örgütlere MİLİTAN DEVŞİRME gayretine girmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİNİ SİYASETE ALET ederek, orduyu siyasal İslam’ın arka bahçesi haline getirmeye uğraşmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din üzerenden SİYASAL VE MADDİ ÇIKAR sağlamak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkımızı İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak bölmek ise, hem İSLAM DİNİNE AYKIRI, hem ŞİRK ve hem de İRTİCANIN TA KENDİSİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak; eminim ki “Kuranı inceden inceye düşünerek okuyan ve aklını kullanan” mütedeyyin Müslümanlar, size ve sizin gibilere; “durun bakalım, siz Allah mısınız veya Allah ile ortak mısın ki, insanların imanını yargılama hakkını kendinizde buluyorsunuz. Yüce Allahın sevgili peygamberine bile tanımadığı bir yetkiyi, utanmadan ve hangi cesaretle kullanmaya yelteniyorsunuz. Siz gırtlağınıza kadar şirke batmışsınız. Bizi de günahınıza ortak etmeyin. ” diyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. DİN TÜCCARLARINI KORUYORSUNUZ VE AYNI SAFTA BULUŞUYORSUNUZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlerin; “muhafazakâr siyasi partilere, muhafazakâr televizyon kanallarına ve sivil toplum kuruluşlarına ve halka karşı olduğu” iddiaları da yalan ve iftiradır. Çünkü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÂLİ İMRAN SURESİ 161nci ve 187nci, BAKARA SURESİ 75nci, 79ncu 174ncü ve NAHL SURESİ 95nci ayetler; “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİNİ DEĞERLERİ BASİT BİR ÜCRET KARŞILIĞI SATMAYI, KAMU MALINDAN AŞIRMAYI VE SONUÇ OLARAK DİN ÜZERİNDEN MADDİ MENFAAT SAĞLAMAYI YASAKLAMIŞTIR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÂD SURESİ 86ncı ayette de; peygamberimizin bile “ TEBLİĞİNE KARŞILIK HERHANGİ BİR ÜCRET İSTEMEDİĞİNİ…” belirtmiştir.&lt;br /&gt;HADİD SURESİ 14ncü, ÂLİ İMRAN SURESİ 78nci, FUSSILET SURESİ 40ıncı, LUKMAN SURESİ 33ncü ve FÂTIR SURESİ 5nci ayetler ise; “ ALLAH ADIYLA İNSANLARI ALDATMAYI YASAKLAMIŞ VE BUNLARA KARŞI DİKKATLİ OLMAMIZ İÇİN BİZLERİ UYARMIŞTIR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, askerlerin karşı çıktığı şey; din, iman, Kuran, Peygamber ve Allah adı kullanılarak halkın aldatılması ve siyasi menfaat temin edilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte askerler, benin güzel İslam Dinimin siyasete alet edilerek maddi çıkarlar sağlanmasına karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte askerler, holdingler kurup helal kar payı vereceğiz deyip, ağızlarını Allah adıyla eğip bükerek halkın dişiyle tırnağıyla biriktirdikleri paraları toplayıp cebe atanlara karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte askerler, fakire fukaraya Allah rızası için yardım edeceğiz diyerek, toplanan paraları yok edenlere karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte askerler, halkın vergilerinden oluşan hazineden, devlet yardımı alıp zimmetine geçirenlerin Müslümanlığa gelince en önde koşmalarına ve dinimizi istismar etmelerine karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce rabbimizin de karşı çıktığı şeylere, subayların da karşı çıkması sizi neden rahatsız ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Subayların, başörtüsüne karşı oldukları da” bir iftiradır. Çoğumuzun nineleri ve anaları başörtülüdür:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerler, ninelerimizin ve analarımızın taktıkları başörtüsüne değil, türban adı altında siyasileştirilmiş bir örtünme şeklinin ALLAH ADI KULLANILARAK kadınlarımıza dayatılmasına karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türban takanların İNANANLAR, takmayanların ise İNANMAYANLAR sınıfına sokulmasına karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİN TÜCCARLIĞI YAPARAK, haram yoldan zenginleşmiş olanların, 4 çeker ciplere binerek durakta bekleyen başörtülülere çamur sıçratmasına karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türk subaylarının DİNE VE SİYASETE ÇERÇEVE ÇİZME dürtüsüyle yetiştirildiği ve TSK’deki eğitim sisteminin temelinde bunun olduğu” iddianıza gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peşinen, bir yanlışınızı veya bilerek yaptığınız bir mantık hilesini düzeltmek isterim; Türk Silahlı Kuvvetleri, bir imam hatip okulu veya ilahiyat fakültesi değildir. Bu nedenle dini eğitim vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber, Türk Silahlı Kuvvetleri ve subayı dine en saygılı kurumlardan bir tanesidir. Örneğin:&lt;br /&gt;Günde üç öğün yemeğe, Allah adıyla dua edilmeden başlanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazanda, oruç tutmak isteyen tüm personele iftar ve sahur yemekleri çıkarılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışlaların çoğunda cami vardır ve mesai dışında ibadetini yapmak isteyenler serbestçe ibadetini yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Generallerin, subay ve astsubayların tamamına yakını, gösteriş yapmadan oruçlarını tutmakta ve ibadetlerini yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din üzerinden maddi ve manevi menfaat sağlamayı, askerler günah sayarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları yok sayıp, askerlerin imanını yargılamaya kalkmak şirke bulaşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. MÜSLÜMANLARI FIRKALARA ( HİZİPLERE) BÖLÜYOSUNUZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÛM SURESİ 32nci, ŞÛRA SURESİ 13ncü ve EN’AM SURESİ 159ncu ayetler; “…DİNİ YALNIZ ALLAHA ÖZGÜLEYEREK DOSDOĞRU TUTMAYI VE ONDA BÖLÜNÜP FIRKALARA AYRILMAMAYI…” emrediyor.&lt;br /&gt;KEHF SURESİ 102nci, MÜMİN SURESİ 14ncü, ZÜMER SURESİ 3ncü, 11nci ve 66ncı ayetler ile SEBE SURESİ 40ncı ve FÂTİHA SURESİ 5nci ayetler ise; “ İNSANLARDAN VELİ EDİNMEMELERİNİ, YALNIZ ALLAHA İBADET VE KULLUK ETMELERİNİ VE YALNIZ ALLAHTAN YARDIM DİLEMELERİNİ” emrediyor. Siz ise Yüce Rabbimin emirlerine karşı gelerek: İnsanları İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak kategorize edip FIRKALARA BÖLÜYORSUNUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Rabbimizin hiç kimseye vermediği yetkiyi, SANKİ ALLAHMIŞSINIZ gibi kullanarak, İNSANLARIN İMANINI YARGILIYORSUNUZ. Gırtlağınıza kadar ŞİRKE BATIYORSUNUZ ve okurlarınızı da ŞİRKE BULAŞTIRIYORSUNUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahtan korkmadan ve kuldan utanmadan Silahlı Kuvvetlerimize, subaylarımıza, ailelerine ve çocuklarına İFTİRA ATIYORSUNUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordu ile millet arasına ve Silahlı Kuvvetlerimizin içine NİFAK SOKMAYA çalışıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi dinimize göre günahtır. Soruyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİZ ALLAH MISINIZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH İLE ORTAK MISINIZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAHTAN KORKMUYOR VE PEYGAMBERDEN UTANMIYOR MUSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜSLÜMANLIK SİZİN TEKELİNİZDE Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Editör,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyucularınıza bir çağrıda bulunuyor ve bu konuyla ilgili düşüncelerinizi gönderin yayınlayalım diyorsunuz. Alın size bir okuyucu düşüncesi. Hazırladığınız yazı dizinizin yanına bunu da koyup yayınlayabilecek misiniz? Bu yazının ekinde, daha geniş çaplı bir yorum daha gönderiyorum isterseniz onu da yayınlayabilirsiniz. (daha sonra sizlerle paylaşacağım D.Uyar)  Eğer inançlarınızda samimi iseniz, buyurun yayınlayın. Böylece, din kardeşlerimize yayınlayacağınız yazıları, dini açıdan değerlendirme fırsatı da sunmuş olursunuz. Bunu yapabileceğinizi hiç zannetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse Yüce Rabbim sizleri ıslah eylesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İZMİR – Emekli Tuggeneral Hikmet YAVAŞ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-4456841579439403705?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/4456841579439403705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=4456841579439403705&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/4456841579439403705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/4456841579439403705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/08/vakit-gazetesine-gonderilen-bir-okur.html' title='VAKİT GAZETESİNE GÖNDERİLEN BİR OKUR MEKTUBU'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGu5rhOnCYI/AAAAAAAAAXI/RawSfGUQRXM/s72-c/vakit_gazetesi_dinleme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-753893251636828992</id><published>2010-08-18T11:38:00.003+03:00</published><updated>2010-08-18T11:43:41.747+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='faşist anayasa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayır'/><title type='text'>AKP ANAYASA'SINA “HAYIR”  PEKİYİ NEDEN HAYIR ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGuc6FrrWsI/AAAAAAAAAXA/lWSfXY6lWTo/s1600/HAYIRLARA.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 304px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGuc6FrrWsI/AAAAAAAAAXA/lWSfXY6lWTo/s320/HAYIRLARA.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506667491162282690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGucrSfg-WI/AAAAAAAAAW4/ahya_QMYDxM/s1600/hayirneden.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 287px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGucrSfg-WI/AAAAAAAAAW4/ahya_QMYDxM/s320/hayirneden.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506667236902893922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AKP ANAYASA'SINA “HAYIR” &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PEKİYİ NEDEN HAYIR ? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Prof. Dr. Süheyl Batum'un, Anayasa değişikliği analizi...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) DEMOKRASİLERDE ANAYASA NEDEN ÖNEMLİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ TOPLUMUN, TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK GRUPLARIN,&lt;br /&gt;KATMANLARIN İSTEKLERİNİ YANSITIR. ONLARIN AYRI AYRI HAKLARINI KORUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞÇİLERİN HAKLARINA YER VERİR.&lt;br /&gt;SENDİKALARIN HAKLARINA YER VERİR.&lt;br /&gt;SENDİKASIZ ÇALIŞTIRILANLARIN,&lt;br /&gt;EMEKLİLERİN,&lt;br /&gt;İŞVERENLERİN,&lt;br /&gt;KADINLARIN&lt;br /&gt;ÇOCUKLARIN,&lt;br /&gt;ENGELLİLERİN,&lt;br /&gt;DEĞİŞİK MEZHEPLERDEKİ YURTTAŞLARIN,&lt;br /&gt;ÖĞRENCİLERİN,&lt;br /&gt;KÜÇÜK ESNAFIN,&lt;br /&gt;YARGININ,&lt;br /&gt;BASIN EMEKÇİLERİNİN,&lt;br /&gt;GAZİLERİN VE BU ÜLKE İÇİN CANINI VERMİŞ ŞEHİT AİLELERİNİN&lt;br /&gt;TEKEL İŞÇİLERİNİN,&lt;br /&gt;ÇİFTÇİLERİN,&lt;br /&gt;TARIM KESİMİNDE ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) ANAYASA BUNU NASIL YAPAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞÖYLE YAPAR, ANAYASAYI YAPARKEN, TÜM BU GRUPLARI VE ONLARIN TEMSİLCİLERİ ÇAĞRILIR, GÖRÜŞLERİ ALINIR, TALEPLERİ ALINIR.&lt;br /&gt;ANAYASA BU TALEPLERİN TÜMÜNE YER VEREBİLDİĞİ ORANDA DEMOKRATİK BİR ANAYASA OLUR.&lt;br /&gt;VE ANAYASA, ANCAK BÖYLECE BİR “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) AKP ANAYASASI BÖYLE Mİ YAPILDI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR . AKP TEK BAŞINA ANAYASAYI YAPTI.&lt;br /&gt;HİÇBİR PARTİNİN GÖRÜŞLERİNİ ALMADI.&lt;br /&gt;TÜM SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE “ÜÇ GÜN SÜRE” VERDİ.&lt;br /&gt;CHP'NİN “ÜÇ MADDEYİ AYIRIP, DİĞERLERİNİ BERABER OYLAMA” ÖNERİSİNE CEVAP BİLE VERMEDİ.&lt;br /&gt;BUGÜNE KADAR YAPILAN TÜM ÇALIŞMALARA, DİĞER PARTİLER YA DA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN HAZIRLANAN TASLAKLARA DÖNÜP BAKMADI BİLE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) ANAYASA BİR TEK PARTİ TARAFINDAN YAPILABİLİR Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR. ÇÜNKÜ O ZAMAN “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLMAZ. ANCAK “PARTİ ANAYASASI” OLUR. “AKP ANAYASASI OLUR”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) AKP'NİN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ Mİ DEĞİŞTİRİLİYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE HAYIR . 1982 ANAYASASI, BUNDAN ÖNCE TAM 16 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ. BU SONUNCUSU İSE, 17İNCİ DEĞİŞİKLİK OLUYOR. YANİ DARBE ANAYASASINI İLK KEZ DEĞİŞTİRDİKLERİ TAM BİR “YALAN”, TAM BİR “GÖZ BOYAMACA”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSTELİK BU DEĞİŞİKLİKLERİN YEDİ TANESİ , DAHA AKP İKTİDARA GELMEDEN YAPILMIŞTI.&lt;br /&gt;HEM DE O DÖNEMDE TBMM'DE BULUNAN TÜM SİYASAL PARTİLERİN KATILIMLARI İLE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANİ AKP'NİN VE YANDAŞ AYDINLARIN(! ) İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ DEĞİŞTİRİLMİYOR.&lt;br /&gt;BUNDAN ÖNCEKİ DEĞİŞİKLİKLER DE YİNE AYNI KİŞİLERİN İDDİA ETTİKLERİ GİBİ “MAKYAJ NİTELİĞİNDE” DEĞİŞİKLİKLER DEĞİL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP İKTİDARININ BUNLARI BİLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL. BU KADAR “BİLGİSİZ” OLUNMASI MÜMKÜN MÜ SİZCE? PEKİYİ “BİLGİSİZLİK YA DA HAFIZA KAYBI” DEĞİL İSE, BU İDDİANIN NEDENİ NE OLABİLİR ACABA?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6)SON DEĞİŞİKLİKLERE KARŞI ÇIKILMASININ NEDENİ AKP'NİN YAPMASI MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNA DA KESİNLİKLE HAYIR . AKP İKTİDARI, BUGÜNE KADAR TAM 9&lt;br /&gt;KEZ ANAYASAYI DEĞİŞTİRDİ. BU SON YAPILAN DA 10. CUSU OLUYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE BUGÜNE KADAR YAPILAN BU 10 DEĞİŞİKLİKTEN SADECE 3 TANESİ TOPLUMDA TARTIŞMA YARATTI. ÇÜNKÜ ÜÇÜ DE, DİĞER SİYASAL PARTİLERİ, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ VE TARTIŞMALARI DİKKATE ALMADAN, TAMAMEN “BASKICI BİR ANLAYIŞ” VE “BENİM ÇOĞUNLUĞUM VAR, HER İSTEDİĞİMİ YAPARIM” MANTIĞI İÇİNDE YAPILMIŞTI.&lt;br /&gt;YANİ TAMAMEN DEMOKRASİ DIŞI BİR ANLAYIŞ İLE YAPILMIŞTI. AYNEN ŞİMDİ TARTIŞTIĞIMIZ SON DEĞİŞİKLİK GİBİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) ANAYASANIN İÇİNDE NELER OLMALIDIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASAYA BAKARSINIZ. ANAYASANIN İÇİNDE, O GÜNE KADAR TARTIŞILMIŞ, SORUN YARATMIŞ, TOPLUMDA İHTİYAÇ OLARAK ORTAYA ÇIKMIŞ TÜM TALEPLER ÇÖZÜM BULMALIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNUN İÇİN ÖNCESİNE BAKARSINIZ, O GÜNE KADAR NELERİ TARTIŞMIŞSINIZ, NELER TOPLUMDA SORUN YARATMIŞ, NELER SIKINTI YARATMIŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE “DEMOKRATİK ANAYASA” TÜM BU TARTIŞMALARA, SORUNLARA ÇÖZÜM BULMALIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8) TÜRKİYE'DE BUGÜNE KADAR NELER TARTIŞILDI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISACA SIRALAYALIM;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOKUNULMAZLIKLAR,&lt;br /&gt;CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ&lt;br /&gt;KADIN HAKLARI,&lt;br /&gt;PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞLERİNİN DEMOKRATİK OLMAMASI,&lt;br /&gt;LİDER SULTASI,&lt;br /&gt;YÖK,&lt;br /&gt;YARGININ DOSYA ÇOKLUĞU NEDENİYLE GEÇ İŞLEMESİ,&lt;br /&gt;YOLSUZLUKLAR,&lt;br /&gt;ALEVİLERİN HAKLARI,&lt;br /&gt;ETNİK KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN KÜLTÜREL HAKLARI&lt;br /&gt;SENDİKAL HAKLAR,&lt;br /&gt;GREV HAKKININ SINIRLARI,&lt;br /&gt;YÜZDE 10' LUK İNSAFSIZ SEÇİM BARAJI&lt;br /&gt;KÜLTÜREL HAKLAR,&lt;br /&gt;HSYK'DA BAKAN'IN VE MÜSTEŞAR'IN YER ALMALARI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE TÜM BUNLAR, 1982'DEN BU YANA TARTIŞILDI. VE TÜM PARTİLERİN, SİYASAL GRUPLARIN, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN TALEPLERİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU SORUNLARIN TÜMÜ “DEMOKRATİK BİR ANAYASA’DA” YER BULMALIDIR. BU YOLLA BİR “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLMASI GEREKEN ANAYASA’LAR HALKIN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) AKP ANAYASASI BU TALEPLERE YER VERİYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR . HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASINDA NE DOKUNULMAZLIKLAR SINIRLANMIŞ,&lt;br /&gt;NE PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞİ İLE İLGİLİ BİR DÜZENLEME VAR,&lt;br /&gt;NE YÖK DEĞİŞTİRİLMİŞ,&lt;br /&gt;NE KADINLARA KOTA GETİRİLMİŞ,&lt;br /&gt;NE SENDİKALARA BİR HAK GETİRİLMİŞ,&lt;br /&gt;NE İŞÇİLERİN İNSANCA YAŞAM HAKLARI GÜVENCEYE ALINMIŞ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASI, BUNLARIN HİÇ BİRİNE YER VERMİŞ Mİ? HAYIR&lt;br /&gt;BUNLARIN HİÇ BİRİ YOK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) BUNLARIN YERİNE AKP ANAYASASINDA NE VAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNLAR YERİNE SADECE HER ZAMAN YAPTIKLARI GİBİ, YAPAY SORUNLAR VE YAPAY BİR GÜNDEM YARATMAK VAR.&lt;br /&gt;SADECE “GÖZ BOYAMACILIK” VAR. “HAK GETİRİYORUZ” GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA “HİÇ BİR HAK, ÖZGÜRLÜK, YENİLİK” GETİRMEMEK VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR TEK “AKP İKTİDARININ YARGIYA TEK BAŞINA EGEMEN OLMASI” VAR. ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN TAMAMINI İKİ KİŞİNİN SEÇMESİ VAR. ABDULLAH GÜL VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN TÜM ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ SEÇMESİ VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOLSUZLUK BATAĞINA BATMIŞ AKP’NİN SORUMLULUKTAN VE HESAP VERMEKTEN KURTULMAK AMACIYLA KENDİ YARGISINI OLUŞTURMA ÇABASI VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANİ TÜPRAŞ&lt;br /&gt;TÜRK TELEKOM&lt;br /&gt;SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM&lt;br /&gt;BALIKESİR SEKA&lt;br /&gt;SABAH/ ATV&lt;br /&gt;AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ GİBİ BİR ÇOK YOLSUZLUKTAN&lt;br /&gt;DOLAYI İLERİDE KENDİLERİNİ YÜCE DİVAN OLARAK YARGILAYACAK MAHKEMENİN TÜM ÜYELERİNİ KENDİLERİNİN SEÇMESİ VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖYLECE YÜCE DİVAN'DAN KAÇMA YOLU VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11) ANAYASA MAHKEMESİ ve HSYK İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER YARGIDAKİ PROBLEMLERİ ÇÖZMEYE YÖNELİK DEĞİŞİKLİKLER MİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE HAYIR. ÜSTELİK BU YENİ DÜZENLEME, 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINDAN BİLE DAHA GERİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEDEN Mİ? BU DÜZENLEME İLE ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN TAMAMI ABDULLAH GÜL VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN TARAFINDAN SEÇİLECEKTİR. BÖYLELİKLE İLERİDE KENDİLERİNİ YÜCE DİVAN OLARAK YARGILAYACAK MAHKEMENİN TÜM ÜYELERİNİ KENDİLERİ SEÇMİŞ OLACAKTIR.&lt;br /&gt;ÜSTELİK ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİ ARASINDA, ESKİDEN 11 ÜYEDEN 4 TANESİ, TAMAMI İLE YÜRÜTMENİN TAKDİRİNE YANİ MUTLAK TERCİHİNE BIRAKILMIŞTI.&lt;br /&gt;BUGÜNKÜ DÜZENLEMEDE İSE, 17 ÜYEDEN 10 TANESİ İKTİDARIN MUTLAK TAKDİRİNEBIRAKILMIŞTIR. YANİ ÜYELERİN ÇOĞUNLUĞU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ÜYE TAMAMEN CUMHURBAŞKANININ TAKDİRİNDEDİR.&lt;br /&gt;3 ÜYE YİNE CUMHURBAŞKANININ SEÇTİĞİ YÖK 'TEN GÖNDERİLMEKTEDİ R.&lt;br /&gt;3 ÜYE TBMM'DE OY ÇOKLUĞUYLA YANİ İKTİDAR PARTİSİNCE SEÇİLMEKTEDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU SİZCE TESADÜF MÜ? AKP NE YAPTIĞINI BİLMİYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESKİDEN YÖK'E KIZARKEN, ŞİMDİ GÖNDERDİĞİ ÜYE SAYISINI NEDEN ARTTIRMIŞ DERSİNİZ? NEDEN 1 ÜYEDEN ŞİMDİ 3 ÜYEYE ÇIKARMIŞ SİZCE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSTELİK 1982 ANAYASASINDAN GERİYE GİDİŞ BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYRICA, HSYK’YA İLİŞKİN OLARAK DA; ADALET BAKANI İLE MÜSTEŞARI, YENİ DÜZENLEMEDE DE HSYK’DA YER ALMAKTADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNUN YANI SIRA AYRICA,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-KURULUN BAŞKANI ADALET BAKANIDIR.&lt;br /&gt;2-ADALET BAKANLIĞI MÜSTEŞARI DOĞAL ÜYEDİR.(MÜSTEŞARI BAKAN ATAMAKTADIR)&lt;br /&gt;3-KURULUN YÖNETİMİ VE TEMSİLİ KURUL BAŞKANINA AİTTİR.(BAŞKAN ADALET BAKANIDIR.)&lt;br /&gt;4-HAKİM VE SAVCILARIN DENETLENMESİ, HAKLARINDA İNCELEME VE SORUŞTURMA İŞLEMLERİ HSYK BAŞKANININ OLURU İLE (ADALET BAKANI’NIN) KURUL MÜFETTİŞLERİNE YAPTIRILMAKTADIR.&lt;br /&gt;5-HSYK GENEL SEKRETERİ KURUL BAŞKANI (ADALET BAKANI) TARAFINDAN ATANMAKTADIR.&lt;br /&gt;6-ADALET BAKANLIĞININ MERKEZ VE BAĞLI KURULUŞLARDA GEÇİCİ VE SÜREKLİ OLARAK ÇALIŞTIRILACAK HAKİM VE SAVCILAR İLE ADALET MÜFETTİŞLERİNİ ATAMA YETKİSİ ADALET BAKANINA AİTTİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA TÜM BU DÜZENLEMELER NEDENİYLE 1982 ANAYASASI, BUGÜNE KADAR ELEŞTİRİLMİŞTİR. BU DÜZENLEMELERİN “YARGI BAĞIMSIZLIĞINA AYKIRI OLDUĞU” KABUL EDİLMİŞTİR. AVRUPA NORMLARINA AYKIRI OLDUĞU TÜM RAPORLARDA AÇIKÇA İFADE EDİLMİŞTİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSTELİK KESİNLİKLE, BU DEĞİŞİKLİKTE, 1982 DARBE ANAYASASININ KOŞULLARINDAN BİLE GERİ GİDİŞ VAR .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL MI? ESKİDEN ADALET BAKANININ YARGIÇLAR YA DA SAVCILAR HAKKINDAKİ SORUŞTURMA AÇMA YA DA AÇMAMA KARARLARINA KARŞI “YARGI YOLUNA” GİDİLEBİLİYORDU . BU DEĞİŞİKLİKLE İSE, BU KARARLARA KARŞI YARGI YOLU TAMAMEN KAPATILMIŞ .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEDEN Mİ? ÇÜNKÜ YENİ DÜZENLEMEDE ADALET BAKANI “SORUŞTURMA İZNİNİ, ADALET BAKANI OLARAK DEĞİL, KURUL BAŞKANI OLARAK VERİYOR. VE KURUL'UN TÜM KARARLARINA (İHRAÇ HARİÇ) KARŞI YARGI YOLU KAPALI. YENİ DEĞİŞİKLİK BÖYLE SÖYLÜYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ BU DÜZENLEME, ESKİSİNDEN GERİ DEĞİL Mİ? AKP İKTİDARI BUNU BİLMİYOR MU? FARKINA VARMADAN MI BUNU HAZIRLAMIŞ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GERÇEK BU İKEN, BUGÜN AKP İKTİDARI ‘AVRUPA STANDARTLARINDA YARGI REFORMU YAPIYORUZ’ DİYEREK HALKIMIZI ALDATMAKTADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12) AKP KADINLARA POZİTİF AYIRIMCILIK GETİRDİĞİNİ İDDİA EDİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SADECE “BU MAKSATLA ALINACAK TEDBİRLER, EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI SAYILAMAZ” DİYE BİR İBARE EKLENİYOR. BU NE ANLAMA GELİYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANGİ TEDBİRLER? İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER. PEKİYİ SÜRESİ NE “BU TEDBİRLERİN”? YANİ NE ZAMAN ALINACAK BU TEDBİRLER?&lt;br /&gt;BELLİ DEĞİL, “ALINACAK” DEMİŞ YA. PEKİYİ HAZIR ANAYASA DEĞİŞTİRİLİYOR, NEDENŞİMDİ, HEMEN DEĞİL DE , “İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖYLE BİR POZİTİF AYIRIMCILIK OLUR MU? ÖRNEĞİN KADINLAR BU DÜZENLEMEDEN SONRA TBMM'DE NE KADAR ORANDA TEMSİL EDİLECEK? PEKİYİ YA DİĞER ÖRGÜTLERDE?&lt;br /&gt;BÖYLE BİR ORAN YOK. ÇÜNKÜ “GERÇEK BİR POZİTİF AYIRIMCILIKTAN” SÖZ EDEN YOK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇÜNKÜ ANCAK “KADINLAR VE ERKEKLERİN TEMSİL ORANLARINI BELİRLEYEN BİR KOTA”, KADINLAR İÇİN GERÇEK BİR ‘POZİTİF AYIRIMCILIK GETİRİR. VE BU NEDENLE KADINLAR “KOTA UYGULAMASI” İSTİYORLAR. “İLERİDE ALINMASI DÜŞÜNÜLECEK TEDBİRLER” DEĞİL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA MAALESEF AKP DEĞİŞİKLİĞİNDE BÖYLE BİR ORAN YOK. ÇÜNKÜ “GERÇEK BİR POZİTİF AYIRIMCILIKTAN” SÖZ EDEN YOK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13) AKP “MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESKİ DÜZENLEMEDE YER ALAN “TOPLU GÖRÜŞMENİN” ADI TOPLU SÖZLEŞME YAPILMIŞ O KADAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ “TOPLU SÖZLEŞME YAPILMASI SIRASINDA” MEMURLAR İDARE İLE UZLAŞIRLARSA İŞ TAMAM, AMA YA UZLAŞMAZLARSA?&lt;br /&gt;AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “UYUŞMAZLIK ÇIKMASI HALİNDE TARAFLAR KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULUNA BAŞVURABİLİR”. NASIL BİR KURUL BU? BÜROKRATLARDAN OLUŞAN BİR KURUL. YANİ MEMURLAR İDARE İLE ANLAŞAMAZLARSA, İDARE'NİN KURDUĞU “HAKEM KURULU” KARAR VERİYOR.&lt;br /&gt;PEKİYİ NASIL BİR SÖZLEŞME BU? SONUCU YİNE İDARE'YE BAĞLI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACABA “KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU'NUN” KARARLARINI BEĞENMEZLERSE, MEMURLARIN YARGIYA GİTME HAKLARI VAR MI? HAYIR .&lt;br /&gt;AKP ANAYASASI ONU DA ENGELLEMİŞ; “KURULUN KARARLARI KESİNDİR” DİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANİ TAM BİR “YALAN” . ORTADA NE TOPLU SÖZLEŞME VAR. NE UZLAŞMA OLMAZSA GREV HAKKI VAR. NE UZLAŞMA VAR. NE DE YARGIYA GİDEBİLME HAKKI VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASINDA BUNUN ADI “TOPLU SÖZLEŞME” OLUYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSTELİK “GREV HAKKI DA” KESİNLİKLE YER ALMIYOR. SÖZÜ BİLE EDİLMEMİŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE DAHASI DA VAR. “MEMURLARIN MALİ HAKLARI, ÖZLÜK HAKLARI” ESKİDEN YASA İLE DÜZENLENİRKEN, YANİ GÜVENCE ALTINDA İKEN, YENİ DEĞİŞİKLİK İLE ARTIK “TOPLU SÖZLEŞME” İLE DÜZENLENİYOR. YANİ İKTİDARIN KURDUĞU VE YARGIÇ DENETİMİNE DE BAĞLI OLMAYAN “HAKEM KURULUNUN” İKİ DUDAĞININ ARASINA BIRAKILMIŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİZ BUNA GELİŞME Mİ DİYORSUNUZ? İYİLEŞTİRME Mİ DİYORSUNUZ? HAK TANINMIŞ MI DİYORSUNUZ?&lt;br /&gt;YOKSA TESADÜF MÜ ZANNEDİYORSUNUZ? YA DA BECERİKSİZLİK Mİ DİYORSUNUZ? NE DİYORSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14) AKP “ÇOCUKLARI CİNSEL İSTİSMARDAN KORUDUĞUNU” SÖYLÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASA AYNEN ŞÖYLE BİR DÜZENLEME GETİRMİŞ. “DEVLET, HER TÜRLÜ İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI ÇOCUKLARI KORUYUCU TEDBİRLERİ ALIR”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ BU DÜZENLEME OLMAZSA, “DEVLET ÇOCUKLARI İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI” KORUYAMAYACAK MI? ENGEL Mİ VAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOKAKTA YAŞAYAN VE ÇALIŞTIRILAN 240 BİN ÇOCUK BU MADDE İLE SOKAKLARDAN KURTULUYOR MU? BU KORKUNÇ DURUMUN NEDENİ, BU MADDENİN OLMAMASI MIDIR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASADA ZATEN 41. MADDEDE “ÇOCUKLARI KORUR” DİYE BİR DÜZENLEME YOK MU? BUNUN YENİ GETİRİLENDEN FARKI NE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR HİÇ BİR FARKI YOK . AMAÇ ZATEN “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK. VE GÖZ BOYAMAK. ESAS AMACI SAKLAMAK. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ“HAPI HAZIRLAMAK” .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖYLE BİR HAZIRLAMAK Kİ, HAPI KOLAYCA YUTABİLELİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALDI Kİ TÜRKİYE, TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE, ÇOCUKLARI ÇOK DAHA KAPSAMLI KORUMAK ZORUNDA OLDUĞU HALDE, BU DEĞİŞİKLİKLE SANKİ BU HAKLAR İLK DEFA TANINIYORMUŞ GİBİ GÖSTERİLMEKTEDİ R. YANİ ASIL BU YOLLA KADINLAR VE ÇOCUKLAR OY AVCILIĞI YAPILARAK İSTİSMAR EDİLMEKTEDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15) AKP “KAMU DENETÇİLİĞİNİ” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU İDARENİN İŞLEYİŞİYLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİ İNCELER”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU KADAR. TABİİ BİR DE “İKTİDAR PARTİSİ ÇOĞUNLUĞUNUN TEK BAŞINA SEÇECEĞİ” GETİRİLMİŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAKIN BU DEĞİŞİKLİKLE, KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMUNUN YETKİLERİ, KAPSAMI VE BAŞDENETÇİNİN SEÇİMİ İKTİDAR ÇOĞUNLUĞUNA BIRAKILARAK, ÖZERK KURUMLAR VE İDARE ÜZERİNDE BASKI KURABİLECEK BİR TÜR PARTİ MÜFETTİŞLİĞİ KURUMU OLUŞTURULUYOR OLMASIN? YANİ BÜROKRATIN DENETLENMESİ DE İKTİDAR PARTİSİNE BIRAKILIYOR OLMASIN?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ KURUMUN YETKİLERİ, GÖREVLERİ? BUNLARIN HİÇBİRİ ANAYASADA YOK.&lt;br /&gt;ÖRNEĞİN NE ZAMAN BAŞVURULUR? KARARLARI YARGI İLE ÇATIŞABİLİR Mİ? ÇATIŞIRSA NE OLUR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİKAYETLERİ İNCELER İNCELEMESİNE DE, SONRA NE YAPABİLİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? OYSA DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİNDE DE, EN ÇOK SIKINTI YARATACAK KONULAR BUNLAR. VE ANAYASA'DA BUNLARA ÇÖZÜM GETİRİLMESİ GEREKİR. ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRMİŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAKIN BU HALİ İLE KAMU DENETÇİSİ SADECE İŞLERİN YAVAŞLAMASINA NEDEN OLAN, VATANDAŞ-İDARE ANLAŞMAZLIKLARINDA YARGIYA GİDİŞİ BİR SÜRE ERTELEYEN BİR KURUM OLMASIN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” OLMASIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16) AKP ANAYASASI, “EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “HÜKÜMETE İSTİŞARİ NİTELİKTE GÖRÜŞ BİLDİRMEK ÜZERE EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY KURULUR”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ BURADA “YENİ BİR KURUM MU” KURULMUŞ ? KESİNLİKLE HAYIR .&lt;br /&gt;EKONOMİK SOSYAL KONSEY ZATEN VAR. BAKAN İSTEDİĞİ ZAMAN TOPLANIYOR, İSTEMEDİĞİ ZAMAN TOPLANMIYOR. VE BU KONUDA HİÇBİR YETKİSİ YOK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ AKP ANAYASASINDA BU DEĞİŞİYOR MU? O DA HAYIR .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖRÜŞ BİLDİRMEKTEN ÖTE BİR GÖREV YA DA YETKİ VERİLMİŞ Mİ? ONA DA HAYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” ANAYASAYA KOYMUŞ OLMANIN BİR ARTISI VAR MI? KESİNLİKLE HAYIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O HALDE SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK YAPMIŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?&lt;br /&gt;YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR DÜZENLEME GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” OLMASIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17) AKP, “KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINI SAĞLADIĞINI” SÖYLÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.&lt;br /&gt;TELEFON VE ORTAM DİNLEMELERİNİ OLAĞAN HALE GETİREREK, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ AYAKLAR ALTINA ALAN BİR İKTİDAR, KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDAN SÖZ EDEREK, HALKIMIZLA ALAY ETMEKTEDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇÜNKÜ AYNI AKP İKTİDARI, “KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU” ADI ALTINDA HAZIRLANAN VE TBMM ADALET KOMİSYONU’NDA BEKLEYEN YASA TASARISINDA; “ÖZEL NİTELİĞİ OLAN KİŞİSEL VERİLER, KİŞİLERİN, IRK, SİYASİ DÜŞÜNCE, FELSEFİ İNANÇ, DİN, MEZHEP VEYA DİĞER İNANÇLARI, SAĞLIK VE ÖEL YAŞAMLARI VE HER TÜRLÜ MAHKUMİYETLERİ YLE İLGİLİ KİŞİSEL VERİLERİ”, BAKANLAR KURULU’NUN ATADIĞI 7 KİŞİLİK BİR KURULUN İZNİNE BAĞLAMAKTADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANİ KİŞİLERİN İŞLENMESİNE YANİ “FİŞLENMESİNE” OLANAK TANIYAN YASA, AKP İKTİDARININ AÇIK AMACINI ORTAYA KOYMAKTADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP İKTİDARI, TELEFON DİNLEMELERİNİ, FİŞLEMELERİ, TEKNİK İZLEMELERİ, GİZLİ TANIKLIĞI OLAĞAN HALE GETİREN TÜM YASALARI YAPMADI MI? DİNLEMELERİ SADECE “BAŞBAKAN TARAFINDAN ATANAN BİR TELEKOMÜNİKASYON BAŞKANINA” BIRAKAN YASAYI YAPMADI MI? BU YASA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLMESİNE KARŞIN, “O KİŞİYİ” HALEN GÖREVDE TUTMADI MI?&lt;br /&gt;YOKSA BU ÇELİŞKİLER SADECE TESADÜF MÜ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YA DA TÜM BUNLARI YALANLAYAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18) AKP, 12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU AÇIYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUGÜN ARTIK SADECE SİMGESEL BİR ANLAM TAŞIYAN GEÇİCİ 15NCİ MADDEYİ KALDIRMAK, 12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU AÇMAYACAKTIR. ÇÜNKÜ GEÇİCİ 15. MADDE BİR TÜR SORUMSUZLUK GETİRMİŞ. BU “DOKUNULMAZLIKTAN” FARKLI BİR DÜZENLEME. YANİ O DÖNEMDE YETKİ KULLANANLARIN SORUMSUZ OLDUKLARINI SÖYLÜYOR. BİR ANLAMDA “GENEL AF” GİBİ, TÜM SONUÇLARI YANİ CEZAYI KALDIRAN BİR DÜZENLEME.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU NEDENLE DAHA SONRA ÇIKARILAN BİR DÜZENLEME İLE “TEKRAR SORUMLULUK”GETİRMEK MÜMKÜN DEĞİL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZATEN BU NEDENLE AKP YÖNETİCİLERİ, “ONLARA BİR ŞEY YAPAMASAK DA” DİYORLAR. AMA HEMEN ARDINDAN DA “12 EYLÜL'LE HESAPLAŞIYORUZ” YALANINI SÖYLÜYORLAR. ÜSTELİK 28 ŞUBAT’I YAPANLAR, 27 NİSAN E-MUHTIRASINI VERENLER, BÖYLE BİR KORUMANIN ALTINDA DEĞİLKEN, BAŞBAKANLA “DOLMABAHÇE'DE SIRDAŞ OLARAK” YAŞAMLARINI SÜRDÜRMÜYOR MU? KENDİLERİNE SAĞLANAN OLANAKLARDAN YARARLANMIYOR MU? ONLAR İÇİN BÖYLE BİR KORUMA YOK İKEN, AKP ONLAR İÇİN NE YAPTI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA İŞ HALKI KANDIRMAYA GELİNCE “ANAYASA'YA EVET ÇIKARSA, 12 EYLÜL İLE HESAPLAŞACAĞIZ” YALANI!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALDI Kİ CHP, BU SORUMSUZLUK ENGELİNİ AŞMAK İÇİN BİR “GEÇİCİ MADDE” ÖNERMİŞTİ. BU ÖNERİ BELKİ “MUTLAK SORUMSUZLUK ENGELİNİ” AŞAMAYACAKTI, AMA EN AZINDAN “ADI SANI BELLİ OLMAYAN BİR ÇOK KİŞİNİN” DEĞİL ANCAK “BELLİ SORUMLULARIN” YARGILANABİLMELERİ İÇİN BİR ÖNERİ İDİ.&lt;br /&gt;AMA NE OLDU? CHP'NİN BU ÖNERİSİ TBMM'DEKİ GÖRÜŞMELERDE AKP'NİN OYLARI İLE REDDEDİLDİ .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACABA BU BİR “TESADÜF MÜ” DERSİNİZ? YOKSA AKP BUNU BİLE BİLE Mİ YAPTI?&lt;br /&gt;AKP GERÇEKTEN DE “DARBELER” İLE DARBECİLER İLE HESAPLAŞMAK MI İSTİYOR, YOKSA SADECE BUNDAN OY KAZANMAK MI İSTİYOR? SİZ NE DERSİNİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19) AKP ANAYASASI, TEMEL SORUNLARA ÇÖZÜM GETİRİYOR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE HAYIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. YÜZYILDA TÜRKİYE'YE KILAVUZLUK EDECEK ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA METNİNİN, İLK OLARAK, ÇAĞDAŞ NİTELENDİRMESİNİ HAK EDEN, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETLERİNİN YER VERMESİ GEREKEN KURUM, KURAL VE GÜVENCELERE YER VERMESİ GEREKLİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANCAK BU YETERLİ DEĞİLDİR. AYRICA ÜLKENİN KENDİ KOŞULLARINDAN, KENDİ TOPLUMSAL İHTİYAÇLARINDAN DOĞAN KURUM VE KURALLARA DA YER VERMESİ ZORUNLUDUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA AKP ANAYASASI BUNLARA YER VERİYOR MU? HAYIR . KESİNLİKLE BUNLARIN HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI ASKERİ YARGITAY'I KALDIRMIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ANAYASASININ, ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK ÜLKELERİN UYGULAMALARINA GÖRE HAZIRLANDIĞINI İDDİA EDİYORLAR. AMA ÖRNEĞİN ASKERİ YARGITAY KALDIRILMIYOR, ASKERİ MAHKEMELERİN KARARLARININ ASKERİ YARGITAY YERİNE YARGITAY”IN ÖZEL BİR DAİRESİNE GİTMESİ SAĞLANMAMIŞ.&lt;br /&gt;PEKİYİ NEDEN DERSİNİZ ? SORUN “BİLGİSİZLİK Mİ” ACABA, YOKSA BAŞKA BİR ŞEY Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI, HSYK KARARLARINI DENETİME AÇMIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE AÇMIYOR .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NUN TÜM KARARLARININ DENETİME AÇILMASI, TÜM HUKUKÇULAR TARAFINDAN İSTENEN BİR DÜZENLEME İDİ. VE 1961 ANAYASASINDA “İDARİ GÖREVLERİ BULUNAN HSYK’NIN TÜM KARARLARI YARGI DENETİMİNE BAĞLI İDİ”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUGÜNE KADAR, TÜM KARARLARIN YARGI DENETİMİNE BAĞLI OLMASI GEREĞİ, HEM HUKUKÇULAR, HEM BİZZAT YARGI MENSUPLARI TARAFINDAN, HEP DİLE GETİRİLDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA AKP ANAYASASINDA, BU YOK. SADECE “İHRAÇ KARARLARI” YARGI DENETİMİNE BAĞLANMIŞ, DİĞER TÜM ATAMA, TERFİ, YER DEĞİŞTİRME, SORUŞTURMA İZNİ, SORUŞTURMA GİBİ KARARLAR, YARGI DENETİMİ DIŞINDA KALMIŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI ? YOKSA BİLGİSİZLİK Mİ? YOKSA BAŞKA BİR NEDENİ VAR MI?&lt;br /&gt;BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEME” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRİLMİŞ OLMASIN?&lt;br /&gt;ADALET BAKANININ, YANİ YÜRÜTMENİN YARGI ÜZERİNDEKİ BASKISINI DEVAM ETTİRMEK İÇİN UNUTULMUŞ(!) OLMASIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22) AKP ANAYASASI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMUNU NEDEN DÜZENLEMEMİŞ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUGÜNE KADAR AKP TEMSİLCİLERİ HER ZAMAN “YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNDAN” ŞİKAYETÇİ İDİLER. HER ZAMAN “YÖK” ÜN KALDIRILMASINI, ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLERDE BÖYLE İŞLEYEN BİR KURUMUN OLMADIĞINI SÖYLÜYORLARDI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNDE HİÇ BİR ŞEY YOK. ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOKSA “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23) AKP ANAYASASI, CUMHURBAŞKANININ İŞLEMLERİ KONUSUNU DA UNUTMUŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP İKTİDARI, 2007 YILINA KADAR “CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİN FAZLALIĞINDAN” ŞİKAYET EDİYORDU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANCAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE, BU KONUYU TAMAMEN UNUTMUŞ GÖRÜNÜYOR. HATTA CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİ ÇOK DAHA ARTTIRMIŞ.&lt;br /&gt;NASIL MI ARTTIRMIŞ? ANAYASA MAHKEMESİNE “KENDİ BAŞINA” SEÇTİĞİ ÜYELERİN SAYISINI ÇOĞALTMIŞ. ESKİDEN 11 ÜYEDEN 4 TANESİNİ (3 ÜYE DOĞRUDAN + 1 ÜYE YÖK'TEN) ATARKEN, ŞİMDİ BU ÜYELERİN SAYISI YEDİ (7) YE ÇIKARTILMIŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANİ CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ ÇOK FAZLA İDİ? HANİ BU YETKİLERİ İLE BİR “VESAYET KURUMU” OLURDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACABA YİNE “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24) AKP ANAYASASINDA “KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZ” UNUTULMUŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇILIM YAPTIK DEDİLER, İLK ÖNCE KENDİ YANDAŞLARI İLE TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER.&lt;br /&gt;SONRA “KÜRT AÇILIMI”NDAN VAZGEÇİP “BİRLİK, BERABERLİK AÇILIMI” DEDİLER.&lt;br /&gt;İÇERİĞİNİ SORDUK, HİÇ SÖYLEMEDİLER,&lt;br /&gt;“HABUR'DA GÖRECEKSİNİZ AÇILIMI” DEDİLER. VE “HABUR”DA AÇILIMI BAŞLATTILAR. YARGIÇLARA BASKI YAPIP “SAHRA MAHKEMELERİ” KURDULAR.&lt;br /&gt;BAŞBAKAN “HABUR'DA ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLUYOR” DEDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU AÇILIM OLMAZSA “DEMOKRASİ YOKTUR” DEDİLER. “AÇILIMA DESTEK VERMEZSENİZ İKİ CİHANDA LEKELİSİNİZ” DEDİLER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE YAPTIKLARI ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE KÜRT VATANDAŞLARIMIZLA İLGİLİ TEK CÜMLE BİLE KOYMADILAR. ONLARI UNUTTULAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİYİ BU NASIL DEMOKRATİK VE ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25) AKP ANAYASASINDA, “ALEVİ YURTTAŞLARIMIZ” DA UNUTULMUŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAYISIZ AÇILIM YAPTILAR, TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER. ALEVİLERİN TALEPLERİNE KARŞILIK VERECEKLERİNİ SÖYLEDİLER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA UNUTMUŞLAR. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE “ALEVİLERLE” İLGİLİ TEK SATIR YOK. BİR TEK HAK YOK. NE “ZORUNLU DİN DERSİ” , NE DE BAŞKA BİR HAK. ACABA UNUTTULAR MI DERSİNİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOKSA BU NASIL ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK BİR ANAYASA?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ BİR KEZ DAHA DÜŞÜNELİM.&lt;br /&gt;YUKARIDA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU DEĞİL İSE,&lt;br /&gt;ELEŞTİRİLERİMİZ HAKLI DEĞİL İSE,&lt;br /&gt;UNUTULANLARIN GERÇEKTEN UNUTULDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ, ANAYASA'YA “EVET” VERİN,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU İSE, ANAYASAYA “HAYIR” VERELİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYLARIMIZ “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HAYIR&lt;/span&gt;'LI” OLSUN.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-753893251636828992?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/753893251636828992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=753893251636828992&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/753893251636828992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/753893251636828992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/08/akp-anayasasina-hayir-pekiyi-neden.html' title='AKP ANAYASA&apos;SINA “HAYIR”  PEKİYİ NEDEN HAYIR ?'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TGuc6FrrWsI/AAAAAAAAAXA/lWSfXY6lWTo/s72-c/HAYIRLARA.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-3878729634377443185</id><published>2010-08-05T11:07:00.002+03:00</published><updated>2010-08-05T11:13:00.422+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='faşist anayasa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fethullah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='referandum'/><title type='text'>FETHULLAH GÜLEN HİLE Mİ YAPIN DİYOR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TFpyV1ng5kI/AAAAAAAAAWw/Amk2Jodx1Ug/s1600/referandum_hayir.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 279px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TFpyV1ng5kI/AAAAAAAAAWw/Amk2Jodx1Ug/s320/referandum_hayir.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501835614282114626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FETHULLAH GÜLEN HİLE Mİ YAPIN DİYOR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethullah Gülen herkul.org sitesine konuşmuş, referandumdan “Evet” oyu çıkmasının zorunlu olduğunu anlatmış, mümkünse ölülerin bile oy kullanmasını istemiş. Gülen’in mesajı cemaatin denetimindeki gazetelerde, televizyon kanallarında ve internet sitelerinde geniş bir biçimde yer aldı.&lt;br /&gt;Bakın Fethullah Gülen ne diyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da, ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.”&lt;br /&gt;Gülen’in anayasa değişiklik paketini desteklemesinden daha doğal bir şey olamaz, hiç kimse de ondan başka türlü bir tavır beklemiyor zaten. Ancak, “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım” sözleri bir temenni değil, milyarlarca dolarlık sermayeyi yönlendiren cemaatine, TC kurumları içine sızmış militanlarına çok açık bir talimattır.&lt;br /&gt;Şu ifadeye herkes dikkat etsin.&lt;br /&gt;Fethullah Gülen, “ölü diri, herkes ‘Evet’ oyu kullansın” demiyor, “ölü diri, herkese ‘Evet’ oyu kullandırılsın” diyor. Yazıdaki edebi bir metin yaratma özenine baktığımızda, bunun bir dil sürçmesi olmadığını hemen anlarız.&lt;br /&gt;Gülen’in talimatı şudur:&lt;br /&gt;Referandum cemaatimiz için bir ölüm kalım meselesidir. Paketin geçmesini halkın kararına bırakamayız. Anayasa değişiklik paketinin geçmesi için, ölüler ve diriler adına oy kullanmak da dahil, her türlü hileye başvurmamız caizdir.&lt;br /&gt;Geçmişte Gülen cemaatinin bildiğimiz bir özelliği vardı. Uzun vadeli düşünür, hiçbir partiye açık destek vermez, iktidara gelme ihtimali olan hiçbir partiye açıktan muhalefet yapmaz, onlarla da iyi ilişkiler kurmaya çalışırdı. TSK’ya karşı bile tavır almaz, laiklik karşıtı söylemlerde bulunmaz, hatta komutanları memnun etmek için kızların üniversiteye başı açık gitmesinin dinen hiçbir mahsuru olmadığı şeklinde fetvalar verirdi.&lt;br /&gt;Çünkü cemaat ister darbeyle olsun, ister demokratik yoldan olsun, iktidar değiştiğinde elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemezdi.&lt;br /&gt;Ancak bu tavırları AKP iktidara geldikten, özellikle AKP son genel seçimleri % 47 gibi yüksek bir oyla kazanıp Cumhur Başkanlığı koltuğunu da ele geçirdikten sonra tamamen değişmiş, cemaat AKP’ye açık destek vermekte bir sakınca görmemiştir.&lt;br /&gt;Bu değişimin nedeni bellidir. Gülen hareketi ABD ve AB’nin de destek verdiği Ergenekon davasıyla tüm AKP muhaliflerinin susturulacağı, TSK içindekiler de dahil tüm Kemalistlerin tasfiye edileceği, rejimin, sonsuza dek öyle kalmak üzere ılımlı İslam rejimine dönüşeceği düşüncesine kendilerini fena halde kaptırmıştır.&lt;br /&gt;Cemaat için muhalefet partileriyle ve TSK ile iyi geçinmenin önemi kalmamıştır. Nasıl olsa, son muhalefet kırıntıları da yüksek yargının AKP’nin ele geçmesiyle yok olacaktır.&lt;br /&gt;Ancak son dönemdeki gelişmeler cemaatin büyük bir yanılgı içine düştüğünü göstermiş, kendileri de bu yanılgının farkına varmıştır.&lt;br /&gt;Terör olaylarının artışına, Kürt açılımına, PKK’nın muhatap alınmasını savunan yandaş liberallere, yolsuzluklara ve yoksulluğa duyulan tepkiler, ABD ve AB desteğine rağmen  AKP’nin halk desteğini eritmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;CHP’nin Kılıçdaroğlu ile atağa geçmesi, MHP tabanının referandumda firesiz “hayır” oyu vereceğinin görülmesi Gülen cemaati için kabusa dönüşmüştür. Çünkü AKP ile omuz omuza görüntü veren, muhalefete saldıran, TSK’ya olmadık iftiralar atan Gülen cemaatinin oya işler gibi büyük bir sabırla kurduğu sermaye imparatorluğunun yıkılma, TC kurumları içindeki örgütlerinin dağılma olasılığı ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;Fethullah Gülen’e, “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım” dedirten işte bu ölümcül olasılıktır.&lt;br /&gt;Kabuslar görmeye başlayan Fethullah Gülen, cemaatine ve yandaşlara, AKP’yi iktidarda tutacak her yolun mubah olduğunu bildiren bir fetva yayınlamıştır.&lt;br /&gt;Köşeye sıkışmış kedinin ne yapacağı belli olmaz derler, ama bu kedi ne yapacağını kendisi söylüyor.&lt;br /&gt;Başta muhalefet partileri olmak üzere, demokrasiye inanan herkes  Fethullah Gülen’in yayınladığı fetvayı çok iyi anlamalı, sandığa militanca sahip çıkmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-3878729634377443185?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/3878729634377443185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=3878729634377443185&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3878729634377443185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3878729634377443185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/08/fethullah-gulen-hile-mi-yapin-diyor.html' title='FETHULLAH GÜLEN HİLE Mİ YAPIN DİYOR'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TFpyV1ng5kI/AAAAAAAAAWw/Amk2Jodx1Ug/s72-c/referandum_hayir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-1577163669091120349</id><published>2010-07-02T15:58:00.002+03:00</published><updated>2010-07-02T16:02:29.332+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çorum katliamı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çorum'/><title type='text'>Çorum katliamı’nın 30. yılı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.yilmazkizilirmak.com/wp-content/uploads/2010/07/%C3%87ORUM-KATL%C4%B0AMI-3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 325px; height: 357px;" src="http://www.yilmazkizilirmak.com/wp-content/uploads/2010/07/%C3%87ORUM-KATL%C4%B0AMI-3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çorum katliamı’nın 30. yılı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01-Temmuz-2010 | Kızılırmak Haber Arşivi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 yılı Türkiye’nin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. tarihinin çalkantılarla dolu olduğu bir yıl oldu. Türkiye tarihinin en kanlı askeri darbesi bu yılın 12 Eylül’ünde yapıldı. İşte böyle kanlı altüstlerin yaşandığı bir yılın en kanlı sahnesini Çorum’da yaşandı. Sünni yurttaşlar, Alevi yurttaşlara karşı kışkırtıldı. İnsanların dini duyguları 12 Eylül günü darbe yapmayı planlayanların elinde, basit bir provokasyon enstrümanı haline getirilip arkasına devletin derinlerindeki güçlerin olanakları konularak kanlı bir katliama dönüştürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs 1980′de Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden karanlık güçlerin kışkırttığı MHP’li faşistlerin öncülüğünde bir grup, 28 Mayıs günü Çorum’un en işlek caddelerinde terör estirmeye başlar. Dükkânlar yağmalanır, alevi demokrat esnaflar dövülür. Alevilerin yoğun olduğu Milönü mahallesine saldırırlar. Çorum’da katliamın startı verilmiştir ve bu saldırılar belli Aralıklarla 5 Temmuz 1980′e kadar sürer. Devrimci ve demokrat Çorum halkının katliamcılara karşı olağanüstü bir direniş sergilemesi binlerce insanın katledilmesinin önüne geçer, ancak buna rağmen Çorum kan revan içinde kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DARBE İÇİN KATLİAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs 1980 – 5 Temmuz 1980 arasında yaşanan Çorum Katliamı, tıpkı 6-7 Eylül katliamında olduğu gibi, özel harp mamülü olduğu besbelli olan bir kanlı provokasyondur. 12 Eylül askeri darbesini yapanların darbeyi meşrulaştırmak için giriştiği açık bir provokasyondur. Çorum katliamı 12 Eylül darbesinin şartlarını oluşturmanın son halkasıdır. Okuyunca insanın tüylerini diken diken eden katliam hikayesi anlatmaktaki amacımız katliamcıların gerçek yüzünü bir kez daha hatırlatmak ve katliamcılardan hesap sorma görevinin hala omuzlarımızda olduğunun altını bir kez daha çizmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAZIRLIKLAR BAŞLADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katliam Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınarak, yerine Dersim’de birçok karanlık olaya adı karışan Nail Bozkurt getirilir, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de MHP’nin militanı olarak tanınan Fethi Katar. Yine ırkçı ve faşizan görüşleriyle tanınan Rafet Üçelli’de Çorum valiliğine atanır. Demokrat olarak bilinen devlet görevlileri sürgün edilir, MHP’lilere silah ruhsatı yaygın biçimde verilmeye başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAREKETE GEÇİLDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP’li eski bakan Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden “karanlık güçler” 28 Mayıs günü Çorum’un en işlek caddelerinde terör estirir. Cadde ve sokaklar “Kana kan, intikam” sloganlarıyla faşist saldırganlarca işgal edilir. Solcu ve Alevilere ait işyerleri yağmalanır, tahrip edilir ve yakılır. Saldırıya uğrayanlar, güvenlik güçlerine başvurduklarında “Toplumsal olaydır, müdahale edemeyiz” yanıtını alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATLİAMIN BAŞLADIĞI AN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırganların bir kolu, demokrat ve sol görüşlü Çorum Gazetesi’ne; sol yayın satan Bahar Kitapevi’ne saldırarak tüm eşyalarını, malzemelerini dağıtır ve tahrip ederler. Saldırganların büyük bir kolu da, solcuların, Alevilerin yoğunlukta olduğu Milönü Mahallesine yönelirler. Başka bir kol, Kuruköprü, Üçevler, Sigorta ve Mutluevler semtine yönelirler. Bazı polislerinde saldırganlara yardımcı oldukları saptanır. Bu semtte 45 yaşlarında Servet Yıldırım isimli bir kişiyi öldürürler. Celal Erdoğan (öğretmen), Salih Yılmaz (Öğretmen), Turan Kabakulak, Vedat Eliaçık, Hüseyin Şimşek, Sefer Eken, Sezai Güren, Neşet Aydın, Mustafa Nallıca Sadık Vasıfoğlu, Hasan Köse, Aşır Demirel isimli sol görüşlü kişilerde kurşunla ağır yaralanır. Yine Altınevler semtinde evlerinin balkonunda oturan iki kız kardeşe silahla ateş edilir ve her ikisi ağır yaralanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATLİAMA VALİLİK İZNİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vali Rafet Üçelli, sokağa çıkma yasağı koyar. Katliamdan korunmak için savunma amacıyla halkın oluşturduğu barikatların kaldırılmasını ister. Saldırıya uğrayan halk, sokağa çıkma yasağına uyarken; saldırganlar özgürce sokaklarda saldırılarını sürdürürler. Vali Üçelli, halkın kendini savunması için kurduğu bu barikatın kaldırılması için Jandarma Komutanı Yarbay Vural Güride’ye emir verir. Halk ise, can güvenlikleri için kurdukları barikatı kaldırmamakta direnir. Eğer halk barikatlar kurup direniş gösterme basiretini göstermeseydi; Çorum Katliamı’nın dünyanın en büyük katliamları arasına girmesi işten bile değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALEVİ AVI BAŞLADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruköprü, Sigortaevleri, Terlemezevler, Milönü, Kale, Esnafevler, Şenyurt, Bahçelievler, Karşıyaka, Nadık Mahallelerinde ve semtlerinde saldırılar devam etmektedir. Alevi köylerinin yolları işgal altındadır. Ahmetdoğan, Çobandoğan, Savak Yoğunşehit ve Kozluca köylerinde yaşayan Aleviler dışarı çıkamamaktadır.  Mutluevler semtinde bir inşaatta iki ceset bulunur. Kimlik belirlemesinde birinin Yahya BARAN’ın, diğerinin de Osman AKSU’ya ait olduğu ortaya çıkar. Her ikisinin el, göz ve ağızlarının bağlandığı, vücutlarında 18′er kurşun yarası olduğu saptanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖLÜ SAYISI ARTIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorum – Eskiekin Köyü sınırları içinde, buğday tarlalarında iki gencin cesedi ortaya çıkar. Kazım Güler’e ait cesedin kurşunla delik-deşik edildiği, kimliği belirlenemeyen cesedin de aynı biçimde önce işkence, sonra silahla öldürüldüğü; Bayat’ın Gökboğaz mevkiinde ise silahla taranmış Şeref Şahin adında bir genç ile Elvan Çelebi köyü sınırları içindeki tarlalarda SSK Çorum Hastanesi’nde çalışan Necati Göktaş’ın silahla taranmış cesetleri bulunur. Merkez’e bağlı Turgut Köyu’nden Çorum’a gelmek üzere yola çıkan Ali KAYA’da yolda silahla öldürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK KATLİAM HAZIRLIĞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler ilerledikçe artan ölümler büyük bir katliam hazırlığının habercisi olaylar daha çok yaşanır olur. Çorum halkı, faşistlerin hazırlıklarının katliama dönüşeceğinden kuşku duyar ve ilgilileri uyarmaya çalışır. AP Çorum İl Başkanı Yardımcısı Erol Şahin, CHP İl Başkanı Cemal Solmaz’la birlikte vali ve emniyet müdürüyle görüşürler. MHP’nin saldırı hazırlıklarını ileterek önlem alınmasını isterler… Aynı tarihte yeşil renkli 19 AT 535 plakalı ve 131 Murat markalı (Adnan EZEJDER’ e ait ) bir otomobil, sol görüşlülerin oturduğu semtlere dalar, çevreye ateş açar, ateş sonucu Hatice İlhan isimli bir lise öğrencisi ağır yaralanır. Çorum Valiliği ve emniyeti girişimlerin hepsine kulaklarını tıkar ve hiçbir önlem almaz. Bu arada olayların önlenmesi için girişimlerde bulunan AP İl Saymanı Celal Taşçı’nın evi MHP’lilerce önce bombalanır ve sonra yakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK KATLİAM BAŞLADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Temmuz 1980 günü, ” Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız ” sloganıyla ikinci katliam başlatılır. Terlemezevler ile SSK Hastanesi civarında, yerleştirilen uzun menzilli silahlarla solcu ve Alevi evlerine ateş açılır. Faşistlerin egemen olduğu semt ve mahallelerde silah sesleri, kenti çınlatmaktadır. Pek çok semtin tüm telefon şebekeleri kesilmiş, haber alınamamaktadır. Faşistler Çorum’a gelen yolları keser, araçları tahrip eder, esir aldıkları insanlara işkenceyle öldürürler. Günün bilançosu 4 ölü 10 yaralı, 50 ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılmıştır. Bu gelişmeler üzerine vali sokağa çıkma yasağı ilan eder. Ama saldırganlar ellerini kollarını sallayarak rastgele sağı solu kurşun yağmuruna tutar, ev ve işyerlerini yakmaya devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘CAMİ YAKILDI’ PROVOKASYONU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Temmuz sabahı, vali bir gün önce koyduğu sokağa çıkma yasağını kaldırır. Faşistler ise halkı tahrik etmek için kendi adamlarını değişik camilere dağıtırlar. Cuma namazının bitiminde içeri girerek “Ey Müslümanlar, solcular-Aleviler Milönü’ndeki Alaaddin Cami’ye bomba attılar. Cami yanıyor, namaz kılan Müslümanlara katlediyorlar” diye bağırırlar. Tahrik sonucu Cuma namazından çıkanlar ellerine ne geçirmişlerse topluca Milönü’ne koşarlar. Çorum’un değişik camilerinden binlerce tahrik edilmiş öfkeli insan Milönü’ne yığılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POLİS DE BİZZAT KATILDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis panzeri ve arkasındaki üç sivil araba ile Çorum’da operasyona girişirler. Panzer, mahalleden geçerken hedef gözetmeden ateş açar, Hatun Dursun isimli hamile bir kadın kafasına gelen iki kurşunla yaşamını yitirir. Öğretmen Hüseyin Özdemir ağır yaralanır. İstanbul’da Tıp öğrenimi gören ve faşistlerin saldırısını duyunca memleketine dönen Süleyman Atlas’da, panzerden ateşlenen silahın hedefi olur ve omzundan yaralanır. Panzerdeki polisler yaralı öğrenciyi alıp SSK Hastanesine götürür. Bir gün sonra Süleyman Atlas’ın işkenceyle öldürülmüş cesedi babasına teslim edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT’DE KATILDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT’de “Çorum’da Alaaddin Cami’sine patlayıcı madde atılması ve dışarıdan ateş açılması ile olaylar başladı.” Haberini  sık sık vermeye başlar. Çorum’da da telsizlerle “Aleviler camiyi bombaladı” söylentisi yaygınlaşır. Evinde oturan tarafsız Sünniler istemeye istemeye yayılan dedikoduların etkisiyle Milönü’ne koşarlar. Oysa Alaaddin Cami’ye ne patlayıcı madde atılmış, ne de dışarıdan ateş edilmiştir. Haberin hiç bir doğruluğu olmamasına rağmen, TRT’nin evire çevire Çorum’da cami bombalandı diye haber vermesi katliamın iyice yaygınlaşmasına sebep olur, İskilip yolu üzerinde Yazı Mahallesinin çıkışında biri kadın 7 kişi elleri bağlı olarak silahla öldürülmüş bulunur. SSK Hastanesinin morgunda 7 ceset bulunmaktadır. Ölü sayısı 17′ye çıkmış. Kimliği tespit edilenler: İsmail Solmaz, Veli Solmaz, Hasan Bağzık, Rıza Candan, Ahmet Doğan, Şükrü Yalçın, Mehmet Yılmaz, Mehmet Şahinci, Mustafa Yıldırım, Aziz Gündoğdu ve Ali Paçacı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÖYLERE SIÇRADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılkaya Köyü Alevidir. Çorum katliamının acılı haberini radyoda duyarlar. Çorum’dan gelen komşularından öğrenirler. Yakınlarının durumunu öğrenmek için Çorum’a gidenlerin yolu kesilir, rehin alınırlar. Bir daha da haber alınamaz. Aramaya başlarlar. Mercimek tarlasına geldiklerinde tüyler ürpertici bir durumla karşılaşırlar. Paçacı’lara (Ali Paçacı) ait traktör yarı yanmış vaziyette orada bulunmaktadır. Traktör ve toprak arasında yarı yanmış durumda baba Ali Paçacı’nın cesediyle karşılaşırlar. Yanında oğlu Veysel’inde işkence edilerek öldürülmüş cesedi bulunur. Arpa tarlası içinde başka bir ceset daha bulunur. Çorum’un birinci olayından beri kayıp olan Yoğunpelit Köyü’nden Musa Kireçli’dir. Yaydığı köprüsü civarında şoför Ali Gündoğdu ile tarla sahibi Rıza Ayvaz’ın kolları kesilmiş, kafa derisi yüzülmüş cesetleri ile; Selman ESER’in kafası kesilmiş, ayaklarından asılmış cesedini bulurlar…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihimizin acı, kan ve gözyaşıyla dolu bir zaman diliminde yeralan, faşistlerce gerçekleştirilen Çorum Katliamı, her ne kadar 27 Mayıs 5 Temmuz 1980 tarihleri arasında kabul edilse de, Çorum, ilçe ve köylerinde uzun bir süre devam etmiştir. En son 14 Ağustos 1980 sabahı Kargı köyünden Mecitözü’ne gitmek için hareket eden 5 ilerici köylü, yolda araç beklerken faşistlerin silahlı saldırısı sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorum Katliamı, 57 yurttaşın hayatını kaybettiği, 200′ün üstünde yaralı; 300′e yakın ev ve işyerinin tahrip edilerek yakıldığı; binlerce ailenin göçüyle tarihin en karanlık sayfaları arasında yerini aldı. Katliamın belgeleri “kozmik odaların” raflarında indirilerek hesaplaşılmayı bekliyor. Türkiye’deki bütün katliamların gerçek sorumluları ortaya çıkarılıncaya dek özgürlük, adalet ve demokrasiden bahsetmek mümkün olmayacak… Bu vesileyle katliamda yaşamını yitiren yurttaşları bir kez daha saygıyla anıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRK GENERALLER VE ABD’Lİ AJAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katliamın en kanlı kısmının hemen ertesinde 8 Temmuz’da Çorum’a gelen darbeci generaller, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel komutanı Orgeneral Sedat Celasun kanlı görevin “başarıyla” icra edildiğini yerinde incelediler. TSK’nin darbe yapan komuta kademesinin işbirlikçisi ABD Büyükelçiliği’nde 2. katip olarak görevli CIA ajanı Robert Alexsander Peck ise çok önceleri, 1980 yılının başında Çorum’a gelmişti. Çorum’da belediye başkanı ve vali ile görüşmeler yapar. Daha sonraki yıllarda vali ve belediye başkanı ile yaptığı görüşmeler devlet sırrı bahanesiyle açıklanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATLİAMLAR DEVLET POLİTİKASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye topraklarında yaşanan tüm katliamlar gibi Çorum Katliamı da bir devlet politikası olarak ortaya çıktı. Bu politika 1915 Ermeni Katliamında, Dersim katliamında görülmüştür. Van da orgeneral Mustafa Muğlalı katliamında görülmüştür. 6–7 Eylül katliamında görülmüştür. Nurhak’ta, Kızıldere’de görülmüştür. Daha yakınlara geldiğimizde; 77 1 Mayısında görülmüştür. Balgat’ta, Beyazıt’ta, Piyango tepede, Bahçelievler’de, Tepecikte görülmüştür. İnciraltı’nda görülmüştür. 1 Mayıs mahallesinde görülmüştür. Malatya’da, Maraş’da, Sivas’ta, Gazi Mahallesinde görülmüştür. Özellikle son 30 yıldır da Kürt illerinin her bir köşesinde saymakla bitmeyecek yoğunlukta binlercesine tanık olmaktayız. ‘Bin operasyon yaptık’ diye itiraflarda bulunulmuştur. Ve bugün de katliam politikaları devam etmektedir. Özel Harp Dairesi’nin komutanları katliamları “muhteşem örgütlenme” diyerek açıkça üstlendiler. Diğer taraftan ise katliamcıların yargılanması, hesap sorulması “derin güçlerin” marifetleriyle hep engellendi. Kimi katliamların sorumluları yakalanıyor gibi gösterilse de işin özüne dokunulmadı. Katliamcıların merkezi hep işinin başında olmaya devam etti. Bu gerçek Çorum katliamında da devam etti. Bu katliamların hepsinin arkasında, “Özel Harp Dairesi’nin, JİTEM’in, Ergenekon’un” kanlı parmak izi çıktı. Devletin izi çıktı. Bu gizli savaş örgütlerinin karanlık ve kanlı güçlerin darbecilerin ve Kürt sorununda çözümsüzlük yanlılarının hizmetinde olduğu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde biliniyor. Çorum Katliamı’nın hesabını sormak, bugün işlenen katliamlara sessiz kalmayarak, katliamcılara karşı sesini yükseltmekten geçiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük Gazetesinde çıkan yazı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrimci 78’liler Federasyonu arşivinden yararlanılarak hazırlanan bu yazı, 1 Temmuz 2010 tarihli Günlük Gazetesi’nde yayınlanmıştır. 1 Temmuz 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-1577163669091120349?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/1577163669091120349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=1577163669091120349&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1577163669091120349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1577163669091120349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/07/corum-katliamnn-30-yl.html' title='Çorum katliamı’nın 30. yılı'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-3721279499995470402</id><published>2010-06-30T13:43:00.002+03:00</published><updated>2010-06-30T13:46:12.132+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EŞBAŞKAN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GİDİŞAT'/><title type='text'>GİDİŞAT</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TCsgSUcboNI/AAAAAAAAAWo/WanxBj2E-vA/s1600/banu.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 250px; height: 175px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TCsgSUcboNI/AAAAAAAAAWo/WanxBj2E-vA/s320/banu.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488516069978775762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu gidişat çok önceden belirlenmişti! 100 yıl önce bugün hedeflenmişti!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yıl 1912. Amerikan başkanı Woodrow Wilson .. Türkiye’yi param parça eden ünlü Wilson ilkelerine adını veren kişi… Türkiye sınırları içine bir Kürdistan ve bir Ermenistan haritaları çizen Amerikan başkanı.. Bakın ne diyor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;‘Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin hammaddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır…’&lt;br /&gt;Geçenlerde Dışişleri Bakanı işte bu Wilson’ın adıyla anılan ödüle layık görüldü…&lt;br /&gt;Wilson’ın 100 yıl önceki planı neydi? Petrol coğrafyasına bir Kürt ve bir Ermeni Devleti oturtmak…&lt;br /&gt;O zaman ince ince hesapladıkları, Türkiye’yi bölme ve yutma hayalleri gerçekleşmedi. Kuyruklarını ardlarına kıstırıp bir daha gelmek üzere gittiler…&lt;br /&gt;Türkler inanılmaz şartlarda yaptıkları savaştan galip çıktılar. Yedi Düvel buna ağızları köpürerek ‘Türk Mucizesi’ dediler..&lt;br /&gt;Ardından yepyeni bir ülke kuruldu. Türkler ulusal kaynaklarına sahip çıkıyorlardı. Ardı ardına fabrikalar açtılar. Uçaklar , Arabalar yaptılar. Madenlerini işlemeye başladılar, Petrol aradılar…Tarıma yol verdiler, yurttaşlar yarattılar.&lt;br /&gt;Ama içerde işi bozulanlar vardı. Onlar kullanıma hazırdı.. … Kürt Sait isyanı Lozan’da Musul meselesi masadayken, Dersim İsyani, Hatay için direnilirken tezgahlandı.&lt;br /&gt;BATIYA HAYRAN AYRAN BUDALALARI!&lt;br /&gt;1930’lardan itibaren koyun postlarına bürünmüş ‘uzmanlar’ genç cumhuriyeti ziyaret etmeye başladı.. Her şey yeniden kurulurken maskeli sırtlanlar Ankara’da boygösterdi .. Tanzimat kafalı Batıya ayran budalası gibi hayran ‘münevverler’, yabancı emeller için uygun arazi şartları sağladı. 1938’de milletin önderi öldü ve geride kalanlar hemen Batı’ya koştu! İngiliz ve Fransızlarla üçlü anlaşma imzalandığında , Gazi Paşa’nın ölümünün üzerinden 5 ay geçmemişti. Gazi paşa’yı ‘anlamayıp sadece inananlar’ asıllarına rücu ettiler!&lt;br /&gt;2. paylaşım Savaşına kadar ‘ecnebi uzmanlar’ yurdun tüm açık yaralarına dair raporlarını hazırladılar…&lt;br /&gt;2. Dünya savaşı ile bir süre ara verdiler.. Yalta’da yeni bir düzen kuruldu artık Avrupa’nın mührünü Amerika alacaktı&lt;br /&gt;Savaşın sonunda ‘yeni dünya’ sırtlanları İsmet İnönü’yü bir sömürge anlaşmasına daha razı ettiler. Marshall yardımı çerçevesinde imzalanan anlaşma, Kurtuluş’dan 24 yıl sonra Türkiye’yi esir etti.&lt;br /&gt;Önce Dünya Bankası ve İMF denetimine girdik. Sonra NATO’ya alındık Bedelini Korede kanla ödeyecektik. Üstüne üstlük ‘Canım Amerika!’ diye şarkılar söyledik!&lt;br /&gt;Hollywood filmleri seyrettik, Dean Martin, Frank Sinatra dinledik..&lt;br /&gt;1956’da küresel elitin önde gelen ismi, Rockefeller, ABD başkanı Eisenhower’a: ‘Türkler oltada balık! Yeme ihtiyaçları yok!’ diyordu.. Sonra Ortadoğu’daki yüksek idealleri için, işlerine gelen hükümetleri iktidarda tutmak işlerine gelmeyenleri devirmek amacıyla yardım fonlarının kullanılacağı’ karara bağlanıyordu..&lt;br /&gt;1966’da NATO haberalma tesislerine kapıyı açtık. Tüm istihbaratımızı ABD’ye devrettik.&lt;br /&gt;1971’de ‘Büyük Türkiye’ hayallerimizin bedelini birbirimizi kırdırarak ödettiler Ardından bir darbeyle işi bitirdiler!&lt;br /&gt;Uslanmayıp 1974’de Kıbrıs barış harekatını yapınca ASALA terörünü başımıza bela ettiler! Ama biz yılmadık, müttefikimize daha sıkı sarıldık..&lt;br /&gt;1980’de Sovyetlerle sanayi işbirliği, hızlı sanayi atılımları sürerken bir CIA darbesiyle daha sarsıldık..&lt;br /&gt;1984’de Türkiye ağır sanayi hamlelerine Güneydoğu Anadolu Projesini ekledik. PKK ile ödüllendirildik!&lt;br /&gt;SEVR HORTLADI!&lt;br /&gt;100 yıllık Kürt devleti hayali paketlenip Türkiye’nin önüne kondu. Ve SEVR HORTLADI, kabusumuz oldu..&lt;br /&gt;Fulbright burslarıyla yetiştirdikleri liderleri getirip ülkemizin başına koydular…&lt;br /&gt;1991’de başa geçirdikleri Turgut Özal’a kukla bir Kürt devleti için ilk adımları attırdılar.&lt;br /&gt;Çekiç Güç kontrolünde bir Kürdistan devletinin tohumunu attılar..&lt;br /&gt;Irak’ın kuzeyi güvenli bölge ilan edildi ve PKK Çekiç Güç kontrolünde pamuklar içinde yetiştirildi!&lt;br /&gt;Derken Özal, ‘Bir Türk-Kürt Federasyonu’ndan’ bahsediverdi!&lt;br /&gt;Bu arada on binlerce vatan evladı yitirildi….&lt;br /&gt;1995’de Avrupa Birliği ‘Kürt Sorununu askeri tedbirlerle ortadan kaldıramazsınız!’ diyordu. İçerdeki besleme koro onaylıyordu. Bu ülkenin has vatandaşları Azınlık konumuna oturtuldu…&lt;br /&gt;Aynı anda Türkiye’nin Gümrük Birliği ile eli kolu bağlandı! Yani tüm gelirlerine el kondu, üretimi durduruldu, terörle mücadelede deli gömleğine sokuldu.&lt;br /&gt;1999’da Apo Türkiye’ye verildi. Artık İmralı’dan terörü yönetecekti!&lt;br /&gt;Vatan evladı ölmeye devam etti!&lt;br /&gt;2002 de Türkiye’ye bir sessiz darbe yapılacak, oyunun son perdesi sahnelenecekti.. Küresel elit, Sevr hükümleri karşılığında AKP’ye iktidar koltuğunu verdi!&lt;br /&gt;2004’de Avrupa Birliği Uyum Yasaları önümüze geldi… Bu yasalarla ellerimiz arkadan bağlanıyor, teröriste ise ‘VUR!’ deniyordu.&lt;br /&gt;Vurmaları için gerekli tüm silahlar, Irak ve Güneydoğuya NATO uçaklarıyla aktı…Ordunun sınır ötesi harekatı sınırlandırıldı. İstihbaratımız ABD ve İsrail istihbaratının içinde eridi ve kayıplarımız, 10 yıl içinde 50 kat arttı.&lt;br /&gt;Eşzamanlı olarak Bölgesel Kalkınma ajansları, ikiz yasalar ve yerel ‘iktidar’ girişimleri teröre zemin hazırladı.&lt;br /&gt;Medya vasıtasıyla zehir enjeksiyonu had safhadaydı. Basın tümüyle işgal altında ve köşe başlarını tutanlar. ‘Sahiplerinin sesi’ olmaya can atmaktaydı!&lt;br /&gt;Üniversiteler şirketleşmeyi tamamlıyorlardı. İşbirliği yapan akademisyenler rüyalarında göremeyeceği imkanlarla donatıldı.&lt;br /&gt;2007’de Amerikan istihbaratçılarından oluşan bir ekip Ankara’ya yuvalandı.&lt;br /&gt;Gözleri gören, kulakları duyan, burnu koku alan helal süt emmiş vatan evlatları kralın çıplak olduğunu yazıp çizdiler. Ortalığa korku salındı. Konuşmaya başlayanlar dinlendi, terörle mücadelede üstün hizmeti olanlar Silivri’ye davet edildi..(!)&lt;br /&gt;ARTIK ‘YETER’ DİYENLER…&lt;br /&gt;BU GİDİŞİN BAŞI VAR, BİR DE SONU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi geldiğimiz noktada her şey apaçık ortada! Düşman belli..Hem de 100 yıldan beri, hiç değişmedi.&lt;br /&gt;Çokuluslu şirketlerin kontrolünde ABD ve Avrupa Birliğinin elitleri, ve onların denetimindeki mali ve siyasi kurumlar, İMF, Dünya bankası, NATO! Ve tabii içerde onların planlarını yürürlüğe koyan işbirlikçi hükümetler !. Artı Sivil Toplum diye altımızı oyan ajanlar ve onların maşalarının ucunda sallananlar…&lt;br /&gt;Hepsini toplasanız 10 bin kişiyi bulmazlar!&lt;br /&gt;Geride 72 milyon var. İşsiz ve yoksul bırakılmış, dini ve etnik olarak parçalanmış, şehit düşmüş, gazi olmuş, kan kusan, göz pınarları akan 72 milyon..&lt;br /&gt;Psikolojik savaşın her türlüsüyle karşılaşmış, çok hırpalanmış, örselenmiş ama sağduyusunu kaybetmemiş, sabrı defalarca denenmiş bir millet… Sessiz ama derinden, son anda ‘YETER’ diyen…İşte bu nedenle ZALİMler bu milletten korkuyor ve oyun üzerine oyun kuruyor.&lt;br /&gt;Bu millet artık Terörün Washington ve Brüksel’den fışkırdığını biliyor. Batıyla ittifak yapanların, eşbaşkan olanların bu kan kaybını durduramayacağını da!&lt;br /&gt;Eylül'deki referandum halkın bu bilincinin keskin bir göstergesi olacaktır.. Halk gücünün farkına vardığı zaman başka bir dönem başlayacaktır!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah tüm şehitlerimize RAHMET eylesin!!! Onların kanı yerde kalmayacak!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Banu Avar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Odatv.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-3721279499995470402?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/3721279499995470402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=3721279499995470402&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3721279499995470402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3721279499995470402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/gidisat.html' title='GİDİŞAT'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TCsgSUcboNI/AAAAAAAAAWo/WanxBj2E-vA/s72-c/banu.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5466542789758030763</id><published>2010-06-17T11:43:00.000+03:00</published><updated>2010-06-17T11:51:49.925+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iç savaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='israil'/><title type='text'>İÇ SAVAŞ SENARYOSU</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İÇ SAVAŞ SENARYOSU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İç savaş senaryosu uygulamaya konulmuştur.&lt;br /&gt;Türkiye tarih boyunca iç savaş yaşamadı. Birkaç yıl önce Norveç&lt;br /&gt;Kraliyet akademisinde Türkiye'de iç savaş senaryoları ile ilgili&lt;br /&gt;toplantılar yapılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin 2012-2020 yılları arasında öngördüğü bölge haritası bugünkü&lt;br /&gt;haritadan çok farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkan haklarını ayrıştırarak Türklerden koparan, kadim millet&lt;br /&gt;Ermenileri ayrıştırıp düşman yapan, Arapları ayrıştıran haçlı&lt;br /&gt;birliktelik şimdi de güneydoğu bölge halkını ayrıştırma stratejisini&lt;br /&gt;uygulamaya koymuştur. Bu stratejik gerçeğe göre olanlar&lt;br /&gt;yorumlanmadıkça kaosun artması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol-Sağ, alevi-Sünni şimdi Türk-Kürt çatışma senaryosu.&lt;br /&gt;Irak'ta etnik ve mezhep ayrışması projesi, PKK adlı sanal örgüt eliyle&lt;br /&gt;Türkiye'de gerçekleştirilmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halktaki infial kontrol edilemez noktaya gelebilir.&lt;br /&gt;Halkın yanıltılmaya devam etmesi, tehlikeli bir süreci başlatmıştır.&lt;br /&gt;PKK isim değiştirmiş Kongra Gel olmuştur.&lt;br /&gt;PKK, PEJAK örgütleri Barzani, Talabani ordusuyla bütünleşmiştir.&lt;br /&gt;ABD Türkiye Irak, İran ve Suriye dörtgeninde Kürt devlet projesinin&lt;br /&gt;çekirdek yapılanmasını sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körfez savaşı sırasında 3000 Peşmerge CIA tarafından Guam adalarına&lt;br /&gt;eğitim için götürülmüştür. Bunlar Irak kuzeyinde bugünkü Barzani'nin&lt;br /&gt;özerk bölgesinde silahlı gücü oluşturmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD; PKK lideri Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye teslim ederken Marksist&lt;br /&gt;üst yönetimi tasfiye etmiş lider kadrosunu kendisiyle işbirliği&lt;br /&gt;yapacak şekle sokmuştur.&lt;br /&gt;150 bin kayıp silahın ABD ordu envanterine olmasına rağmen kayıp diye&lt;br /&gt;yansıtılması yanıltıcıdır. Bu silahlar Barzani ordusuna verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK militanlarından ABD malı silahların çıkması boşuna değildir.&lt;br /&gt;Kandil dağında ABD askerleri ile PKK askerlerinin görüşmeleri ağır&lt;br /&gt;silah da dahil cephane yardımına ilişkin itiraflar bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Irak'ta Türkiye İran ve Suriye bölgesine yönelik dinleme&lt;br /&gt;tesisleri ABD'ce kurulmuştur. Barzani askerlerinin istihbarat&lt;br /&gt;eğitimini İsrail Mossad yürütmektedir.&lt;br /&gt;İnsansız uçaklarla bölge sürekli kontrol altındadır. Türkiye ve İran&lt;br /&gt;askeri hareketlenmeleri koordinatları uydu ver yer haberleşme ağıyla&lt;br /&gt;Barzani- ABD-İsrail askeri yetkililerince tespit edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ordu birlikleri haberleşme şifre ve kodları ABD ve İsrail&lt;br /&gt;teknolojisi ile içi içe olduğundan TSK'nın istihbarat ve haberleşme&lt;br /&gt;ağı takip edilmektedir.&lt;br /&gt;Son saldırılar; PKK görüntüsü altında ABD-İsrail-Peşmerge ortak&lt;br /&gt;operasyonudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç: Kuzey Irak Kürt yapılanmasının baltalanmaması.&lt;br /&gt;İran'a yönelik ABD-İsrail askeri harekatına karşı çıkan Türkiye'yi&lt;br /&gt;işbirliğine mecbur etmektir. Irak'a yönelik askeri harekette yer&lt;br /&gt;almayan Türkiye'yi bu kez İran operasyonuna zorlamaktır. Türkiye'nin&lt;br /&gt;hava ve deniz limanlarını ABD askeri faaliyetine açmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılması gerekenler:&lt;br /&gt;Kamuoyuna gerçekler açıklanmalıdır.&lt;br /&gt;TSK kimle nasıl mücadele ettiği açıklıkla ortaya koymalıdır.&lt;br /&gt;Hükümetin açmazları ortaya konulmalıdır&lt;br /&gt;Askeri anlaşmalar kamuoyuna duyurulmalıdır.&lt;br /&gt;PKK örgütünün, Kürt örgütü olmadığı belgelerle kamuoyuna&lt;br /&gt;açıklanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu belirtiklerimiz yapılabilir mi? Hayır.&lt;br /&gt;Türkiye; ABD-İngiltere-İsrail planının seyircisi konumundadır.&lt;br /&gt;Siz NATO ile ABD ile elektronik-istihbarat ağında iseniz,&lt;br /&gt;düşman hedef şifrelemesi, ABD-İsrail güvenliğini tehdit eden El kaide,&lt;br /&gt;Hizbullah gibi İslami örgütlere göre kilitlenmişse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uydu ve yer haberleşme ağı ile tüm askeri faaliyetleri ABD ve İsrail&lt;br /&gt;takibinde ise, siz hangi güçle hangi silah sistemi ile hareket&lt;br /&gt;edebilirsiniz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk aldatılıyor, duygular kabartılıyor. Yapılan açıklamalar anlam&lt;br /&gt;ifade etmiyor.&lt;br /&gt;Unutmayalım; Siyonist örgütten üstün cesaret ve liderlik ödülü alan&lt;br /&gt;ülkeyi yönetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün Sözü; Aldatan muhakkak günü geldiğinde aldatılır.(17 Haziran&lt;br /&gt;2010.Ankara)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5466542789758030763?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5466542789758030763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5466542789758030763&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5466542789758030763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5466542789758030763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/ic-savas-senaryosu.html' title='İÇ SAVAŞ SENARYOSU'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-7818531309420420761</id><published>2010-06-15T12:46:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T12:50:07.772+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet'/><title type='text'>Taraf ve Cumhuriyet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBdMwOy40CI/AAAAAAAAAWg/hbLu7_rE7GY/s1600/cumlogo.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 50px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBdMwOy40CI/AAAAAAAAAWg/hbLu7_rE7GY/s320/cumlogo.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482935462835834914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2000’lerin ilk on yılında, Türkiye’de siyasal kutuplaşmanın bir tarafında ülkeyi küresel kapitalizmin güncel yönelimleri doğrultusunda Batı’ya entegre etmek isteyenler, diğer tarafında ise Çin, Rusya ve İran’ı, yani Avrasya’yı bir seçenek olarak görenler yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entegrasyoncu kanat liberallerle muhafazakârların bir koalisyonundan müteşekkildi ve küresel kapitalizme üç mekanizma üzerinden eklemlenmeyi amaçlıyordu: Avrupa Birliği üyelik süreci, IMF ve Dünya Bankası orijinli neoliberal iktisat politikalarının uygulanması ve ABD ile olan müttefiklik ilişkisinin devamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümetinin sekiz yılı, inişli çıkışlı bir grafik göstermekle birlikte, bu üç mekanizmanın “başarılı” bir şekilde uygulanmasının tarihidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB üyelik sürecinin kendisi başlı başına bir iç dönüşüm vesilesi olarak kullanılmış ve sivilleşme adı altında AKP/cemaat koalisyonunun devletin kritik noktalarını bütünüyle ele geçirmesi sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neoliberal iktisat politikaları ile cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirme operasyonu gerçekleştirilmiş, neredeyse bütün kamusal varlıklar yerli ve uluslararası sermayeye devredilmiştir. Buna taşeronlaştırma, esnekleştirme, sendikasızlaştırma gibi süreçleri de eklediğimizde, AKP hükümetinin bu mekanizmayı da “başarılı” bir şekilde kullandığını söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü ve son mekanizma olan ABD ile müttefiklik ilişkisi de, var olduğu iddia edilen gerilimlerin ötesinde son derece “başarılı” bir şekilde işlemektedir. NATO üyesi Türkiye, yeni Osmanlıcı saiklerle ABD’nin küresel askeri operasyonlarının bir parçası olmaya ve NATO bünyesindeki görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla Türkiye’nin geride bıraktığımız sekiz yılını, küresel sisteme ABD, AB ve neoliberalizm eksenli bir eklemlenme/entegrasyon dönemi olarak okumamız mümkün görünmektedir ve bu anlamıyla da AKP/cemaat koalisyonu küresel sistem açısından başarılı bir sınav vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon Operasyonu’nu bu entegrasyon sürecine uyum sağlayamayacak ya da süreci engelleyebilecek unsurların tasfiyesi olarak görebiliriz. Söylemsel düzeyde dahi olsa ABD ve AB karşıtlığına vurgu yapan, Türkiye’nin NATO ve Gümrük Birliği üyeliğini askıya alması gerekliliğini dillendiren, alternatif bir dış politika seçeneği olarak Avrasya’dan bahseden unsurlar, bu süreçte ya tasfiye edilmiş ya da sindirilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu unsurlarca taşınan ve 2003–2007 arasında yükselip zirve noktasına Cumhuriyet Mitingleri’nde ulaşan ulusalcı dalga, dışarıda böyle bir dış politika anlayışını sahiplenirken, içeride de Kemalizmin güncellenmiş bir versiyonuyla 1923 paradigmasını ve Birinci Cumhuriyet’i sahiplenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liberaller ve muhafazakarlardan oluşan diğer kanat ise Türkiye’yi dünya sistemine entegre etmenin içeriye yönelik de bir operasyon olduğunun bilinciyle, bir yandan Türkiye ekonomisinin kaderini bütünüyle piyasa güçlerine terk ederken, öte yandan toplumsal yaşayışı hızlı bir İslamizasyon sürecine tabi tutmuştur, bu ise cumhuriyete benzemeyen bir yeni cumhuriyet anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde birinci ve ikinci cumhuriyetçiler arasındaki rejime ilişkin mücadele, aynı zamanda Türkiye’nin dünya sistemi içerisindeki yerine ilişkin de bir mücadele niteliği taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde yeni bir rejim inşası ile Türkiye’nin dünya sistemine kopmaz bağlarla entegre edilmesi, biri olmaksızın diğeri gerçekleştirilemeyecek süreçler olarak şekillenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bilim, soyutlama yapmak ve model kurmaksa, yukarıda çizilmeye çalışılan tablonun, 2000’lerin ilk on yılındaki Türkiye’ye dair “bilimsel” bir bakış açısını yansıttığını söyleyebiliriz; düzen içi kutuplaşmaya ve mücadeleye ilişkin bir soyutlama yapmakta ve model kurmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu model üzerinden bakıldığında ise, AKP’nin Filistin politikasında da, İran politikasında da küresel sistemin dışına çıkma ya da popüler deyişle söylendiğinde bir eksen kaymasına rastlamak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük misyonu içeride ve dışarıda Türkiye’yi dönüştürmek ve bu dönüştürülmüş Türkiye’yi kendisine biçilmiş yepyeni rollerle Batı bloğuna/ Atlantik eksenine bağlamak olan, bunu sağlamak için de içerideki alternatif dış politika tercihlerinde bulunabilecek unsurları tasfiye eden bir iktidarın İsrail’e diklenmesinin de, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yönelik yaptırımlara hayır oyu vermesinin de, en ufak bir anti-emperyalist saik taşıması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi Marmara seferine ilişkin en ufak bir eleştirinin dahi İsrail yandaşlığı olarak kodlandığı, yandaş medyanın AKP karşıtlığının ABD ve İsrail’e hizmet edeceği yönünde bir propagandayı devreye soktuğu, İsrail’in ve ABD’nin Ergenekoncu/ulusalcı bir darbe tezgâhı içerisinde olduğu ya da CHP-MHP koalisyonunu işbaşına getireceği gibi iddiaların ayyuka çıktığı, adeta ideolojik bir bombardımana maruz bırakıldığımız bir konjonktürle karşı karşıyayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bir konjonktürde, ABD’deki Obama hükümeti ve İsrail’deki sağcı hükümet, Filistin sorununun çözülmesinin ABD açısından taşıdığı zaruret, AKP’ye biçilen yeni Osmanlı rolü, İran’ın Filistin meselesindeki belirleyici gücünü etkisiz kılma, ılımlı İslam, Büyük Ortadoğu Projesi, model ülke tartışmaları vs. anlaşılmadan yapılacak bütün analizler, AKP’nin ve koalisyon ortağı cemaatin, İslami hareketin ve genel anlamıyla da Türkiye’deki liberal-muhafazakâr ittifakın meşruluğunu artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevimiz düzen siyasetinin sağının da “sol”unun da Amerikancılığını teşhir etmektir kuşkusuz; lakin içinde bulunduğumuz konjonktürde bu ikisi arasında muazzam bir güç farkı bulunmaktadır. Düzen siyasetinin sağı, ki esas olarak AKP ve cemaat şahsında temsil edilmektedir, bugün ülkedeki gerçek iktidardır ve yukarıda anlatılan model uyarınca da küresel kapitalizmin Türkiye mümessilidir. Türkiye’yi dönüştüren asli unsur ve asli güçtür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla da solun düzen siyasetini ve düzen siyasetinin işbirlikçiliğini teşhir ve ifşa görevini yerine getirirken, düzen siyasetinin bütün unsurlarına aynı ölçüde saldırması, zaten sınırlı olan enerjisini savruk bir şekilde kullanması anlamına gelecektir. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek verelim, eğer günümüz Türkiye’sinde “Taraf gazetesine de Cumhuriyet gazetesine de aynı ideolojik şiddetle vuralım” diyen ve bunu sol adına yapmak isteyen birileri varsa, siyasetten zerre kadar anlamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerine basa basa belirtmek gerekmektedir ki, Türkiye solunun esas politik hasmı AKP, cemaat, ABD ittifakıdır ve bu ittifak önümüzdeki süreçte de bu niteliğini korumaya devam edecektir; sol strateji bu hasımlık ekseninde şekillenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FATİH YAŞLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-7818531309420420761?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/7818531309420420761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=7818531309420420761&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7818531309420420761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7818531309420420761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/taraf-ve-cumhuriyet.html' title='Taraf ve Cumhuriyet'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBdMwOy40CI/AAAAAAAAAWg/hbLu7_rE7GY/s72-c/cumlogo.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-3906921619977703221</id><published>2010-06-14T16:40:00.002+03:00</published><updated>2010-06-14T16:41:54.262+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorumsuz'/><title type='text'>Yorumsuz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBYxf5RffHI/AAAAAAAAAWY/qlHHvB4gy_I/s1600/bos1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 186px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBYxf5RffHI/AAAAAAAAAWY/qlHHvB4gy_I/s400/bos1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482624020390050930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-3906921619977703221?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/3906921619977703221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=3906921619977703221&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3906921619977703221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/3906921619977703221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/yorumsuz.html' title='Yorumsuz'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/TBYxf5RffHI/AAAAAAAAAWY/qlHHvB4gy_I/s72-c/bos1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-4281836945464422316</id><published>2010-06-08T13:51:00.000+03:00</published><updated>2010-06-08T13:57:40.930+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='filistin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='israil'/><title type='text'>'Biz solcular Filistin için ölürken, İslamcılar bize 'terörist' diyordu'</title><content type='html'>&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="2" cellspacing="2"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h5&gt;Faik Bulut'tan salvolar &lt;/h5&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td valign="top"&gt; &lt;table align="right" border="0" cellpadding="4" cellspacing="4"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/070620100157427521870_2.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;'Biz solcular Filistin için ölürken, İslamcılar bize 'terörist' diyordu'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Helvetica,Verdana,Arial;font-size:85%;color:blue;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;  &lt;hr  style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif;font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;'Her bir kurşun etime sıcak bir su damlası gibi giriyordu...'&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutuldu, unutturuldu... Bugün kaç kişi biliyor ki, 3 bin Türk genci Filistin için savaştı, onlarcası da bu uğurda can verdi bir zamanlar. Kimisi Batı Şeria’da, kimisi Lübnan’da... Hepsi sosyalistti, hepsi Filistin özgürlük mücadelesine gönül vermişti. Deniz Gezmiş’ten tutun da Cengiz Çandar’a kadar saymakla bitmeyecek insan... Ama içlerinde bir tane bile ’Müslümanlık’ adına desteğe giden yoktu. Tersine Filistin dendi mi, uzak dururdu onlar, Filistin Kurtuluş Örgütü Marksist, solcu diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O 3 bin gençten biri de bugün Ortadoğu, Kürt meselesi ve İslami hareketler üzerine yazdığı 30 araştırma kitabıyla tanıdığımız Faik Bulut. Canını kurtarmış ama İsrail mezalimini iliğine kadar yaşamış. 21 Şubat 1973’te, geceyarısı Nahr el Bared kampında İsrail ordusu ateş yağdırmış üzerlerine. O da sıkmış ne kadar kurşunu varsa, isabet edip etmediğini bilmeden... Beş kurşun yemiş o çatışmada, sekiz arkadaşı yanı başında can verirken...&lt;br /&gt;“Her bir kurşun etime sıcak bir su damlası gibi girdi” diye anlatıyor o geceyi hatırlarken. Ama bu acı, diğer acıların yanında gerçekten bir su damlası gibi kalmış. Kurşunları çıkarmış İsrailli doktorlar, ama yaraların dikilmesine izin verilmemiş, ki iyice işkence yapabilsin diye sorgucular. Meşhur Filistin askısından tutun da dişleri çekilmiş köpeklere boğdurmaya, kaba dayaktan elektriğe kadar... O işkenceleri hatırladığında “Ama biri vardı ki, işte o dayanılmazdı. Buz gibi bir su, saatler boyu başınıza damla damla iniyor! Delirmemek işten değildi” diyor. Nasıl delirmemiş peki? Davaya olan inancı sayesinde... Bu öyle bir inanç ki, doktorların kurşunları çıkarıp açık bıraktıkları yaraları bir köpek gibi yalaya yalaya iyileştirmeye itecek kadar güçlü. İşte şimdi 60 yaşında ve Urfa’da yanımda bu anısını anlatabiliyorsa, hâlâ artık silahla değil ama kalemiyle kalpten Filistin davasına destek verebiliyorsa bu inanç sayesinde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faik Bulut ile konuşmak istememin tek sebebi Filistin konusundaki deneyimleri ve araştırmaları değildi. Krizin ilk gününden beri içimi yiyip bitiren, “Solcular neden meydanlarda yok? Neden Mavi Marmara’da bir elin parmaklarını geçmiyorlardı?” sorularıydı. Ama asıl merak ettiğim İsrail’de vuruşmuş, işkence görmüş, 7 yıl 2 ay hapis yatmış Faik Bulut neden o gemiye binmemişti?&lt;br /&gt;Söze “Kim düzenlerse düzenlesin, Filistinliler’e yardımın her çeşidini destekliyorum” diye girdi Bulut. Çok düşünmüş eyleme katılıp katılmamak için, ideolojik sebeplerden değil asla: “İki sebepten dolayı katılamayacağıma karar verdim. Birincisi, geçmişteki tutukluluğumdan ötürü İsrail’e sokmazlardı, üstelik bir de koz vermiş olurdum ellerine, gemidekiler de zor durumda kalırdı. İkinci sebep ise benim açımdan çok önemli. İslami kesim, 70’li, 80’li yıllarda Filistin’e gidenler hakkında ’Bunlar teröristtir’ diye karalama kampanyaları bile yaptı. Sırf FKÖ Marksist, solcu diye bizi asla desteklemediler. Ne zaman ki Hamas ortaya çıktı, Filistin sorununu sahiplendiler. Ben bu riyakârlığı hazmedemezdim!” Zaten düzenleyiciler de onu çağırmamış! Ama biz onun anılarından ve araştırmalarından sonuna kadar yararlandık. İşte size kanıyla canıyla masaya yatırılmış Filistin trajedisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;*****&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;43 derece sıcakta 8 saat söyleşi!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faik Bulut’tan randevu almak istedim, “Maalesef... Urfa’ya gidiyorum, yarın olmaz, hafta başı yapalım söyleyişiyi” dedi. Çok geç olurdu. “Peki ben de sizinle Urfa’ya gelsem” deyince, kırmadı. Cumartesi sabah aynı uçaktaydık. Ertesi gün BDP’li Viranşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Yazarlar, şairler buluşuyor” konulu etkinliğe katılacaktı Bulut. Uçaktan iner inmez Viranşehir Belediyesi Sosyal İşler Danışmanı Şeyhmus Çakırtaş karşıladı bizi. Urfa’da bize iki dostu daha katıldı; Gül San ve Şeyhmus İdrisoğlu... Söyleşiye Urfa’nın geleneksel kahvaltısıyla başladık, akşam yemeğinde patlıcanlı kebap yerken hâlâ devam ediyorduk. Sağolsunlar, üç dostu da bize hem rehberlik, hem fotoğrafçılık yaptı. Bulut’u candan sevdiklerinden 43 derece sıcakta sabahtan akşama koşturdular. Tabii bir o kadar da Filistin sevgisinden!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;*****&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Biz solcular Filistin için ölürken İslamcılar bize ‘terörist’ diyordu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 yaşında Filistin direnişine katılmış. Beş kurşun yemiş Lübnan’daki Nahr el Bared Kampı İsrail ordusu tarafından basıldığında... Sekiz arkadaşı yanıbaşında can vermiş... O esir düşmüş. Aklınıza gelen her türlü işkenceyi görmüş. Yedi yıl hapis yatmış İsrail’de... İnancıyla sağ kalmış. Peki neden Mavi Marmara’ya binmemiş bugün 60 yaşında olan Faik Bulut? “Kim düzenlerse düzenlesin, Filistinlilere yardımın her çeşidini destekliyorum” diyor önce Bulut, ama İslami örgütlerle aynı gemiye binmeyi de ölen arkadaşlarına saygısızlık addediyor! Niye mi? “İslami kesim, 70’li, 80’li yıllarda Filistin’e gidenlere ’Bunlar teröristtir’ diyordu. Sırf FKÖ solcu diye... Ne zaman ki Hamas ortaya çıktı, Filistin sorununu sahiplendiler. Ben bu riyakârlığı hazmedemezdim!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Siz neden o gemide yoktunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere şunu söylemek istiyorum; ben olayın kendisini, yani Gazze kuşatmasının yarılmasını ve Filistinlilere insani ve vicdani yardımın her çeşidini destekliyorum. Bu anlamda bu olaya genel hatlarıyla sıcak baktım. Hatta bir ara “Acaba katılsam mı?” diye düşündüm. Fakat iki nedenden katılmadım. Bir; zaten İsrail’e geçmişteki sabıkam nedeniyle almazlardı. Üstelik gemidekileri de zor durumda bırakırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Çağrı geldi mi peki size?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte, gerek Hizbullah’a, gerekse Fethullah Gülen’e ilişkin yazdığım kitaplar nedeniyle İslami kesimin bir kısmı kara bir propaganda başlattı hakkımda... Sürekli düşmanca ve haksız iftiralar attılar üzerime. Hepsini dava ettim ve davaları da kazandım. Ama İslami kesimde hâlâ bir önyargı var benimle ilgili. Bu nedenle çağıracaklarına hiç ihtimal vermedim, zaten öyle de oldu.&lt;br /&gt;“İslami kesim Filistin konusunda vicdani bir hesap vermeli”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Peki o gemiye binmemenizdeki ikinci sebep neydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl bu ikinci sebep benim açımdan çok önemli. 1970’li, 1980’li yıllarda Türkiye’den Filistin’e gerçekten insani, vicdani, sosyalist bir bakış açısıyla, dayanışma için, direniş için, hiçbir karşılık beklemeden canını vermeye hazır 3 bin kadar insan gitti. Biliyorsunuz, onların arasında Deniz Gezmiş ve arkadaşları da vardı... Filistinlilerin yanında savaşan bu insanların çoğu değilse bile önemli bir kısmı hayatını kaybetti, şehit oldu. Ama o dönemde İslami kesim asla ve asla Filistin meselesine sempati duymazdı ve desteklemezdi. Sebep de ne? FKÖ ‘Marksisttir, solcudur’ diye. Yani ideolojik tavırları nedeniyle... Hani tek tük insan vicdanen “Yardım edilsin. Onlar da din kardeşimizdir” demiş olabilir ama genelde İslami kesim öyle düşünmezdi. O dönemin İslami medyası zaman zaman “Bunlar teröristtir” diye haberler bile yapmıştı Filistin’e gidenler hakkında. Onlar o zaman devletin yanındaydı. Ve İsrail’in değilse bile Amerikan propagandasının, o komünizmi, solu bitirmeyi hedefleyen “yeşil kuşak” projesi nedeniyle etkisindeydiler. İslami kesim ciddi bir özeleştiri, bir vicdan muhasebesi yapmadı bugüne kadar. Sadece Abdurrahman Dilipak, iki ya da üç gün önce bir televizyonda, “Biz galiba FKÖ’ye destek verenlere haksızlık ettik” mahiyetinde bir laf söyledi, onun dışında başka bir şey yok. İslami kesim bu konuda hem kendine, hem de halka vicdani hesap vermeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Peki şimdi de insanlık adına değil, Müslümanlık adına mı yapılmak istendi bu yardım sizce?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki Hamas ortaya çıktı, yani siyasal İslam devreye girdi, ki bu “Siyasal İslam” denilen Hamas, aslında FKÖ’ye karşı İsrail’in ortaya çıkarttığı bir örgüttür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Nasıl?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani dinamik vardı, gövde vardı, zemin vardı bu başka, ama asıl onun yolunu açan Arafat’a alternatif olarak dincilere, siyasal İslamcılara, yani Müslüman Kardeşler geleneğine göz yuman İsrail’dir. İsrail, Hamas’a dışarıdan para gelmesine göz yumdu, çok fazla cami açılmasına bir şekilde yardım etti. Dini temelli sağlık kuruluşlarının, kültür ve eğitim kuruluşlarının açılmasına, yayılmasına dolaylı ya da dolaysız katkıda bulundu, ki bunu yalnızca ben söylemiyorum, İsrail’in istihbaratlarında da bunlar net olarak vardır. Fransız iki yazar bunları belgeleriyle de ortaya koymuştur... Mesela Körfez Savaşı nedeniyle Suudi Arabistan da FKÖ’yü dışladı, Hamas’a yöneltti maddi yardımlarını. Bu maddi yardımlar İsrail’in izni olmadan asla içeriye giremezdi. Demek ki İsrail bu paraların, dolarların akmasına göz yumdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;*****&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hamas’I İsraİl yarattI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Aynı Amerika’nın Afganistan’da Usame bin Ladin’i, El Kaide’yi yarattığı gibi İsrail de Hamas’ı mı yarattı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, aynı! Onlar Sovyet tehdidine karşı El Kaide’yi yaratmışlardı. İsrail de Marksist Arafat’a karşı İslamcı Hamas’ı yarattı... Bir anlamda kaba bir benzetmeyle söylersek; Türkiye’nin Güneydoğu’sunda PKK’ye karşı Hizbullah nasıl ortaya çıkarıldıysa, devletin bazı güçleri tarafından buna nasıl göz yumulduysa hatta desteklendiyse, aynı durum Hamas için de söz konusudur... İşte bütün bu sebeplerden ötürü bugün yaşanan olayları asla hazmedemiyorum. İsrail’de de bizzat yaşadım. Hamas’ın bazı önderleri de hapisteydi... Biz grev yapardık, haklarımız için. Bu grevler de çoğunlukla açlık orucu olurdu. Hamascılar “Oruç Ramazan ayının dışında tutulmaz” diye grev kırıcılığı yaparlardı. İdare ile işbirliğinden kaçınmazlardı. Bu yüzden çok feci kavga çıktı bir keresinde. Bazı Hamasçılar gardiyanlarla bir olup, FKÖ liderlerinin, solcuların, ulusal kurtuluşçuların ellerini, ayaklarını kırdılar... Türkiye’deki İslami kesim işte bu Hamas ortaya çıktıktan sonra başladı Filistin meselesiyle ilgilenmeye. Yani aşağı yukarı 1989-90’lardan itibaren.&lt;br /&gt;32 ülkeden adam çağırmışlar ama onlar bu işin süsüydü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*İyi ama gemide pek çok ülkeden insan vardı...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz iki ülkeden insan çağırdılar ama o çağrılan milletvekilleri falan biraz işin süsüydü. Dikkat edin, gerek gemi yola çıkarken, gerekse sonradan verilen demeçlerde bu açıkça görülüyordu. Atılan sloganlar da hep İslam’la, dinle ilgiliydi... Kuşkusuz bir toplumda dini güdülerin, motiflerin tabii ki etkisi var; ama dini ön plana çıkardığınız zaman bu olay genel insani yardımdan, insanlıktan çıkıyor, dar anlamda bir ideolojiye dönüşüyor. Filistinlileri mazlum olduğu için mi destekleyeceğiz, Müslüman oldukları için mi? Onlar insanlık adına değil, Müslümanlık adına gittiler oraya. Bunu İHH için söylemiyorum, genel bir İslami anlayış açısından söylüyorum. Tabii ki dünyanın her yerine, mesela Filipinli Müslümanlara gider yardım ederler. Bu onların hakkıdır, o ayrı bir şey... Malezya’daki Müslümanlara yardım ederler, eyvallah. Ama siz hiç bu insanların hor görülen, baskı altına alınan değişik dinden insanlara yardım ettiklerini gördünüz mü? Mesela Venezuela’da Chavez’le dayanışmalarını? Göremezsiniz. Ama solcu Chavez Filistin’le, İran’la dayanışma gösteriyor. Nikaragua, Filistin için İsrail’le ilişkilerini diplomatik olarak kesti. Ama İslamcıların Nikaragua devrimini desteklediğini gördünüz mü? Demek ki onların Müslümanlığı sadece kendilerine. Bu yüzden de binmedim o gemiye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Peki, Hamas’ı bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamas’ın geçmişini söyledim. Buna rağmen ben orada haksız olana bakarım. Haksız olan kimdir? İsrail’dir. Filistin topraklarını işgal etmiştir, bir halkı açlığa mahkum etmiştir. Dolayısıyla BM’nin yasalarına, aldığı kararlara göre de “İşgal edilen her ülkenin silahlı direniş hakkıdır.” Yani Hamas da direnmekte haklıdır, meşrudur. Zalim olan, haksız olan, işgalci olan İsrail’dir. Ama ben Hamas’ın Filistin’de iktidarı elde etmek için geçmiş dönemde İsrail ile nasıl işbirliği yaptığını unutmuyorum. İslamizasyon programına geçirmek için kadınlara ne tür baskılar yaptığını, türban taksınlar, çarşaf giysinler diye yüzlerine nasıl asit attığını, kapanmaları için nasıl parasal teşvik yaptığını da unutmuyorum. Bu yüzden de ciddi kavgalar oldu 1990’larda... Hamas’ın El Fetih ile Arafat’ın posterlerini nasıl ayaklar altına alıp çiğnediğini de unutmuyorum. Keza kendileriyle hiç kavgalı olmayan diğer Marksist örgüt üyelerini nasıl tutukladıklarını, hâlâ onlara nasıl bir baskı uyguladıklarını da unutmuyorum. Bunları da objektif, nesnel bakımdan belirtmekte yarar var. Dolayısıyla Hamas’ın bu İslamcı perspektifi ile Filistin kurtulmaz. Ama bütün bunlar niye oldu? Filistin’in esas yönetiminin çürümüşlüğü, yozlaşmışlığı, her türlü rüşvete ve yolsuzluğa bulaşmışlığı birinci sebeptir. Bunu da iki taraflı bir eleştiri olarak belirtmemde yarar var...&lt;br /&gt;Askeri bir eğitim almadan İsrail’e kafa tutmak kaba bir romantizmdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Eğer gemide olsaydınız İsrail’e tavrınız ne olurdu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde yine direnirdim. Ama ben gemi yola hareket etmeden önce, İsrail’in açıklamalarını dinlediğim andan itibaren böyle olacağını tahmin ediyordum. Çünkü İsriail’i iyi tanıyorum. Ama gemidekiler de bence tahmin ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1973’te sizin, o devrimcilik inancıyla gittiğiniz yere belki bu sefer onlar da iman gücüyle gittiler...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bir kısmı öyle demeç verdi zaten, “Şehit olmaya gidiyoruz” dedi. Ama burada bizimle onlar arasında şöyle bir fark var; eğer askercilik oynanacaksa biz askeri eğitim almıştık ve elimizde silah vardı. Ne yapacağımızı biliyorduk İsrail askeri birlikleriyle karşılaştığımızda... Buna göre de tedbir alıyorduk. Bunlarınki kaba bir romantizm! Yani siz askeri bir organizasyon değilseniz, İsrail’e askeri bakımdan meydan okumanız romantizmdir. Bu bir teknik ayrıntıdır, ama önemli bir ayrıntıdır; yani elinizdeki sopa ile askercilik oynayamazsınız....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;*Ya da sandalyelerle falan?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ne olacağı belliydi, çünkü birisinin elinde silah var, sizin elinizde de en iyi ihtimalle üç tane bıçak, dört tane sopa var. Bu biraz İstanbul’da çıkan olaylara benziyor. Polisin elinde olan silahlar bellidir, göstericilerin elinde olan malzeme bellidir, ya taştır, ya sopadır. Yani bu işin neticesi önceden belliydi. Burada şu mu planlandı, öngörüldü, onu bilemiyorum tabii. Biz her şeye rağmen kafamızı, gözümüzü yardıracağız, tutuklanacağız, ki tutuklanma hesaplarında vardı diye düşünüyorum, belki bu kadar sert yaralanmaları da tahmin ettiklerini düşünüyorum, ama ölümü düşünmüyorlardı. İşte, hükümet arkamızda nasıl olsa. Hükümeti İsrail ile çatışmaya mecbur bırakırız, sürükleriz ve böylece denge değişir diye düşünmüş olabilirler. Ama öyle olmadı maalesef...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span style="color:#888888;"&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;Sevgiler dostlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Helvetica,Verdana,Arial;font-size:85%;color:blue;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/40x40/158.jpg" /&gt; &lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Mine Şenocaklı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-4281836945464422316?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/4281836945464422316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=4281836945464422316&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/4281836945464422316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/4281836945464422316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/biz-solcular-filistin-icin-olurken.html' title='&apos;Biz solcular Filistin için ölürken, İslamcılar bize &apos;terörist&apos; diyordu&apos;'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-2778601062042930620</id><published>2010-06-07T14:00:00.001+03:00</published><updated>2010-06-07T14:02:00.850+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyuşturucu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><title type='text'>SİZ HANGİ UYUŞTURUCUYU KULLANIYORSUNUZ ?</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;SİZ HANGİ UYUŞTURUCUYU KULLANIYORSUNUZ ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Türk Milleti ve Türkiyemiz ucu karanlık bir tünele girmiş durumda. Bunun sebebi ; ne halde olduğumuzu ve nereden kaynaklandığını bilmediğimiz akli ve ruhi bir sarhoşluk içinde oluşumuz.Bu kanıyı olumsuz ekonomik göstergeler itibariyle ifade etmediğimi de özellikle belirtmeliyim.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce çekildiğimiz ve yanlış politikalarla hükümranlık haklarımızdan vazgeçtiğimiz coğrafyada yaşayan Türklük bakiyesi perişan bir halde olup bununla beraber ülkemiz yönetim olarak Türk Milletinin kontrolünden çıkmış ve Türk olmayanların ve Türk olsa bile kendini Türk olarak görmeyenlerin eline geçmiştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Bunları yazdıkça milliyetçi, ırkçı, şovenist vs. olduğumu söylüyorlar.Ben sadece Türk Milletinin bir evladı olduğum için bu tehlikelere işaret ediyorum.İstiyorlar ki; hiçbir Türk sesini çıkarmasın ve kaderine razı olsun.Bu oyunu deşifre ettiğimiz için birileri bizi oyunu bozan anlamında “virüs” olarak ilan etmiş durumda.Yok öyle yağma…Hiçbir şeyden korkmadan Türk Milletini uyandırmaya devam edeceğiz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Herkes biliyor ki;Türkiye’yi pkk bölemez ve pkk’nin böyle bir gücü de yoktur.Buna karşılık Türkiye’nin millet yapısının 36 etnik parçadan ibaret olduğu iddiası en büyük bölücülüktür ve pkk’nın yapamadığını yapmaktır.Bu sebeple Türk Milletinin 36 etnik parçadan oluştuğu ve Türklerin bu 36 etnik parçadan sadece biri olduğunu iddia etmek; içinde bulunduğumuz ve çözüm üretmekte zorlandığımız durumun başlıca sebebidir.Bu iddianın sahipleri Türk Milletine karşı tarih önünde hesap verecektir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Köşe başlarını tutmuş olan ihanet şebekeleri ve işbirlikçiler bu durum karşısında sevinçle el ovuşturuyor.İnşallah bu sevinçleri kursaklarında kalacak…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Niçin bunları yazıyorsun diyenlere son günlerde meydana gelen olayları ve bunların Türk halkı üzerinde yarattığı sarhoşluğu bir kez de bir Türk olarak cevaplamak istiyorum diye belirtmeliyim.Çünkü herkes meselelere kendi penceresinden bakıyor ve bırakın da bir Türk’te kendi penceresinden baksın.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Mavi Marmara gemisinin Türkiye’den hareketi,bildiğimize göre dokuz bilmediğimize göre on dokuz kişinin hayatını kaybedişi,yüzlerce yaralı,dünyanın ve ABD’nin İsrail’in yanında yer alışı,hükümetimizin ve RTE’nin her zaman olduğu gibi sorumlu sorumsuzluk moduna geçişi,müslüman Mısır’ın Gazze’ye yardım yolunu bir türlü açmaması,Türkiye’nin iki ayda bölücü teröre 38 şehit verişi ve hükümet ile tüm sorumluların bu konudaki aczi…İsterseniz saymaya devam ederiz ama bu kadar yeter sanırım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Yaşananlar sebebiyle ülkemizde binlerce Filistin bayrağının stokta hazır tutulduğunu ve kendisini Filistinli hisseden binlerce insanın bulunduğunu bu vesile ile öğrenmiş olduk.Bu insanların bu olay karşısında duruşlarını ve tepkilerini hiçbir şehit cenazesinde gördüğümü&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;hatırlamıyorum.Yine Telafer bombalanırken,Kerkük-Erbil ve Musul Türkmenlerden temizlenirken bu Filistin bayraklarını sallayanlar ortada yoktu.Hocalı katliamı için bu Filistinciler sokağa dökülmemişlerdi.Ölen müslüman Türk olunca arada bul bunları.Oysa biz hiçbir Müslüman ve de yaradılmış insan yada canlı mahlukat için farklılık gözetmeyen bir milletiz ve adımız da “TÜRK”tür.Bu Filistinciler; vatansız ve milliyetsiz Müslümanlık anlayışının ortaya çıkardığı bir topluluktur ve bu anlayış Türk Milletinin varlığı için bir tehlikedir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Türk Milleti uzunca bir zamandır kendisine karşı yürütülen politikaların ekonomi odaklı olduğunu düşünmektedir.Oysa ki;ekonomik saldırı tamamlanmış sıra sosyolojik yapıyı parçalayacak olan psikolojik saldırılara gelmiştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Bütün oyun “Türk”lük üzerinde sürmektedir.Yıllardır sağ ve sol ideolojilerde Türklük aleyhine sürdürülen fikri &lt;span&gt; &lt;/span&gt;çalışmalar meyve vermeye&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;ve neredeyse yüzde yüz homojen bir toplum olan Türk Milleti birbirine yabancılaşmaya,ötekileşmeye ve birbirini sorgular hale gelmeye başlamıştır.Bunda Türk Milletinin her sahada fakir bırakılmasının ve gerçeklerin perdelenmesinin önemli bir rolü vardır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Şunu çok net olarak söyleyebiliriz ki;Türk Milleti,Türk olmayanlarca ve Türk olsa da bu duyguyu kaybetmiş olanlarca yönetilmektedir.Aynen Osmanlının son dönemlerinde olduğu gibi.Böyle olunca başımıza gelenleri pek fazla yadırgamamak gerekir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Bazılarınca CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmakla Atatürk’ün koltuğuna oturmuş olarak kabul edilen Kemal Kılıçdaroğlu;kendisine milli kimlikle ilgili sorulan sorulara kürt ya da Türk&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;veya annesinin ermeni olup olmamasının pek bir şey ifade etmediğini ve meseleye insan odaklı baktıklarını ifade etmesi Atatürk’ün söylemleri ile çelişmektedir.Atatürk aynı sorulara “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve kendisinin en büyük zenginliğinin Türk Milletine mensubiyet olduğunu söyleyerek cevap vermektedir. Kılıçdaroğlu’nun cevapları Atatürk’ün cevapları ile karşılaştırıldığında aradaki sapmanın boyutu ve böylece Kılıçdaroğlu ile Filistincilerin millet anlayışı konusunda pek bir farklılıklarının olmadığı görülmektedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Teferruatların devlet yönetiminde veya insan yaşamında &lt;span&gt; &lt;/span&gt;genel anlayışta bir sapma olmadığı takdirde pek fazla bir önemi yoktur.Ancak genel anlayışta makas değiştiren önemli bir yol değişikliği varsa teferruatlar çok önem kazanır.Bunun için satır aralarını doğru okumakta büyük fayda vardır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu sebeple Türkiye ile İsrail arasında yaşananları,RTE ile hükümetin tavırlarını,Filistin bayrakları ile sokağa dökülenleri,Kemal Kılıçdaroğlu’nun tıpkı RTE gibi Türklüğü arka plana itici ifadelerini,sözde kürt ve ermeni açılımlarının geldiği noktayı,Barzani’ye gösterilen ilgiyi,BDP milletvekili Sabahat Tuncel’in pkk’yi terör örgütü olarak görmedikleri dair ifadesini ve de özellikle Gazze olayında ölen Furkan Doğan’ın akedemisyen babasının sözlerini ve aynı olayda yitirdiğimiz bir vatandaşımızın hanımı ve çocuğunun cenazedeki gülümseyen fotograflarını iyi okumamız gerekir diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Yine iyi okumamız gereken bir teferruatta Türkiye’nin önde gelen işadamlarından ve sosyal demokrat görüşleriyle tanınan Musevi cematının önde gelen ismi İshak Alaton’nun Taraf Gazetesine verdiği röportajda söyledikleriydi: “AKP daha yüksek oyla iktidara gelir…Türkiye için çok umutluyum.AKP’nin 20002 yılından beri performansı çok pozitif.Neticeler ortada.Ekonomi yolunda…Doğru yoldayız.” . “…Yine o kemikleşmiş dinazorların teşebbüsü ile bu da (anayasa değişikliğini kast ediyor) Anayasa Mahkemesine götürüldü.Ve muhtemelen dinazorların baskısıyla Türkiye’nin aleyhine kemikleşmiş,donmuş bir karar çıkacak Bence bunun da üstesinden geleceğiz.Bu durumda seçime gidecek AKP daha yüksek bir oyla ve tek başına iktidara gelmesi kaçınılmaz olacak.Dinazorlar bunu istemiyorlar ama tepkileri bu güne kadar olduğu gibi ters tepecek”.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Görüyorsunuz İshak Alaton tabloyu çizmiş.Yılların sosyal demokratı Musevi işadamı Türklük karşıtı bir politika izleyen AKP’nin hızlı bir taraftarı olmuş.Senelerdir benzer politikaları paylaştığı sosyal demokrat arkadaşlarını “dinazor”lukla suçluyor.AKP’nin 2002’den beri yaptıklarına imzasını atıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;İshak Alaton;AKP’nin ekonomik olarak Türkiye’yi diz çöktürdüğünü ve günümüzü geçici tedbirlerle kurtardığımızı,halkın yoksulluk sınırı içinde yüzdüğünü buna karşılık Türkiye’ye borç verenlerin servetlerini katladığını ve işsizliğin tarihi rekorlar kırdığını anlaşılan görmüyor.Zaten onun durduğu yer Türk Milletinin durduğu yer değil.Onun için Alaton’un anlattığımız şeyler çerçevesinde AKP’yi başarılı bulması doğal.Ayrıca AKP’nin Türk Milletinin sosyal dokusuna verdiği zarar onun endişe edeceği bir husus değil.Bilakis bundan memnuniyette duyuyor olabilir.Çünkü herkes gibi o da bilmektedir ki;vaad edilmiş toprakların İsrail’ce yeniden vatanlaştırılmasının önündeki en büyük engel Türk Milletidir.Bu sebeple aklını Türklükle bozmuş olan bir AKP’nin Alaton’ca desteklenmesi hiç şaşırtıcı değildir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Aslında İshak Alaton’un sosyal demokratlığının altında yatan&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;“halkların kardeşliği” felsefesinin,Filistincilerin “vatansız ve milliyetsiz Müslümanlık” anlayışının,Kemal Kılıçdaroğlu’nun “önce insan” söyleminin ve Recep Tayyib Erdoğan’ın “36 etnik parça” vurgusunun bir kavşakta kesiştiğini söylemek hiçte yanlış olmaz.Sapla saman birbirine ne kadar karışmış görüyorsunuz değilmi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Evet! Türk Milleti; teferruatlara boğularak genel sapmadan bihaber hale getirilmek suretiyle tarihte pek çok örneğini gördüğümüz gibi yine yok edilmek ve vatanına el koyulmak isteniyor.Tıpkı Balkanlarda,Orta Asya’da,Kafkaslarda ve nerede Türk varsa orada uygulanan politikalarda olduğu gibi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu politikalar uyuşturucu benzeri yöntemlerle Türklerin aklına ve ruhuna zikrediliyor.Medya,üniversite,&lt;wbr&gt;din adamı, siyasetçi, işadamı, şair, romancı, tiyatrocu, simitçi, mısırcı, araba yıkayıcısı ve bil cümle eleman bu uyuşturucunun tedarikçisi durumunda…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;Onun için etrafınıza şöyle bir bakın hangi uyuşturucudan etkileniyorum diye.Yoksa bu tatlı sarhoşluk size çok şey kaybettirecek.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Özcan PEHLİVANOĞLU&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.trakyanethaber.com/" target="_blank"&gt;www.trakyanethaber.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:ozcanpehlivanoglu@yahoo.com" target="_blank"&gt;ozcanpehlivanoglu@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-2778601062042930620?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/2778601062042930620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=2778601062042930620&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2778601062042930620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2778601062042930620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/06/siz-hangi-uyusturucuyu-kullaniyorsunuz.html' title='SİZ HANGİ UYUŞTURUCUYU KULLANIYORSUNUZ ?'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-6974580499434955083</id><published>2010-05-31T17:30:00.002+03:00</published><updated>2010-06-01T19:08:22.768+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='shay'/><title type='text'>Shay</title><content type='html'>&lt;font size="4"&gt;&lt;font style="font-weight: bold;"&gt;Bu yazı faşist İsrail hükümetine ithaf olunur...&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="5"&gt;&lt;font style="font-weight: bold;"&gt;Shay&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması&lt;br /&gt;gereken şeyler nerede?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.&lt;br /&gt;Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'&lt;br /&gt;Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.&lt;br /&gt;Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey&lt;br /&gt;beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.&lt;br /&gt;Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına&lt;br /&gt;kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.&lt;br /&gt;Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa&lt;br /&gt;kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay&lt;br /&gt;hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,&lt;br /&gt;'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış  öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-6974580499434955083?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/6974580499434955083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=6974580499434955083&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6974580499434955083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6974580499434955083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/05/shay.html' title='Shay'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-308613767501344885</id><published>2010-05-28T11:41:00.004+03:00</published><updated>2010-05-28T11:47:44.734+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz baykal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp'/><title type='text'>İŞTE BAYKAL'A YAPILAN KOMPLONUN GAYRİ RESMİ TARİHİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İŞTE BAYKAL'A YAPILAN KOMPLONUN GAYRİ RESMİ TARİHİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Deniz Baykal, siyasi hayatının kuşkusuz en zor günlerini yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi ve CHP'li kadın milletvekiliyle ilgili servis edilen görüntüler, Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi durumunda. CHP kulislerinde, gizli kamerayla gerçekleştirilen bu komplonun 8 yıl öncesine dayandığı konuşuluyor. Buna göre; komplonun yapılış tarihi, 2002 yılını işaret ediyor.&lt;br /&gt;Peki, 2002 yılında Türkiye neyi tartışıyordu? Gelin, filmi Baykal'a yapılan komplonun tarihine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani 2002 yılına saralım. Bakalım, karşımıza neler çıkacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KARGOYLA YOLLANAN SEKS KASETİ &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 2002 Mayısı ayının son günleri&lt;br /&gt;DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel'in evine bir paket gönderildi.&lt;br /&gt;Paketin içinde bir adet VHS video kaseti vardı. Nuh Mete Yüksel, paketi aldığı anda telefonu çaldı. Arayan kişi; kaseti gönderenlerden biriydi. Kasetin içeriğini belirtti ve Savcı Yüksel'den izlemesini istedi. Daha sonra tekrar arayacağını, söyleyip kapatmak isterken; Nuh Mete Yüksel bağırmaya başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni yolumdan kimse çeviremez.&lt;br /&gt;Telefon kapandı.&lt;br /&gt;O kasette bulunan 4 dakika 52 saniye uzunluğundaki görüntüler, gizli kamerayla çekilmişti.&lt;br /&gt;Savcı Nuh Mete Yüksel birkaç gün sonra şu açıklamayı yaptı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde gizli kamera görüntülerim olduğu söylenen bir kaset gönderildi bana. Bir odada gizli kamerayla çekilmiş. Bir hanımla görülüyorum. Hanımın görüntüsü de montaj. O kadar ustalıkla yapmışlar ki, bilgisayar ortamında, ben bile şaşırdım. Hemen inceleme yaptırdım. Laboratuar çalışmasıyla montaj olduğu ortaya çıktı. Bu şantajcıların yapmak istedikleri beni durdurabilmek. Bu kaseti izlediğimde ben dahi şaşırdım. Çünkü kasetteki kişi bana benziyordu. Bir kadınla ilişkisi var kasetteki kişinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyen günlerde...&lt;br /&gt;Nuh Mete Yüksel'in telefonu bir daha çaldı.&lt;br /&gt;Arayanlar, yine kaseti gönderenlerdi.&lt;br /&gt;Savcı Yüksel'e şu sözlerle tehdit ettiler:&lt;br /&gt;Senin sesin çok çıkıyor. Bizim istediklerimizi yapacaksın. Yoksa bu kaseti televizyonlarda yayımlatacağız. Senden para istemiyoruz. Günün yaklaşıyor, o gün geldiğinde sana, gerekeni söyleyeceğiz, sen de yapacaksın. Yoksa seni rezil edeceğiz. Savcılıktan edeceğiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuh Mete Yüksel, hukuk savaşını başlattı.&lt;br /&gt;Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı, hazırladığı raporda kasetin montaj olduğunu açıkladı.Kasetteki görüntülerin medyada yer almasına mahkemece yasak getirildi.&lt;br /&gt;Bu arada Nuh Mete Yüksel hakkında da Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı.&lt;br /&gt;Soruşturma sonucunda; Yüksel hakkında kınama ve yer değiştirme cezası verildi. Sonuçta Savcı Yüksel, Ankara DGM Cumhuriyet Savcılığı görevinden alınarak, Ankara Cumhuriyet Savcılığı görevine getirildi.&lt;br /&gt;Buraya bir virgül koyalım ve biraz daha geriye gidelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇEV'e GİREN AJAN VE GİZLİ ÇEKİM&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 4 Mayıs 2002&lt;br /&gt;Saat: 23.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık TV'ye, Özel Haber başlığı altında bir program yayınlandı.&lt;br /&gt;Yayınlanan görüntülerde; Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) Başkanı Gülseven Yaşer'in bir kişiyle yaptığı görüşme vardı.Görüntüler gizli kamerayla çekilmişti.&lt;br /&gt;ÇEV Başkanı'nın görüştüğü kişi ise, vakfa yardım amaçlı giren ve ajan olduğu sonradan anlaşılan bir polisti.Gizli çekimleri kendisi yapmış ve o görüntüler montajlanıp televizyon kanallarına servis edilmişti.STV, Kanal 7 ve Zaman o günlerde bu olaya genişçe yer verdiler.&lt;br /&gt;Yayınlanan görüntülerde, ÇEV'in PKK'lı öğrencilere burs verdiği algısı oluşturulmaya çalışılıyordu.Bunun yalan olduğu sonradan kanıtlandı.&lt;br /&gt;Ancak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Haziran 2002 günü ÇEV binasında polis tarafından arama yapıldı.&lt;br /&gt;Ve aramada bir kaset ortaya çıktı.&lt;br /&gt;O kaset, Savcı Nuh Mete Yüksel'e ait olduğu ileri sürülen seks şantajı kasetiydi.&lt;br /&gt;Bakın o günlerde; Savcı Yüksel, dönemin Milliyet gazetesi yazarı Tuncay Özkan'a bu olayla ilgili neler demişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vakıftaki aramadan çok önce bana bu şantajı yapmak istediler. Ama daha önce Çağdaş Eğitim Vakfı'nı katarak olayın yönünü, değerlendirilmesini ve algılamasını değiştirmeye çalışıyorlar. Bunların yaptıklarını görüyoruz. Yanlarına kalmayacaktır. Bunu yapanları tek tek bulup ortaya çıkartacağım. Bu yolla etkilemeye çalıştıkları davalar yargının şaşmaz terazisinde tartılıyor. Bir Nuh Mete Yüksel'i, Çağdaş Eğitim Vakfı'nı yok etmekle ne yapacaklarını sanıyorlar. Biz gideriz Cumhuriyet'e ve Türkiye'ye sahip çıkacak başka savcılar gelir. Türk adaleti bu oyunları, şantajları boşa çıkartır, kimse merak etmesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bundan tam 8 yıl önce Türkiye bu olaylarla çalkalanıyordu.&lt;br /&gt;DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel'e seks şantajı kaseti, komiser rütbeli bir polisin gizli kamera komplosu ve Savcı Yüksel kasetinin Çağdaş Eğitim Vakfı'nda bulunması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FETHULLAH GÜLEN DAVASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neden Savcı Nuh Mete Yüksel ve ÇEV?&lt;br /&gt;Savcı Yüksel Beni yolumdan kimse çeviremez açıklamasında ne demek istiyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda Nuh Mete Yüksel, açtığı Fethullah Gülen davasıyla çok konuşulan bir isimdi. Cemaatin hedefinde olan Savcı Yüksel, tüm yıpratma kampanyalarına rağmen bu davayı ısrarla takip ediyordu. Ve içine ajan sokulan Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ile vakıf başkanı Gülseven Yaşer de bu davanın müdahillerindendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı sonlandırmadan, 8 Haziran 2002 tarihli Milliyet gazetesine bir göz atalım. Tuncay Özkan, seks şantajı olayının patlak verdiği günlerde Savcı Yüksel'e görüşmesinde şöyle bir istihbaratı paylaşıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde evlere gizli kameralar koyup çekimler yapıldığını duyuyorum. Şantaj amaçlı bu çekimleri insanların özel yaşamlarını deşifre etmek için kullanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bu bilgi bundan tam 8 yıl öncesine ait. Tıpkı tüm bu olaylar gibi&lt;br /&gt;Yani, CHP Lideri Deniz Baykal'a gerçekleştirilen komplonun yapıldığı iddia edilen zamana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıkta da belirttiğimiz gibi; bu yaşananlar Baykal'a yapılan komplonun gayri resmi tarihidir.&lt;br /&gt;1*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımız henüz bitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin büyük ölçüde oylarının düşmesi gerçeği karşısında, doğal olarak yükselen CHP'nin önünü kesmek gerekiyordu. Başbakan Erdoğan'ı BOP eşgüdüm başkanlığına getiren güçlere göre CHP hiç bir şekilde iktidar hükümeti olmamalıdır. Okyanus ötesi böyle düşünüyor. Şayet CHP iktidar olursa CHP tabanı, genel başkan kim olursa olsun, AKP'in başlatarak&lt;br /&gt;aracılık ettiği, ABD'nin ve AB'nin açılım Ortadoğu'daki dönüştürme politikalarına ve BOP projesinin devamına AKP'de olduğu gibi gözü kapalı izin vermeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ve AB,AKP'nin "şiir gibi" uyumlu politikalarıyla Türk toplumuna dayatılan Ilımlı İslam yapılanmasını,kurmakta oldukları Kürt Devletini ve de Ortadoğu ve Türkiye'deki,çıkarlarını kendi istediklerine uygun olarak şekillendirmektedirler.Küresel baronlar AKP iktidarı ile yakaladıkları bu avantajı kaybetmek istememektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu gerekçelerle CHP ve Baykal'ın önünün kesilmesi gerekli idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşmakta olan genel seçimlere,CHP güç kazanarak girecektir. AKP'nin oyları ise erimektedir.Deniz Baykal gözden çıkartılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muammer Karabulut ,Deniz Baykal'a karşı yürütülmekte olan yıpratma,karalama ,&lt;br /&gt;etkisizleştirme ve kişilik haklarının ihlalil tertibine karşı bizleri uyararak bakın ne diyor ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ABD'de iflas eden egemeninin dünyadaki en güçlü örgütlendiği ülke olan Türkiye'deki işbirlikçiler ülkede kansız savaş yapıyorlar. Plan Kontra-Ergenekoncuların etkin olarak kullandığı basın-yayın organları aracılığı ile gerçekleşiyor. Gazetelerin çoğu bunların kontrolünde. Bunlar susturma konusunda bilimsel öğretiye sahip olduklarından dolayı kendilerine muhalefet eden herkesi susturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve istihbarat alanında bilinen tüm klasik taktikleri uyguluyorlar. Ergenekon davasının avukatı olan Deniz BAYKAL'ın görüntüleri de bu bağlamda yayınlanıyor. O görüntüler, onlara muhalefet eden CHP'yi dolayısıyla T.C. Devleti'ni sindirmeye yöneliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman bu oyuna gelme zamanı değildir. Sorun BAYKAL'ın o görüntüleri değil, o görüntüleri servis eden, yazan, o görüntülerden kendisine siyasi rant elde edenlerdir. Türkiye'deki diğer bir sorun da, kendisini nimetten sayıp, istifa etmeli diyerek yazmaya ve konuşmaya başlayan aptallar vardır. Bunların hepsi, en ağır ahlaksızlığın yapıldığı bir ortamda biran da en namuslu olurlar. Egemenin, istihbarat örgütlerine veya istihbarat örgütü gibi çalışan cemaatlere çok kullandırttığı taktiklerden olan bu vakalarda, eğer ortada şikayet ve kanunen yasak edilmiş bir durum yoksa kesinlikle itibar etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta tükürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın ki ortada bir ahlaksızlık varsa onu da onlar yapar. Hatta sanayisini bile kurarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KAYNAKÇALAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*1* Barış Pehlivan -Odatv.com-10.05.2010&lt;br /&gt;*2* Muammer KARABULUT -Kontra Ergenekon - 8 Mayıs 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-308613767501344885?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/308613767501344885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=308613767501344885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/308613767501344885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/308613767501344885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/05/iste-baykala-yapilan-komplonun-gayri.html' title='İŞTE BAYKAL&apos;A YAPILAN KOMPLONUN GAYRİ RESMİ TARİHİ'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5173314234523351271</id><published>2010-05-14T12:58:00.000+03:00</published><updated>2010-05-14T12:59:26.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİNDE BİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİR'/><title type='text'>BİNDE BİR</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BİNDE BİR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar benim peşimdeydi, ben senin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gençliğimizde de vardı, arkadaşı satanlar, ama binde birdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi satmayanlar binde bir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim çocukluğumuzda da, sokaklara dökülürdü. Bizim çocukluğumuzda da; kentlerde patlardı birşeyler, gürültü namına. Ama kötünün herşeyi, bugüne oranla binde  bir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalan çırpan binde bir. Vuran kıran binde bir. Teröristin milletvekili seçileni bile o vakitler binde bir, şimdi seçilemeyen binde bir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler, aşk için yaşanırdı gençlik. Uzaktan sevilirdi çoğu zaman, sevilen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir parkta buluşmak, bir ağaca, gıdıklarcasına isminin ilk harflerini kazımak, olmadı bir kaldırım taşına, yağlı boyayla kalp çizmek ortasına bir ok göndermek ve okun iki yanına A ve F yazmak, olağan işlerdendi çoğu vakit. Oysa şimdi aşk diyorlar fuhuş yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önsevişmeli aşk çocukları artık binde bir... Geri kalan, önsevişmesiz dürtüşme çocukları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim çocukluğumuzda, Devrimcisi de namusluydu, Ülkücüsü de. Siyasal İslamcısı da, futbolcusu türkücüsü de..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne Devrimci kalmış, ne Ülkücü. Ne Siyasal İslamcı, ne türkücü. Hepsinin hasından binde bir, çakmasından biri bin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gençliğimizde, Türkçe'nin bülbül tadında birleşirdi; Çerkez de Süryani de, Arap da Gürcü de, Kürdü de Lazı da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet yasaklardı, biz inadına Kürtçe dinlerdik evlerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet yasaklardı, biz Fırtına Deresine gider, evinin geniş odasına (salonuna) Türk Bayrağı ile Mustafa Kemal'in bayrağını koymuş Lazori Ana, bize "Nediysun Ogul" derdi.. O vakitler, Lazı da bir Kürdü de bir. Arabı da bir Çerkezi de bir. Hepsi bir Türk bir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi birlikten bahseden samimi insanların sayısı binde bir. Geri kalanı, bölündükçe menfaatperestleşen leş yiyiciler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist ve küresel emperyalistlerin kucağına atılmak için, BÖL BÖL YÖNET diyorlar. Bizi bölmenin peşinde olanları farkedenler BİNE BİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE TARİH, "BİNDE BİRLERİN" BİNDEN GERİDE KALANLARI ALT EDECEĞİNE ŞAHİT OLACAK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laboratuvarları ele geçirenler, laboratuvarlara gitmesi gerekenlerin BİNDE BİRİ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentleri kuşatmaya hazırladığım Figenist Ordularım, kızların BİNDE BİRİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman'dan Şehmus, Ardahan'dan Akif, Osmaniye'den Turhan, Trabzon'dan Fatma, Adana'dan Orhan, Çukurova'dan Türkan, Sivas'tan Serpil. Tanıdığıma şükrettiğim 3 bin gencin her biri, Türk Gençliğinin BİNDE BİRİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul çocuklarına, ilköğretimlerine kadar inen tozun hapın ve olası bir coğrafi depremde yaralı yaralı ölüme terkedilecek milyonları kurtarmak için eğitilen mahalle timlerinin kurucuları, BİNDE BİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumuzda parklarda bira içen, kızların üstünde böğürenler, sokak başlarını gece 12 den sonra soteleyen, gasp özentisi zibidiler BİNDE BİR. Şimdi, bu zibidi soysuzluğun mağduru benim neslim, nesiller içinde BİNDE BİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler, Aleviler CAN'dı. Alevicilik yapan CAN'lar, Binin biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler Kürt, Kıbrıs'a gönüllüydü, Bulgaristan'taki Türklere zulüm yapılıyor diye, Ordu Bulgaristan'a, Biz Ordu'ya gönüllüyüz, derleri. Ordular gönüllü, Kürtler gönüllü. Ülkemde kim varsa, ötekine kardeş, ötekine yoldaş. Şimdi yoldaşlar da BİNDE BİR, KARDEŞLER DE BİNDE BİR..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler şarkıların BİNDE BİRİ rezildi, şimdi rezil olmayan BİNDE BİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler, çalan çırpan eşşeolu beş kulak politikacılar, BİNDE BİRDİ, şimdi çalmayan BİNDE BİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O vakitler, kirlenmiş sokaklar, kirlenmiş aileler, kirlenmiş gençlikler BİNDE BİRDİ, şimdi kirlenmemişler BİNDE BİR..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masum Çocukluğum diyorum ya hep, Masum Çocukluğumdan Zindan Gençliğime yürürken:  Sevdalar bir oldu, nefretler bin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezenler bin oldu, ezilenler bir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürek paramparça, parçalayan bir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklük bin parça, Türk'üm diyen BİNDE BİR..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkentler bir iken, bin oldu şimdi. Bayraklar bir iken, bin oldu şimdi. Allah Bir, putlar bin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar bin olsa da, menzil bir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükendi umutlar, umutsuzluk bin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçyüz yıldır uyutulan, binde bir, şimdi uyanmaya başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül Faşist Amerikancı Darbesi uyandırmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençliğin bini bir sayılıp, bir bir öldürüldü, Türk'ün Mübarek Ordusuna hasbelkader baş olmuş namus yoksunlarınca..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, Rahmetli Özal'la gelen rahmetsiz soysuzlarca, soyuldu ülkem. Soyulurken, uyanmaya devam etti, Binde Bir'ler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgaristan, isim değiştiriyor Türkler'de zorla. Uyandık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardak Kayalığı, Sarışın Afet'in suni vatanseverliğine malzeme iken, Türk'ün Binde Bir'ini uyandıran vaka olarak geçti hafızalara..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, uzlaşmaz denilen Sol ile Sağ, 1991'de koalisyon oldu. Demirel ve Oğul İnönü el sıkıştılar, hükümet kurdular. Oysa daha 10 buçuk yıl önce, bu siyasi parti anlaşamadı bahanesiyle, tıkanan siyasete, Türkiye'nin Sol ve Sağ diye yetişmiş, 10 bin gencinin hayatına kıydılar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikancı Siyonist ajanlar ve yerli işbirlikçileri, sabah Sünni Türk'ün köyünü, akşam Alevi Türk'ün köyünü bastılar. Devletin içine sızmış, sızdırılmışlar eliyle, Türk'ün Alevisini - Türk'sün Sünnisine, kurban ettiler. Ne kesen bizdendi, ne yakan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorum'da, Maraş'ta, Sivas'ta yakılan da kesilen de bizdendi... Kesen el de, sizden dediler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bize düşman ettiler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 1980, uyandırdı binlercemizi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 Koalisyonu uyandırdı bizleri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1993'te, Türklük hesabına rota tayin edenler, önce hatalarından dönme gayretindeki Özal öldürüldü, sonra da 12 Eylül'ün acı faturasını doğru tahlil eden ve "ne Mozayiği Ulan" diye TÜSİAD'a, Sabancı'nın şahsında azar çeken Türkeş Beğ rahmetli oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmedi, Ebulfeyz Elçibey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmedi, potansiyel başbakan Adnan KAHVECİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonlu Adnan KAHVECİ öldürülüyor, Rizeli Mesut YILMAZ başbakan oluyordu o günlerde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susurluk Araştırma Komisyonundan, Refah Partili - Gaziantep Milletvekili ama partilerüstü Türk Aydını ve Vatanseveri Bedri İNCETAHTACI öldürülüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaffar OKKAN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Recep YAZICIOĞLU..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon kökenli ne kadar vatansever varsa, hepsi bir bir ölüyordu o günlerde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin GÜRSES'e kadar gelen zincirde, Doğu Karadeniz'in vatanseverleri öldürüldü veya susturuldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç Anadolu'yu zaten tarikat ayağına yumuşatmışlar, Atatürk'ün fikirleri ile değil ama Atatürk resimli paracıklarla tamamen duygusallaştırmışlardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her olay, Türk Gençliğinin BİNDE BİRİNİ uyandırmaya devam etti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 devaluasyonu, binlere binler kattı, daha çok BİNDE BİRLER uyandı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başbakanı öldürmeye niyetlenenlerinin, belki de en yakınındakiler olduğunu, Asker AVŞAR, o günlerde yazdı... Aradan 7 yıl geçince, Ecevit'in Koruma Müdürü olan şahıs "Evet, bir zehirlenme ve öldürme teşebbüsü olabilir, araştırılmalı" dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebulfeyz Elçibey ve Haydar Aliyev'in Türkiye'de, Ankara GATA'da ölümlerine şüpheyle baktım hep..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GATA'nın başına getirilen Tabip Generallerin hep Mason veya Lions veya Rotaryen olmaları, çoğunun Din ve Millet sözkonusu olunca GAVUR ZİHNİYETLİ GİBİ GÖRÜNMELERİ, beni, yani ben gibileri hep şüphelendirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ölümde biraz daha farkeder olduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkeş'in MHP'si, 2002'de kuzu olunca, Bahçeli'ye baktık. Tekbirler yasaklanmış, Üç Hilalli bayraklar Ocaklar'dan çıkartılmış, Batı Çalışma Grubu'nun şeref yoksunu Generalcikleri, Türk Ordusunda Paşa olma şerefi yerine, Küresel Sermayedarlara, tertemiz bir Türkiye hazırlıyorlardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'ün her direnç noktası, adım adım kırıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Halk Partisinin vatanseverleri, yerlileri susturuldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı bir halt etmiş veya etmemiş. Kanun kitap ortada, hukuk ortada, gündem ortada. Beni bu ilgilendirmez. Beni ilgilendiren, 20 yıldır çevresinde susanların, tam da  Baykal'ın bölücülüğe karşı sert duruşu gençliği etkilemeye başlamışken, Milli ve Manevi değerlere - günahları ayrı bu ayrı - hürmet etmeye başlamışken, TÜSİADCILARA ve AMERİKANCI SOL GÖRÜNEN SERMAYEDARLARA BİLE KARŞI ÇIKMAYA ve TAMAMEN YERLİ BİR DURUŞ SERGİLEMEYE BAŞLAMIŞKEN kısacası TÜRK gibi davranırken, günahları ile ortaya serilmesi oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her Sezar'ın Brütüs'ü vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'e Çerkez Ethem, Baykal'a Çerkez Önder...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çerkezliğin asaletinden nasiplenmiş Çerkez kodlu Ethem, binlerce Çerkez'in ALLAH BİR VATAN BİR diyerek atlarını küffar üstüne sürdükleri sıralarda, Yunan'a sığındı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önder, birine sığındı mı? Bilemiyorum. Ama, Türkiye'deki siyasetçilerin kamburu olan kadın öznesi ile Genel Başkanının isminin dahil olduğu bu hadisede, Baykal'ın "İstifa ediyorum dediğinde" evine giderken arabasındaydı... Ertesi gün, adı geçen bayan milletvekiline "İstifa et" diyen de Önder...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solun bu ilk uyandırışı değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DSP'li Hikmet ULUĞBAY, Ekonomiden sorumlu Bakan iken, evinde, yatak odasında, çenesinin altına dayadığı tabancayla intihara kalkıştı.. Niçin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz niçinlerin cevabını çok okuduk, çok dinledik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her okuduğumuzda uyandık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi, bir tek şehit için bile bu ülkede 150 bin insan toplanmasına izin vermiyorlar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da, ailesi Bağcılar gibi bir kenar ve kalabalık ilçede ikamet eden şehidin cenazesini, Ataköy gibi, lüks bir semtin, hijyenik ve polis kontrolüne müsait, kalabalığın gelmesini engelleyebilecekleri bir camiisinde kılıyorlarsa namazını, daha çok uyanıyoruz, daha hızlı uyanıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek şehidin cenazesine yüzbinlerin gelmesinden korkanlar, aynı gün Hakkari'de iki askerimiz öldürülürken, aynı saatlerde Habur'dan 37 PKK teröristi, yurda girdi ve 150 bin kişiyle binlerce araçlık konvoyla karşılandı... Adamlar "Önderimiz emretti geldik. Pişman değiliz" dedikçe, bizim savcılar "teröristlerin etkin pişmanlık yasasından faydalanmasını" talep ettiler. Hakim, kişi başına 4 dakikada, "Masum" diye hükmetti. Teröristlerin yargılanması için mahkeme haline getirilen bir okulun  sınıfındaki İstiklal Marşı, Atatürk resmi kaldırıldı ki, teröristleri tahrik edici unsur oluşmasın, denildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafasına çuval geçirilen Ordu'nun genelkurmay başkanlığını, din adına dincilik, Allah Korkusu ve Kul Hakkı yerine Amerikancılık yapan bir Genelkurmay Başkanının aldığını unutmadık... Unutturmayacağız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve uyanışa devam edeceğiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakların BİNDE BİRİ bize kalsa da yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadroların BİNDE BİRİ, sözlerin BİNDE BİRİ, GENÇLİĞİN BİNDE BİRİ bize kalsa da yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkesin, BİR'lerimize kurşun sıkmadıkça, küfür etmedikçe, düşmanlık sergilemedikçe BİZDEN olduğunu, KARDEŞİMİZ olduğunu biliyoruz ve ilan ediyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİNDE BİR OLANLARA SELAM OLSUN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asker AVŞAR / Sıradan Türk Genci..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5173314234523351271?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5173314234523351271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5173314234523351271&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5173314234523351271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5173314234523351271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/05/binde-bir.html' title='BİNDE BİR'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-7141722617749255373</id><published>2010-05-10T10:17:00.001+03:00</published><updated>2010-05-10T10:20:58.892+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MİLLET VEKİLİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TBMM'/><title type='text'>DÜNYANIN EN GÜZEL İŞİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5C345%5CTBMM%27de%20yumruklu%20kavga%5C05.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 550px; height: 424px;" src="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5C345%5CTBMM%27de%20yumruklu%20kavga%5C05.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:180%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:16;"  &gt;&lt;b style="color: rgb(255, 0, 0); background-color: rgb(255, 255, 102);"&gt;&lt;span style="font-family: tahoma,sans-serif;font-size:6;" &gt;Dünyanın en güzel işi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:6;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:24;"  &gt;  İş: &lt;b&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;color:red;" &gt;T.C.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Milletvekilliği&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Görev tanımı:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Parti başkanının vereceği talimat doğrultusunda mecliste parmak indirilip kaldırılacak.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sosyal haklar:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ayda 9,5 milyar TL maaş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 yılda emeklilik hakkı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Emekli olunca ömür boyu ayda 6 milyar TL maaş &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New  Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;table style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: left;" border="0" cellpadding="0"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td style="padding: 0cm;" valign="top"&gt; &lt;table border="0" cellpadding="0"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td style="padding: 0cm;"&gt; &lt;p style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Yılmaz Dağdeviren, emek vermiş, zaman ayırmış, ter dökmüş &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;“tuzu kuruluğun kıyaslanabilir tablosunu” çıkartmış, Sizin de bilginiz olsun.&lt;br /&gt;Kesin, bir kenara koyun. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New  Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Norveç&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 98.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 7.500 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: 65’ten sonra.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 7.6.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke İ&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sviçre&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 65.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 4.200 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 6.4.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Danimarka:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 64.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 5.000 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 7.8.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Finlandiya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 52.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 4.000 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Memur gibi.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 7.6.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hollanda&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 52.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 5.660 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: 150 $.&lt;br /&gt;Emeklilik: Memur gibi.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 10.8.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Avusturya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 50.500 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 8.100 $.&lt;br /&gt;Yan Ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 16.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Belçika&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 47.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 5.064 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: 1.423 $.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 10.6.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; İngiltere&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 46.500 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 6.200 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Londra kenti&lt;br /&gt;9 gidiş-geliş bileti.&lt;br /&gt;Emeklilik: Memur gibi.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 13.3.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fransa&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 46.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 4.648 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: 55 yaş sonrası.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 10. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İtalya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 40.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 9.150 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Memur gibi.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 22,8.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; İspanya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 37.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 2.312 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: 1.500 $.&lt;br /&gt;Emeklilik: Memur gibi.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çek Cumhuriyeti&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 21.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 1.900 $.&lt;br /&gt;Yan Ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 9.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Litvanya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 15.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 820 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 5.4.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Polonya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 14.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 1.893 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 13.5.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ermenistan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;:&lt;br /&gt;Kişi başı milli geliri: 4.000 $.&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı: 200 $.&lt;br /&gt;Yan ödeme: Yok.&lt;br /&gt;Emeklilik: Yok.&lt;br /&gt;Maaşın milli gelire oranı: % 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New  Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;ÜLKE &lt;b&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;color:red;" &gt;TÜRKİYE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:red;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:Verdana;font-size:13;color:red;"   &gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Kişi başı milli geliri: &lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;10.000 $.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Milletvekili maaşı&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;: 5.600 $.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yan ödeme: &lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;Harcırahlı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Emeklilik&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;: Yaş sınırı yok&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:red;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:red;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:red;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;color:red;"   &gt;Çifte emekli geliri var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;Maaşın milli gelire oranı: &lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;% 56.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:13;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:6;color:#1f497d;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(31, 73, 125);font-family:Verdana;font-size:24;"  &gt;Küba&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:6;color:red;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:24;color:red;"   &gt;'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;daki durum:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Milletvekili maaşı yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Beceriksiz çıkarsa, halkın geri çağırma hakkı var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Emeklilik yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Harcırah, yolluk yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Sadece ve sadece Küba halkına &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:red;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:13;color:red;"   &gt;hizmet etme onuru&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt; var&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#c0504d;"&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 80, 77);font-family:Verdana;font-size:13;"  &gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-7141722617749255373?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/7141722617749255373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=7141722617749255373&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7141722617749255373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7141722617749255373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/05/dunyanin-en-guzel-isi.html' title='DÜNYANIN EN GÜZEL İŞİ'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-1316573902865363793</id><published>2010-05-06T10:59:00.003+03:00</published><updated>2010-05-06T11:03:26.076+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='6 MAYIS 1972'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EMPERYALİZM'/><title type='text'>6 MAYIS 1972</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6 MAYIS 1972 GÖZ YAŞLARI DENİZ OLUR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S-J3WjnkqdI/AAAAAAAAAUo/tTZBbv-jBKc/s1600/fidanidam.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 395px; height: 280px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S-J3WjnkqdI/AAAAAAAAAUo/tTZBbv-jBKc/s320/fidanidam.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468064126983252434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:180%;color:#006600;"  &gt;Yaşasın tam bağımsız Türkiye! &lt;/span&gt; &lt;p style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Yaşasın Marksizm-Leninizm yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Yaşasın işçiler, köylüler!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt; Kahrolsun emparyalizm! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-1316573902865363793?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/1316573902865363793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=1316573902865363793&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1316573902865363793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/1316573902865363793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/05/6-mayis-1972.html' title='6 MAYIS 1972'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S-J3WjnkqdI/AAAAAAAAAUo/tTZBbv-jBKc/s72-c/fidanidam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-8321623024764295679</id><published>2010-04-30T16:04:00.001+03:00</published><updated>2010-04-30T16:07:08.512+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9rV5WO3_YI/AAAAAAAAAUg/vcP2szGkMQ4/s1600/1mayis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 299px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9rV5WO3_YI/AAAAAAAAAUg/vcP2szGkMQ4/s320/1mayis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465916278964747650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1 Mayıs işçi ve emekçi bayramınız kutlu olsun.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yollarınız ve ütopyalarınız eksik olmasın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 MAYIS ÜTOPYASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs’ta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler yoktu ki alanlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memurlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizler öğrenciler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mangal yürekli devrimciler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünistler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anarşistler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler yoktu ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs’ta alanlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım ile bakkal Garabet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Suphi ile Behice abla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paramaz ile Deniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gök gözlü İbrahim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız bakışlı Mahir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyar−ı Bekir’den Dörtler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ahbarik Hrant&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toz toprak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davul zurna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halay ve slogan arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ape Musa ile ele ele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağında terlikle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Uğur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriyor alana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ansızın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel günleri muştulayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce balon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve güvercin semalarda…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yepyeni bir güneş doğuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağların doruklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir hayat filizleniyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavganın ufuklarında”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adil okay&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-8321623024764295679?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/8321623024764295679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=8321623024764295679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/8321623024764295679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/8321623024764295679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/1-mays-isci-ve-emekci-bayramnz-kutlu.html' title=''/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9rV5WO3_YI/AAAAAAAAAUg/vcP2szGkMQ4/s72-c/1mayis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5340381087186152263</id><published>2010-04-28T11:34:00.001+03:00</published><updated>2010-04-28T11:36:05.781+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenekon'/><title type='text'>.:: O AMERİKA İÇİN TAM BİR TERÖRİST::.</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Emekli Alb. Levent GÖKTAŞ'ın bazı özellikleri şunlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın en seçkin subaylarının eğiticisi ve bir çok birliğinin kurucusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Yüksek atlama serbest paraşütçü, dağ ve sualtı komandosu olan ilk ve tek subaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. 2 erken terfisi olan ender subaylardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yalnızca bir seferde, yaklaşık 40 askeriyle Irak'taki terör kampına girip 240 civarında teröristi etkisiz hale getiren bir komutandır. Bu operasyonların sayısını kendi de hatırlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Arazide pusuya düşen ve kuşatılan askeri birlikle teröristler arasına tek başına girip, elindeki makinalı tüfekle teröristlere göz açtırmadan askeri birliğin pusudan çıkmasını sağlayan cesur bir askerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Onun vücudunda et ve kemiğe ilave olarak metal de (Ameliyatla çıkarılamayıp halen vücudunda bulunan kurşunlar ve kırık kemikleri birbirine tutturmak için kullanılan metal parçalar) bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Barzani ve Talabani'nin, adını duyduklarında kaçacak delik aradıkları tek Türk'tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Beni ziyarete gelen Makedonya Genelkurmay Başkanı'nın; uluslararası bir ortamda, "Benim hocam (Özel Kuvvetler), hayran olduğum ve örnek aldığım subay'dır" dediği Türk Subayı'dır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Eşi Yargıtay'da görevli bir hukukçudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* En çok üstün cesaret ve feragat madalyası ve takdirname sahibi asker E.Albay Levent Göktaş Ergenekon tutuklusu. &lt;br /&gt;*Kara Harp Okulu İşletme Bölümü mezunu.&lt;br /&gt;*Gazi Üniversitesi İşletme Ana Bilim Dalı Üretim Yönetimi-Planlama yüksek lisansı sahibi.&lt;br /&gt;*Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.&lt;br /&gt;*İngilizce, Rusça, Arapça biliyor.&lt;br /&gt;*Üç tane "Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası" sadece onda var. Başka hiçbir subayda yok.&lt;br /&gt;*Ayrıca altı tane "Üstün Birlik Yetiştirme Beratı" sahibi.&lt;br /&gt;*180 tane "Takdirname" sahibi&lt;br /&gt;*Sayısı bilinmeyen şerit rozeti.&lt;br /&gt;*Kuzey Irak'ta yapılan bütün operasyonlara katılmış.&lt;br /&gt;*Ve bunlara ilaveten Levent Albay Allah bilir Atatürkçüdür de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, "Ergenekoncu" suçlamasıyla tutuklanmayı hak etmiş doğrusu.&lt;br /&gt;Yukarıda da okuduğunuz gibi, Amerika ve Barzani açısından tam bir terörist .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5340381087186152263?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5340381087186152263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5340381087186152263&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5340381087186152263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5340381087186152263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/o-amerika-icin-tam-bir-terorist.html' title='.:: O AMERİKA İÇİN TAM BİR TERÖRİST::.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-316295937066095786</id><published>2010-04-27T12:24:00.001+03:00</published><updated>2010-04-27T12:26:48.721+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SUUDİ ARABİSTAN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ATATÜRK DEVRİMLERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ATATÜRK'/><title type='text'>.::ATATÜRK İLKELERİ SUUDİ ARABİSTAN' DA UYGULANIYOR::.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9att2BOt9I/AAAAAAAAAUY/amDF-pahoU8/s1600/suudiarabistanbayraqr0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9att2BOt9I/AAAAAAAAAUY/amDF-pahoU8/s320/suudiarabistanbayraqr0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464746200967067602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BU BİLGİLERİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ATATÜRK İLKELERİ ŞİMDİ NEREDE UYGULANIYOR, BİLİYORMUSUNUZ ?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SUUDİ ARABİSTAN'DA !...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Suudi Arabistan'da türbe, yatır yoktur, yasaktır. Bunlar olmayınca doğal olarak ziyaretleri de yoktur.&lt;br /&gt;Ramazan aylarında yatırlara, sözde kısmeti açılsın diye dallara ağaçlara bez bağlayan genç kızlar, sağlığı&lt;br /&gt;için dua edenler, duvarlarina cüzdan sürenler v.s. gibi ilkel görüntüler de yoktur. Böyle davranışlar gericilik,&lt;br /&gt;CAHİLİYYE devrinden kalma putperestlik addedilir.&lt;br /&gt;2) Suudi Arabistan'da Peygamberimize ait olduğu söylenen SAKAL-I ŞERİF, HIRKA-I ŞERİF,&lt;br /&gt;DENDAN-I ŞERİF  gibi ziyaretler yoktur. Böyle davranışlar gericilik ve ŞİRK "ALLAHA ORTAKLIK" addedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Suudi Arabistan'da imam, müezzin gibi din görevlileri ülkemizdeki gibi devlet memuru statüsünde değillerdir,&lt;br /&gt;devlet bütçesinden bu kişilere maaş ödenmez. Allah  için yapılan görevin karşılığında para almak ayıp sayılır ve yasaktır.&lt;br /&gt;4) Suudi Arabistan'da biri çıkıp da MEDYUM olduğunu iddia ederse o kişinin kellesi hemen gider. Medyumlar Türkiye'de&lt;br /&gt;açık oturumlarda konuşuyor, sözde şifa (!) dağıtıyorlar. Gazetelerde sütunları var...&lt;br /&gt;5) Suudi Arabistan'da Nakşilik, Nurculuk,  Fethullahçılık vs. vs. gibi Atatürk'ün ölümünden sonra zuhur eden tarikatlar&lt;br /&gt;da yoktur, onların şeyhleri de, müritleri de... cemaatleri de… Neden bu tarikatların şeyhlerinin biri bile o şeriat ülkesine&lt;br /&gt;gidip de yerleşemez... Yerleşemez değil , hatta oraya hiç uğramamışlardır. Yoksa kelle korkusu mu?...&lt;br /&gt;6) Suudi Arabistan'da KIZ İMAM HATİP LİSESİ yoktur. Bu komik bulunur, çünkü islamiyette kadından imam olmaz.&lt;br /&gt;7) Suudi Arabistan'da nazar boncuğu, okunmuş su,nazara karşı geyik boynuzu, üzerlik vs. gibi şeyler de gericilik ve şirk&lt;br /&gt;addedilir, yasaktır.&lt;br /&gt;8) Suudi Arabistan'da Cami gibi ibadet yeri kompleksleri altında, bünyesinde market, dükkan vs. bulunamaz.&lt;br /&gt;Dinin ticarete alet edilmesi sayılır.&lt;br /&gt;Elbette size bir şeriat ülkesinin övgüsünü yapmadım. Sadece bir şeriat ülkesinde bile yasaklanan bazı şeylerin ülkemizde&lt;br /&gt;serbestçe nasıl uygulandığını hatırlatmak, güzel dinimizin nasıl sömürüldüğünü vurgulamak istedim.&lt;br /&gt;Yukarda yazdıklarımın doğru olup olmadığını DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'ndan sormanız mümkündür.&lt;br /&gt;Netice olarak: Atamız´ın sağlığında yasakladığı kimi şeyler onun vefatından sonra TÜRKİYE'de serbest,&lt;br /&gt;ŞERİAT ÜLKESİ SUUDİ ARABİSTAN'da yasaktır. İŞTE ÇARPICI OLANDA BUDUR!                                          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemil Ünlütürk&lt;br /&gt;Basın-Yayın ve Enformasyon eski Genel Müdürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saidi Nursiyi aydin olarak agzina alan Basbakanlar da yoktur. (Bak Tayyip´in 17.04.2010 da yazarlara verdigi kahvalti toplantisindaki konusmasi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOLUNUZ SEVGİ, DURUŞUNUZ İNSANLIK İÇİN OLSUN.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-316295937066095786?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/316295937066095786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=316295937066095786&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/316295937066095786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/316295937066095786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/ataturk-ilkeleri-suudi-arabistan-da.html' title='.::ATATÜRK İLKELERİ SUUDİ ARABİSTAN&apos; DA UYGULANIYOR::.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S9att2BOt9I/AAAAAAAAAUY/amDF-pahoU8/s72-c/suudiarabistanbayraqr0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-6435614586524905347</id><published>2010-04-15T13:27:00.002+03:00</published><updated>2010-04-15T13:40:39.504+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TSK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ENDONEZYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><title type='text'>.::TSK' YA ENDONEZYA MODELİ::.</title><content type='html'>&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CHOZGIRAY%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:18;"&gt;Endonezya modeli nedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Geçmiş senelerde Amerika "komünizmle mücadele" bahanesi ile Endonezya Özel Kuvvetlerine çeşitli kirli operasyonlar yaptırmıştı.Amerika, yeterli delil biriktirdikten sonra, bu operasyonları bire bin katarak Endonezya'daki Amerikancı basın vasıtasıyla piyasaya sürdü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Endonezya Ordusunun direnci kırıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Peki Amerika'nın amacı neydi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Endonezya'nın da bir bölücülük sorunu vardı. Doğu Timor'daki bölücüler, Endonezya'dan ayrılmak istiyorlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Amerika da gayet tabii Doğu Timor bölücülerini destekliyordu. Aynen bizde PKK'yı desteklediği gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Endonezya Ordusunun bölücülerle mücadele azmini kırmak için, itibarını sıfıra indirmek gerekiyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Gerçekten de, itibarı sıfırlanmış olan ordu, bölücü eylemlere müdahale edemedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;2000 yılında Doğu Timor, bağımsızlığını ilan etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türkiye'de nasıl uygulanacak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Şimdi aynı plan Türkiye'de uygulanmak isteniyor:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ordumuzun itibarı sıfırlanacak, Doğu'da ilerde meydana gelecek olan bir isyana müdahale edemeyecek ve bölge "Kürdistan" adıyla Türkiye'den ayrılacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Belki de hakim kozmik odalarda "Doğu'daki muhtemel ayaklanmaya karşı ordunun ne gibi önlemler alacağı"na ait bilgilere ulaşmak istiyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu bilgiler ABD ve PKK'ya ulaştırılacak. Ona göre hareket edecekler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kısa tarihi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;İlk kurulduğu zaman adı "Seferberlik Tetkik Kurulu" idi. (STK)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türkiye'nin 1951'de NATO'ya girmesinin bir sonucu olarak 1952 yılında ordu bünyesinde kuruldu. NATO'ya giren tüm ülkelerde benzer örgütler kurulmuştu.Bu örgütler sayesinde ABD, üye ülkeleri NATO aracılığıyla denetim altında tutacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Giderlerini ABD'nin karşıladığı bu örgütler, NATO'nun gizli örgütü olan Süper-NATO'nun (yani Gladyo'nun) denetimi altında idiler.Türkiye'deki örgütün çekirdek kadrosunu Kore'den dönen ve Gayri Nizami Harp stratejisini öğrenmiş olan subaylar oluşturdu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Kurulun gizli görevi, Türkiye'de Amerika karşıtı bir rejim değişikliğini engellemekti. Aynen diğer NATO ülkelerinde olduğu gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ama STK'nın görünürdeki amacının "Sovyet istilasına uğrayan bölgelerde direnişi örgütlemek" olduğu söyleniyordu. .&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Plana göre, yurt çapında çeşitli yerlere silah gömülecek, istila anında önceden belirlenmiş kişiler bu silahları çıkararak direniş başlatacaklardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bunun için, topluma sürekli "Sovyet tehdidi" propagandası yapılıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;CIA ve Adnan Menderes hükümeti arasında imzalanan 1959 tarihli bir anlaşmada, "Gizli Ordu"nun "rejime karşı iç ayaklanma durumunda" harekete geçirileceği belirtiliyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Seferberlik Tetkik Kurulu'nun ismi 1965 yılında Özel Harp Dairesi oldu. (ÖHD)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Daire, ABD'nin kontrolünde uzun yıllar Kontrgerilla (Gladyo) olarak hizmet verdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Daire'nin resmi varlığı, 1974 yılında Genelkurmay Başkanı Semih Sancar'ın Başbakan Ecevit'ten "acil bir ihtiyaç için" para istemesiyle ortaya çıktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ancak yapının varlığı 12 Mart'ta işkence gören solcularca zaten öğrenilmişti!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla varlığını 12 Eylül öncesi ve sonrasında da tüm ağırlığıyla sürdürdü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu süre içinde faili meçhul cinayetler, 1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum türünden provokasyon ve katliamlar, Kültür Sarayı sabotajı, Sirkeci, Yeşilköy bombalamaları , Ecevite suikast girişimi, devrimcileri işkenceli sorgulamalardan geçirmeler; yurtsever aydınların suikastlerle öldürülmeleri hep bu örgüt tarafından gerçekleştirildi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Çünkü TSK, böyle yapmakla Sovyetlere karşı Türkiye'nin bağımsızlığını savunduğuna ve ABD'nin stratejik müttefikimiz olduğuna inandırılmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;NATO eğitimlerinden geçen Türk subaylarının beyni yıkanmıştı. Onlar ABD'nin her dediğinin çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda şartlandırılmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ancak 1980'lerin sonuna doğru TSK içinde, ABD'nin stratejik hedefleri konusunda fikir değişiklikleri oluşmaya başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;1986 yılında ABD, şimdilerde uygulatmaya çalıştığı "Türkiye himayesinden Kürdistan Planı"nı Evren ve Özal'ın oluruyla Türk Ordusu'na da dayatmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Plan, Genelkurmay Başkanı Org. Nejdet Üruğ'un sert direnciyle karşılaştı ve engellendi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Daha sonra, ABD emrinde Kuzey Irak'a girme planına karşı çıkan Org. Torumtay istifa etti, plan suya düştü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Komutanlar, Amerika'nın Türkiye'yi bölmeyi amaçlayan planlar yaptığını ve bu planları Türk ordusu eliyle uygulamaya koymak istediğini anladılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;İşte bu süreçte, 1990 yılında Org. Doğan Güreş döneminde Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na (ÖKK) dönüştürüldü, 1992'de de personeli yeniden yapılandırıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu sadece bir isim değişikliği değil, ABD ilişkilerinin sorgulandığı sürecin de somut bir sonucuydu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Öyle ki; Özel Kuvvetler Komutanlığı ile Daire ABD ve Gladyo'nun sultasından çıkarıldı!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD görevlileri Org. Karadayı döneminde ÖKK binasından çıkarıldılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;NATO ve ABD ilişkileriyle, ABD parasıyla, ABD eğitimiyle milletine karşı oluşturulmuş olan bir yapı, artık Milli Kuvvet haline dönüştürülmüştü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bundan dolayı ÖKK, ABD'nin hedefi haline geldi!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Özel Kuvvetler Komutanlığı, Türk Ordusu'nun Kuzey Irak cephesindeki gücü olarak ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı uyanışın Ordu'daki öncüsü oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;1994 yılı Ağustos ayında Org. İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanı oldu.. 1995 Mart'ında da Türk Ordusu, Kuzey Irak'a girdi. Türk birlikleri, Çelik HarekÃ¢tı'yla ABD'nin egemenlik alanına müdahale etmişti. Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;İşte ip burada koptu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türk Ordusu üzerindeki denetimi elinden kaçırdığını anlayan ABD ateş püskürmeye başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Amerikan ordu dergilerinde "Türk Generalleri hizadan çıktı" cinsinden haber yorumlar yayımlandı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD, Muavenet gemimizi ---- tuttu, askerlerimizi şehit etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Temmuz 2003'de Kuzey Irak'ta Süleymaniye'de Özel Kuvvetler birliğimizin başına "Kürt liderlere suikast yapacaklardı" bahanesi ile çuval geçirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD ordusu Nevada Çölü'nde "Binyılın Meydan Okuması" adı altında Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu tatbikat, ABD tarihinde o güne kadar görülen en kapsamlı ve en uzun süren tatbikat idi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD'nin PKK'ya yardımını belgeleyen Org. Eşref Bitlis, uçağı düşürülerek şehit edildi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Malatya'da ÖKK birliğini taşıyan uçağımız düşürüldü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Daha sonra, Amerikan ordu dergisinde Türkiye'nin güneydoğusunu da içine alan Büyük Kürdistan haritası yayımlandı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Belki anlamayanlar vardır diye İtalya'daki NATO toplantısında ABD'li subaylar bu haritayı ekrana yansıttı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türk subayları toplantıyı terk etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Böylece ABD, Türk Ordusu'na karşı savaşı fiilen başlattığını alenen açıklamış oluyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bundan başka, Milli Güvenlik Kurulu, iç tehdit kavramını değiştirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Eskiden solculuk ve komünizm "iç tehdit" olarak görülüyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Şimdi ise "ırkçı milliyetçilik, bölücülük ve irtica" iç tehdit kapsamına alınmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Yani MGK, Amerika'nın maşası olan akımları iç tehdit kapsamına almıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu durumda, ABD'nin Türk ordusuna karşı savaş ilan etmekten başka bir çaresi kalmamıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ÖKK, Gölbaşı'nda kendi yeri ve binası için çalışmaya başladığında da, yolsuzluk iddialarıyla saldırıya uğradı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Yapısı sivilleşen, içi boşaltılan, etkisi kısıtlanan Milli Güvenlik Kurulu'nun Toplumsal İlişkiler Başkanlığı'nı ÖKK bünyesine dahil etmek ve ÖKK'nın 2006 yılında tümen seviyesinden kolordu seviyesine çıkarılması da ABD'nin kızgınlığını arttırdı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ÖKK'ya yönelik giderek artan ve karargÃ¢hının basılması noktasına kadar varan saldırının en önemli nedenlerinden biri de Org. Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı döneminde yapılan bir değişiklikti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Gayrı Nizami Harp tanımını değiştiren ÖKK, tanıma şu ifadeyi ekledi: "Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı tedbirleri uygulamak"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bu ifade yalnızca 50 yıldır NATO aracılığıyla ve Özel Harp Dairesi üzerinden denetlenen TSK'nın yaptığı bir tanım değişikliği değil aynı zamanda yeni sürece ilişkin tehdidin kaynağına yönelik bir durum saptamasıydı!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD, bölge politikalarını TSK'yı "ikna etmeden" hayata geçiremeyeceğinin farkında. TSK'yı sindirmenin en kritik mevzilerinden biri de Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bayrak dikmek!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ergenekon saldırısı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ergenekon saldırısı, ABD'nin Irak işgali öncesinde başlatıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Beşiktaş Terör Örgütünün kurulmasına, AKP iktidara gelmeden önce başlanmıştı.Tayyip Erdoğan bizzat kendisi anlatıyor: (19 Ekim 2008)"Bu işe ben Emniyet'le başladım. Belirli bir evreye geldikten sonra bunu Savcılığa verdik. Ergenekon soruşturması konusunda yargı ile yakın işbirliği içindeyiz. Bunlar iktidara gelmeden yaptığımız tespitlerdir."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Tarih 19 Mart 2002, Ankara...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney 12 bölge ülkesini ziyaret ettikten sonra Ankara'ya geldi. Morali bozuktu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Zira Irak'ın işgali için umduğu desteği bulamamıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Hemen Köşk'e çıktı. Cumhurbaşkanı Sezer, tüm dünyaya söylediğini bir de ABD'ye söyledi: "Uluslararası oydaşma ararım".&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ardından Başbakanlığa geçti. Ecevit, "İşgale karşıyız" dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Sonra akşam yemeğinde, protokolde olmamasına karşın, ısrarla Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ile görüştü. O da kesin bir dille tersledi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ayrıca Org. Kıvrıkoğlu, ABD işgali öncesinde Kuzey Irak'a girerek bazı bölgelerde mevzilenme planı yapmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Cheney ertesi sabah yapacağı basın toplantısını iptal etti. Palas pandıras ABD'ye döndü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;4 Mayıs 2002&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Başbakan Ecevit, "bağırsak rahatsızlığı" nedeniyle hastaneye kaldırıldı... Aylarca hastanede kaldı... Rahşan Ecevit onu adeta hastaneden kaçırmasa Başbakan ölüyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;2001 yılında "ekonomiyi kurtarmaya" ABD'den gelen Kemal Derviş, basının karşısına çıkıp "siyasal belirsizlik" ten bahsetti. Sonra...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Devlet Bahçeli, "3 Kasım'da erken seçim" dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;4 ay sonra...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türkiye sandığa gitti. Ve, AKP tek başına iktidara geldi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD, Irak'ın işgaline karşı çıkan bir askeri - siyasi heyeti birkaç ayda tasfiye etmişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Hem Ecevit, hem de ABD işgaline karşı planlar yapan Org. Kıvrıkoğlu tasfiye edilmiş, yerlerine ABD saldırısını destekleyen AKP hükümeti ve Org. Özkök gelmişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;AKP'nin işbaşına gelmesiyle birlikte Ergenekon saldırısı da başlamış oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Amerika'ya karşı olan tüm güçler ve Türk ordusu, Ergenekon tezgahı ile saf dışı bırakılacaklardı .&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Fehmi Koru, Yeni Şafak'ta yazdı: "Ergenekon'un düğmesine Tayyip Bey ile Bush'un Oval Ofis'teki görüşmesinde basıldı"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;ABD'nin ana hedefi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Öncelikle Kuzey Irak'ta kurulmuş olan Barzani Devleti'ni Türkiye'nin tanıması ve fiilen himayesi altına almasıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Çünkü ABD Irak'tan çekildikten sonra, Irak Arapları ve İran, Barzani Devleti'ne karşı harekete geçebilirler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Böylece ABD hem Barzani Devletini emniyete almış olacak, hem de Irak ve İran ile karşı karşıya gelmiş olan Türkiye, ABD'ye daha fazla mahkum hale gelmiş olacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Neden Barzani Devleti ABD için bu kadar önemlidir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Çünkü, Büyük Ortadoğu Projesi'nin ana hedefi olan Büyük Kürdistan'ın başlangıç noktası Kuzey Irak'taki Barzani Devletidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;Irak saldırısının esas amacı da zaten Barzani Devletinin kurulması idi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Barzani Devletinin emniyete alınmasıyla birlikte eş zamanlı olarak Türkiye'de "Kürt Açılımı"nın tamamlanması gerekmektedir.Bu sayede Güneydoğu Anadolu'da özerk bir yapı oluşturulacak ve zaman içinde bu özerk yapı Barzani Devleti ile şu veya bu biçimde bütünleştirilecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bundan sonra, İran ve Suriye'den de parçalar koparılarak Büyük Kürdistan'ın oluşturulması daha kolay hale gelecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Büyük Kürdistan, İkinci İsrail olacaktır.. Yani Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya'yı, burada kuracağı üsler vasıtasıyla kontrol edecek, Büyük Ortadoğu Planı'nın amacını, yani 24 Müslüman ülkenin rejimlerini ve sınırlarını değiştirmeyi daha kolay gerçekleştirebilecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;Kilit nokta ÖKK ve Türk Ordusu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ama bütün bunları yapmak için, Türk Ordusu'nun vatanı savunma iradesinin kırılması gerekiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Ergenekon tezgahları ile aynen Endonezya'da yapıldığı gibi önce Türk ordusunun saygınlığı yok edilecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Türk ordusu, Amerikancı AKP hükümetinin Barzani Devleti'ni tanıma ve himaye altına alma yolunda attığı adımlara ses çıkaramayacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;"Ordu siyasete karışmamalı", "Ne yani, yine darbe mi yapmak istiyorsunuz" suçlamaları ile susturulacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Özel Kuvvetler, güneydoğuda kışkırtılacak olan bir ayaklanmaya müdahale edemeyecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;İşte, son "Arınç suikasti" tertibini de bu açıdan ele alabiliriz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;SONUÇ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda yapılan aramalar aynı zamanda, Genelkurmay Başkanının yanına Kuvvet Komutanlarını da alarak Trabzonda Oruç Reis Fırkateyninde yaptığı açıklamalara cevaptır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Amerika, TSK'nın Başbuğun ağzından yapmak istediği kendini savunma girişimine yeni bir atak ile karşılık vermiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Bugünkü durum, Türk Ordusunun yıllar yılı NATO kontrolüne terk edilmesinin bir sonucudur. ABD, NATO anlaşmalarına ve yapılanmasına dayanarak içimizdeki operasyonu yürütebilmektedir. Türk Ordusunun NATO içinde kalarak milli niteliğini muhafaza edemeyeceği ve kendisini koruyamayacağı artık son gelişmelerle bir kez daha kanıtlanmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:18;"&gt;Genelkurmay Başkanlığı, Türk Ordusuna yönelik asimetrik psikolojik saldırıyı yapanların kim olduğunu açıklayarak milletimizi bilgilendirmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-6435614586524905347?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/6435614586524905347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=6435614586524905347&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6435614586524905347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/6435614586524905347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/tsk-ya-endonezya-modeli.html' title='.::TSK&apos; YA ENDONEZYA MODELİ::.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-590137590441963011</id><published>2010-04-07T15:36:00.001+03:00</published><updated>2010-04-07T15:38:19.886+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mustafa kemal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaş'/><title type='text'>::ATATÜRK' ÜN ASKERİNDEN MEKTUP VAR::.</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAŞ KARARLARIYLA ORDUDAN ATILAN SUBAY-ASTSUBAYLARIN NEDEN ATILDIĞINI BİR TÜRLÜ ANLAYAMAYANLARA KAPAK OLSUN..!! BAKIN BAKALIM BU GİBİ İNSANLAR ATILDIKTAN SONRA DAHİ DURUYORLAR MI? ACI BİR MEKTUP,OKUYUNUZ!...  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entrybody"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family: times new roman,times,serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 22px;"&gt;&lt;strong&gt;  &lt;br /&gt; MUSTAFA KEMAL'İN ASKERİNDEN MEKTUP!...&lt;br /&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;  &lt;span style="font-size: 18px;"&gt;&lt;br /&gt; Sayın, P.Kıd.Üstğ.Bülent DemirŞahin&lt;br /&gt; J.Bölük Komutanı&lt;br /&gt; Cizre/Şırnak&lt;br /&gt; Zıpkın gibi genç bir asteğmendim, hatırlarsınız&lt;br /&gt; komutanım..&lt;br /&gt; Gönüllü olarak&lt;br /&gt; güneydoğu da görev yapmak isteyen..&lt;br /&gt; Madem vatan&lt;br /&gt; tehlikedeydi, madem milletimizin birliğine bütünlüğüne karşı hain terör tehdidi&lt;br /&gt; vardı,&lt;br /&gt; biz vatan evlatlarına&lt;br /&gt; düşen şey, kanımız canımız pahasına bu memleketi, bu toprakları savunmaktı..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bize öğretilen&lt;br /&gt; buydu... Önce ailede, sonra okulda, sonra kitaplarda.. Yüreğimize işlemişti..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ne yapacaktık yani...&lt;br /&gt; Torpil bulup batıda anakuzusu misali askerlik mi.. Eksik olsun.. Uzak&lt;br /&gt; olsun...Bu duygularla görev için emrinize giren yüzlerce asteğmenden&lt;br /&gt; biriydim...&lt;br /&gt; Beni hatırlarsınız..&lt;br /&gt; Hatta beni çok iyi hatırlarsınız... Helallik isteyip de alamadığınız kaç astınız&lt;br /&gt; olmuştur ki...Komutanız altındaki Erdem Sınır Karakoluna Destek Timi&lt;br /&gt; Komutanı olarak geldiğim günü hatırlıyorum..&lt;br /&gt; Karakoldaki en yüksek&lt;br /&gt; rütbeli ben olduğum için tüm sorumluluk da dolayısıyla bana&lt;br /&gt; aitti..&lt;br /&gt; Daha ilk günümde&lt;br /&gt; karakoldaki bazı askerlerin giyiminin diğerlerinden farklı olduğunu gördüm..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 3-5 kişi kadarlardı..&lt;br /&gt; Diğer tüm askerler hücum yeleği ve postal yani tüm gün giyimi zorunlu&lt;br /&gt; kıyafetlerle&lt;br /&gt; dolaşırken bu 3-5 i&lt;br /&gt; her ne hikmetse yeleksiz ve terlikle dolaşıyordu.. Önceleri onları hasta veya&lt;br /&gt; istirahatli sandım..&lt;br /&gt; ama istirahatli adam&lt;br /&gt; dışarda turist ömer misali dolaşmaz.. yatağında veya bölük revirinde olur..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; sonra nöbetçi çavuşu&lt;br /&gt; çağırdım ve bu durumu sordum.. verdiği cevaba inanamadım...- Komutanım dedi&lt;br /&gt; bana... o askerler imam hatip mezunu....!!!&lt;br /&gt; - Eeee....yani...?&lt;br /&gt; -&lt;br /&gt; Komutanım.. o askerlerin gündüz nöbete veya gece pusuya isimleri&lt;br /&gt; yazılmaz...!!!- Eeee...peki ne yaparlar burada..?&lt;br /&gt; -&lt;br /&gt; .............................&lt;br /&gt; - Oğlum cevap versene... ne demek görev&lt;br /&gt; yazılmaz.. kim yazmaz... kim yazdırmaz...?- Komutanım... Bölük komutanımız..&lt;br /&gt; ( hık mık ile karışık) .............&lt;br /&gt; Tahminleriniz üzere aynı gece bu&lt;br /&gt; vatan evlatlarına da aynı diğer askerler gibi pusu görevi tarafımdan&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; karakol defterine de&lt;br /&gt; kaydı düşülmek suretiyle yazılmıştır....Sen misin yazan... Herhalde vahiy!&lt;br /&gt; yoluyla olacak, haber alıp daha pusu timi çıkmadan bir baktım&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; bölük komutanı olarak&lt;br /&gt; araca atlamış karakola gelmiştiniz.. Ben aracı kapıda karşılayarak,- Astğm.&lt;br /&gt; Ayhan...........Vukuatım yoktur komutanım... demiştim... (ama vukuatım varmış..&lt;br /&gt; haberim yokmuş..)Vukuatım şuymuş... bu arkadaşlar, yani İmam Hatip&lt;br /&gt; mezunu olan askerler Kur'an-ı hatim ettikleri için&lt;br /&gt; mübarek (sizin&lt;br /&gt; tabirinizle) insanlarmış..&lt;br /&gt; Yani onları korumalı,&lt;br /&gt; gözetmeli imişim... bu da nasıl olacak asker ocağında... görev vermemek&lt;br /&gt; suretiyle olsa gerek...Lafın özü 40 dereden dolaşan lafların özeti bu...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ayhan Asteğmen ne&lt;br /&gt; desin.... adam komutan karşısında...&lt;br /&gt; e dağbaşı burası...&lt;br /&gt; üst komutan bulup derdini anlatacak hali mi var...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; - Emredersiniz Komutanım... Yazılı&lt;br /&gt; emrinizi müteakip bu askerlere görev&lt;br /&gt; yazılmayacaktır....!!!!&lt;br /&gt; Gözlerime bakmıştınız&lt;br /&gt; komutanım.. bakışmıştık bir müddet... beni mi tartmıştınız, sözlerimi mi...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; yoksa kararlı olup&lt;br /&gt; olmadığımı mı aradınız gözlerimde bilemiyorum...Sonra gittiniz, hiçbir şey&lt;br /&gt; demeden.... bir daha da yıldızımız barışmadı sizinle.... olur olmaz bir sürü&lt;br /&gt; saçma sapan&lt;br /&gt; sebeplerden fırça&lt;br /&gt; attınız ilerki günlerde... Ama o yazılı emriniz bir türlü bana ulaşmadı&lt;br /&gt; komutanım..&lt;br /&gt; ve Ayhan asteğmen&lt;br /&gt; diğer askerlere nasıl davrandıysa o mübarek dediklerinize de öyle&lt;br /&gt; davrandı...&lt;br /&gt; O Mehmetlerin hepsi mübarektir komutanım.. Vatan savunması da&lt;br /&gt; öyledir... Mübarek iştir... Mübarek insanlar yapar...Takva kulların kendi&lt;br /&gt; aralarında bir üstünlük ölçüsü değildir komutanım... Allah ile kulları arasında&lt;br /&gt; bir ölçüdür..&lt;br /&gt; Siz gittikten sonra pusu ve karakol emniyet timlerini&lt;br /&gt; çıkarırken o Mehmetlerin gözlerini görmenizi isterdim komutanım..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bana bir farklı&lt;br /&gt; baktılar o akşam.. sanki korkmadan bölük komutanına karşı kafa tutmuş ve örtülü&lt;br /&gt; emrini dinlememiş,&lt;br /&gt; ama doğru olanı&lt;br /&gt; yapmışım gibi... görmeliydiniz o gözleri....&lt;br /&gt; Geçti aradan 15 sene...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; nerden mi aklıma geldi şimdi durduk yere... yok canım ne durduk&lt;br /&gt; yerdesi...Bir baktım dün Habertürk de Fatih Altaylı'ya konuk olmuşunuz komutanım.. hüseyin&lt;br /&gt; üzmez'in avukatı olarak....&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Yüzünüz biraz değişmiş&lt;br /&gt; ama ses tonunuz ve vurgulamalarınız aynı hala... Bırakmışsınız yüzbaşı&lt;br /&gt; rütbesindeyken...&lt;br /&gt; ya da zorunda&lt;br /&gt; kalmışsınızdır... bilmiyorum....&lt;br /&gt; Kul hakkı nedir çok iyi bilirsiniz komutanım..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Öbür tarafa üzerinde&lt;br /&gt; kul hakkıyla gitmek..&lt;br /&gt; O kadar hassassınız ki o konuda asker-subay tüm&lt;br /&gt; astlarınızın yanına&lt;br /&gt; terhis gününden bir&lt;br /&gt; gece önce gider ve ısrarla helallik isterdiniz... vermemek ne mümkün...&lt;br /&gt; komutansınız....Bilemem, sadece bu garip Ayhan asteğmenden mi&lt;br /&gt; alamadınız.. ya da bir başkaları daha oldu mu...&lt;br /&gt; Söyler misiniz komutanım...&lt;br /&gt; vatan savunması için Anadolu'dan kopup gelen vatan evlatları geldiği yerde&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; aynı kendi gibi&lt;br /&gt; olanların kayrıldığını görünce ne der, ne düşünür...&lt;br /&gt; onun yerine de göreve&lt;br /&gt; gitmesi, pusuya gitmesi,&lt;br /&gt; çatışmaya girmesi&lt;br /&gt; doğru mudur.. biri turist Ömer misali dolaşırken, çayını sigarasını tüttürürken,&lt;br /&gt; diğerinin tüm geceyi&lt;br /&gt; eli tetikte arazide&lt;br /&gt; mevzilenerek geçirmesi hak mıdır...&lt;br /&gt; Allahtan reva mıdır...&lt;br /&gt; bu kul hakkı değil&lt;br /&gt; ise nedir...Bilmem içinizde ukde kalmış mıdır bu dik kafalı asteğmenden&lt;br /&gt; helallik alamamak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Siz o haksız yere&lt;br /&gt; ayrım yaptığınız Mehmetlerden helallik alsanız da ben&lt;br /&gt; etmiyorum..Etmiyorum...&lt;br /&gt; çünkü vukuatınız var...&lt;br /&gt; Ben vatana helal etmişim&lt;br /&gt; zaten, size ne hacet...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; P.Astğm.Tahsin Ayhan241.Dönem&lt;br /&gt; Mustafa Kemalin&lt;br /&gt; Askeri....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-590137590441963011?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/590137590441963011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=590137590441963011&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/590137590441963011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/590137590441963011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/ataturk-un-askerinden-mektup-var.html' title='::ATATÜRK&apos; ÜN ASKERİNDEN MEKTUP VAR::.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-5804232517411380574</id><published>2010-04-01T17:02:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T17:05:20.924+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='30 MART'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KIZILDERE'/><title type='text'>.::OYY DERE KIZILDERE::.</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızıldere Katliamıyla Hesaplaşalım!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bugün 30 Mart… Kızıldere katliamının 38. yıldönümü bugün…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıldere katliamının hükmünü veren, 12 Mart’ın cuntacı katilleri, tarih önünde hesap versinler istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye devrimcilerinin kalemi Kızıldere'de kırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emperyalizmin işbirlikçisi cuntanın 71 devrimcilerinin bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine verdiği cevap  kanlı bir yok etme politikası oldu. Bütün 70'li yıllar boyunca, hatta günümüze kadar devrimci halk güçlerinin kaderini bu politika belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşağımızın  miras olarak devraldığı böylesi önemli bir tarihi gerçekliğin bütün sonuçları ile açığa çıkmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihimizle hesaplaşmak ve adalet  istiyoruz çünkü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1960'lı yıllarda Türkiye toplumu özgün bir hareketlilik içerisine girdi. Öncesinin "devleti kurtarma" girişimleri, yerini yeni bir aşamaya, "halkı kurtarma", demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık girişimlerine bıraktı. Bu, Türkiye topraklarının yabancı olduğu yeni bir devrimci aydın tipi ve aydınlanma süreciydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal sürecin ilerici-devrimci güçlerinin üzerinde geliştiği mecranın, 12 Mart darbesiyle kurutulmasına karşı, 71 devrimcilerinin can pahasına direnmesi sonucu süreç, tüm 70'li yıllar boyunca halklaşma biçiminde yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71 devrimciliğinin bıraktığı miras, gençliğin sosyalist idealler ve toplumsal özgürlük uğruna başkaldırı ruhuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart cuntacıları, 60'lı yıllardan süzülerek gelen en yetenekli ve gözü pek devrimcileri hunharca katletti. İşkence ve terörü sonuna kadar dayattı. Öndersiz kalan 68 potansiyelinin ağırlığı düzene entegre edildi. Hemen akabinde gelişen devrimci- demokratik mücadeleye öncülük eden 78 devrimciliği çok daha sert uygulamalara maruz kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart ve 12 Eylül, bağımsızlıkçı, özgürlükçü, ülkesini kendisinden çok seven kuşakların 68'lilerin, 78'lilerin önünü kesti, sağcı-gerici güçlerin önünü açtı. Sonuç: İşte Türkiye'nin durumu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesaplaşmamız gereken tablo da bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart'ın ve Kızıldere' nin yargılanmayışı, bu yüzyılın başından beri zaman zaman insanlığa karşı işlenmiş suçların sorgulanmayışının, yargılanmayışının ürünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart'ın ve Kızıldere' nin yargılanmayışının ürünü, tüm 70'li yıllar boyunca topluma dayatılan katliamlardır. Hala hesabı verilmeyen beş bin insanın ölümü, binlercesinin yaralanmasıdır. 12 Eylül'dür…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül'ün yargılanmayışının ürünü kalıcılaşan darbe rejimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir kuşağın yok edilmemesi, sınıfların, sorunlara kan ve kıyıcılıkla değil, barış ve diyalog içinde çözüm aramaları için bunu istiyor ve takip ediyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-5804232517411380574?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/5804232517411380574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=5804232517411380574&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5804232517411380574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/5804232517411380574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2010/04/oyy-dere-kizildere.html' title='.::OYY DERE KIZILDERE::.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-2720970744315823649</id><published>2008-01-16T00:59:00.000+02:00</published><updated>2008-01-16T01:04:49.414+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HİSARO&apos; DAN'/><title type='text'>Biz Tanrı' nın istenmeyen çocuklarıyız.</title><content type='html'>Sonsuza kadar yaşamak istiyorsanız, ilk adım olarak ölmek zorunda olduğunuzu unutmayın...Bu benim için yakındır....İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın, insanı öldüren de hep sevdiğidir....Hayatta elde edebileceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.Uykusuzluk...Her şey çok uzaklardadır, her şey suretin suretinin sureti...Dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin, ne de bir şey sana.Bütün umutlarımı kaybetim artık özgürüm...Bu yüzden Her akşam ölüyor ve her sabah yeniden doğuyorum...Bunun benim hayatım olduğunu biliyorum ve anan sona eriyor....Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim diye soruyorum hep kendime...Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir....Ve sizin gibi mahlukalar...Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz.Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.Ama AreS ne istiyor biliyormusnuz...Hiçbir zaman tamamlanmış olmamayı...Hiçbir zaman halimden memnun olmamayıHiçbir zaman kusursuz olmamayı...Kurtar beni, tanrım, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.Belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.Bazen bir şey yapar ve belanızı bulursunuz. Bazen de yapmadığınız şeyler size belanızı buldurur.Artık Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum.Kovulmak; der AreS ;herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu. Böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.Güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. Herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. Hepimiz aynı pürenin parçasıyız...Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. Artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil.Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.Güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar.Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor.Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden?Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.Hayatta her şey parayla ilgili değildir.Bize dünyanın bokundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmayacaklar...Medeniyetin önde gittiği bu yönde Artık maddi eşyaların önemini reddediyorum.Bizler eşşiz değiliz.Süprüntü ya da pislik de değiliz.Biz sadece biziz..Biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok....Tutkulu bir yasam tarzının yan ürünleriyiz..Ve bundan nefret ediyoruz....Artık insanoğlu kızların veya erkelerin peşlerinden koşmayı bırakın saçmalıklarla uğraşmayın....Acı,Mutluluk,Sevgi,Aşk gib kavramları kafanıza takmayın artık...Hayatımda en son neyin olmasını istiyorum biliyormusnuz?Beynime bir silah dayanıp duvarları beynimle boyanmasını...Tanrı'nın senden hoşlanmadığı olasılığını düşünmelisin. O seni hiç istemedi, hatta büyük olasılıkla senden nefret ediyor. Bu basına gelecek en kotu şey değil. Laneti ve affedilmeyi boş ver. Biz Tanrı'nın istenmeyen çocuklarıyız.Buna karşın ben tanrıya inanırım fakat bunu düşünmek varsaymak bir çok şeyi çözüyor...Bu görüşleri hepinize ters gelebilir Saçmada gelebilir bu umrumda bile değil.Bunları okuduktan Sonra beni dışlayabilirsiniz.Buda umrumda değil.Ama lanet olası hayatlarınızdan kurtulun artık Çırpınmayı bırakın Bırakın herşey düşeceği yere düşsün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-2720970744315823649?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/2720970744315823649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=2720970744315823649&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2720970744315823649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2720970744315823649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2008/01/biz-tanr-nn-istenmeyen-ocuklaryz.html' title='Biz Tanrı&apos; nın istenmeyen çocuklarıyız.'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-2998746547339718564</id><published>2008-01-15T13:27:00.000+02:00</published><updated>2008-01-15T13:30:08.446+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orkide&apos; den'/><title type='text'>Düşler ve Gerçekler</title><content type='html'>Bu sabah uyandığınızda ilk ne düşündünüz?&lt;br /&gt;Daha önemlisi kendinizden memnun uyandınız mı bal tatlısı uykunuzdan? Düş gördünüz mü? Düşlerinizde kırmızı kar yağdı mı? Çocuk oldunuz mu? Koştunuz mu özgürce çimenlerin arasında, o benzersiz kokuyu içinize çekerek, ardınızda takipçiniz olan, sizin gibi saçları havada uçuşan, enerjileriyle mutlu kahkaha toplarına dönüşmüş o çocuklarla?&lt;br /&gt;Oysa ki bizler de birer düş olacağız bir gün, oynadığımız oyuncaklarımız, üzerindeki minderlerde kokumuz olan kanapemiz, sıcak çorbalar içtiğimiz kaşığımız, en sevdiğimiz kalemimiz, güneşe kalkan gözlüğümüz, “aman kaybolmasın” diye gözünün içine baktığımız kimlik etiketli kağıtlarımız....hepsi bu düşten kalan detaylar olarak anımsatıcı ve alaycı biçimde kalıp sonsuza dek dinlenecekler ya da başka kişilerin ellerinde düşten çıkacaklar...&lt;br /&gt;Müzeleri, sarayları gezerken siz de düşler ve gerçekler arasında gidip gelir misiniz? Hüzün gülümsemenin yerini alır mı arada, hani şu palyaçoların yüzlerindeki buruk ifade gibi?&lt;br /&gt;Geçenlerde bir arkadaşım şöyle dedi bana “bugün kendimi notalarımdan birini eksik gibi hissediyorum, pek kendim gibi değilim, hatta bu ben değilim, başka bir şarkıyım sanki....”  Arada bastırdığımız, gerçek dünyanın bize ezberlettiği, üzerimize yapışan davranışlarımızdan sıyrılıp düşlerimizin peşine takıldığımız zamanlarda, tesadüfen biryere yansıyan görüntünüzdeki çocuksu ifadeyi, o muzip bakan gözlerdeki ışıltıyı yakayabildiniz mi hiç? İşte o yakaladığınız anı resmedin beyninize lütfen, resmedin ki gerçekler sizi sarmasın, kuşatmasın, ezmesin..Notalarınız hep aynı şarkıyı söylemesin, hatta yeni bestelerle beslenip, yeni düşler kurdursun ve oradan da gerçeklere yol alsın ama hammaddesi düşlerle yoğrulmuş, unutulmaya yüz tutmuş gerçekler olsun, mücevherler gibi parlayan..&lt;br /&gt;Size bal tatlısı uykular, sıcacık düşler ve isteğinizle şekillenen gerçekler diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff99ff;"&gt;Orkide Erel&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-2998746547339718564?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/2998746547339718564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=2998746547339718564&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2998746547339718564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/2998746547339718564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2008/01/dler-ve-gerekler.html' title='Düşler ve Gerçekler'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6577745469916124015.post-7075292458946861061</id><published>2008-01-15T11:47:00.000+02:00</published><updated>2008-01-15T12:08:32.417+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>Yargı kararlarını yok saymak</title><content type='html'>&lt;a href="http://images.habervitrini.com/haber_resim/muspec309.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/muspec309.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Başbakan Tayyip Erdoğan, türban açıklamasıyla kararlarında "siyasal simge" vurgusu yapan Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM'ye de meydan okudu. Erdoğan, yüksek yargı organlarının kararlarını yok saydı.&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi, YÖK Yasası'ndaki "Yükseköğretim kurumlarında, dershane, laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbesttir" hükmünü 1989'da iptal etmişti. İlk türban yasağı olma özelliği taşıyan kararda, laik bir devlette hukuk kurallarının kaynağının dinde değil, akılda bulunduğu, kişilerin iç dünyasına ilişkin kurallar getiren din prensiplerinin yasallaştırılmasının düşünülemeyeceği vurgulanmıştı. Dinsel eğitimin bile laik anlayışa göre yapılması gerektiği belirtilen kararda şöyle denilmişti: "Birlikte çalışmalar yapanların hangi inançtan olduğunu bir işaretle belli etmek çatışmalara yol açar... Yükseköğretim kurumlarında dinsel gereğe bağlanan başörtüleri, laik bilim ortamıyla bağdaştırılamaz. Vicdan özgürlüğü, istediğine inanma hakkıdır. Laiklikle vicdan özgürlüğü karıştırılarak dinsel giyinme özgürlüğü savunulamaz..."&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nin kapatılmasına ilişkin kararlarında da bu kararına atıfta bulunarak türbanı siyasi simge olarak nitelendirmişti. RP'nin kapatılmasının ardından konu AİHM'ye taşınmıştı. Türbanı politik simge olarak nitelendiren AİHM, aynı zamanda "Laikliğe ve demokrasiye aykırı bir simge" olarak da tanımlamıştı.&lt;br /&gt;Leyla Şahin adlı türbanlı öğrencinin açtığı davada da AİHM Türkiye'yi haklı bulmuştu.AİHM, türban yasağının laiklik ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulu olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi'nin laikliğe ilişkin içtihatlarının benimsendiğini belirtmişti. AİHM, üniversitelerde türbanın yasaklanmaması halinde türban takmayanlar üzerinde baskı oluşabileceğine işaret etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı: &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Cumhuriyet&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6577745469916124015-7075292458946861061?l=karsittez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karsittez.blogspot.com/feeds/7075292458946861061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6577745469916124015&amp;postID=7075292458946861061&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7075292458946861061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6577745469916124015/posts/default/7075292458946861061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karsittez.blogspot.com/2008/01/yarg-kararlarn-yok-saymak.html' title='Yargı kararlarını yok saymak'/><author><name>K@RŞITTEZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02006939566385280027</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='34' height='9' src='http://1.bp.blogspot.com/_oRJ5L2HjL8o/S7Sk3kX00uI/AAAAAAAAARc/vmlvhiqxbgA/S220/terskar%C5%9F%C4%B1ttez.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
