Sayfalar

6 Ocak 2011 Perşembe

BEN KAZ MI OLUYORUM ?

BEN KAZ MI OLUYORUM ?

Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen,
trafik kuralları dahil her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım.
Bir şahsa hakaretim bile yoktur...

Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor,
hap satıp milletin çocuğunu zehirliyor,mafya üyesi oluyor, mafya
lideri oluyor, fuhuşa sürüklüyor, ev ve iş yeri basıyor, tehdit
ediyor,
insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor v.s... Ben onları vergimle
hapishanede
besliyorum ve çıktıklarında da mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca
aramıza
alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler.

Ben de düşünüyorum, aklediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum.
Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum...

Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana meme yok
diye kırıyor,
döküyor ve öldürmeye devam ediyor... Ben onların maaşını ödüyorum,
liderlerini besliyorum
ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum.

Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi,
bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca
insana bedel,
akıllı, manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme
saygılı bir insan
yapmak istediğim için...

Ama başkaları 10'larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için
değil.
Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar. O çocuk
dağa çıkıyor,
o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için
özgür olamıyor,
ağasına maraba oluyor ya da bakamadıkları için dedesi yaşındaki
birisine 13 yaşında
satılıyor ve 14 yaşında oda doğurmaya başlıyor...

Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergiler
onları beslemeye
yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar. Ben marabaların
kızlarını okutayım ki
ağaları kendi kızlarına kilolarca altın takılan 40 gün 40 gece
düğünler yapabilsin.
Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle ya da kim bilir o kömürleri
satıp sigara parası yapıyorlar.
Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum.
Onlar 10'ar 10'ar doğurduğu için işsiz kalıyorlar ve batıdaki
fabrikaları doğuya taşımaya zorluyorlar. Öyle ya merhamet etmek
lazım. Batıdakiler işsiz kalsa da olur malum onların sesi çıkmaz. Oysa
toprak reformu, aşiretleri çözmek kimsenin işine gelmiyor.
Çünkü oy için 10.000 insanı ikna etmek kolay değildir ama ağasını ikna
etmek kolaydır.

Ben daha maaşımı alma'dan vergim kesiliyor...

Ama başkaları vergi ödemiyor ve sık sık affediliyor.

Benim maaşım belli.

Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil.

Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık.
Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir
endişesi ile nikaha gelen
herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı
doğaya geri verelim diye...

Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar,
zengin oldular
ve 2B ile affoldular.

Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli
ayakkabısı ile gezdi.
Çok şükür şimdi evleri var...

Ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı
şimdi müteahhite sattı ve bir sitede 60 dairesi var.

Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla
balkonu yıkıyorum..v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya...

Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor.
Yada bir yerlerde kaçak kullanıp para vermiyorlar.

Ben bakanımızın da tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum.
Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi
tasarruflu
ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var...

Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum.

Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum...

ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar.
Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede
kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor?

Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna bunların bir imtihan
olduğuna inanıyorum. Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne
olursa
hiç bir gerekçe ile (cihad, takiyye..vs) her ne olursa olsun taviz
vermiyorum...

Ama onlar takiyye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor,
dinimi bölüyor, kullanıyor.

Öyle uzun ki bu liste... biliyorum uzun yazıları okumayı
sevmiyorsunuz.
Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla
dönmeyeceğim.
Çok sevdiğim bir fıkra ile bitireyim:

Adamın biri dünyada hiç kimseye bir kötülük yapmamış, her türlü kurala
uymuş,
içmemiş, zina yapmamış, uyuşturucu kullanmamış, kimseyi pataklamamış.
Neyse bir gün ölmüş büyük bir sevinç ve beklenti ile sorgu meleğinin
önüne gelmiş.

Melek sormuş : İçmemişsin, kul hakkı yememişsin...
Adam : Evet
Melek : Kimseye el bile kaldırmamışsın...
Adam: Evet
Melek : Kendi karından başkasına yan gözle bile bakmamışsın...
Adam : Evet
Onlarca sorudan sonra sorgu meleği yanındaki mele ğe dönerek : bir
çift kanat getirin...
Adam heyecanla : Melek oluyorum değil mi?
Melek : Hayır kaz oluyorsun...

Fıkradır ama doğruyu söylemek gerekirse korkum kaz olmaktır.

1 TÜRK VATANDAŞI

23 Kasım 2010 Salı

KUBA'YI HEDEF ALAN AZGINLIK NEYIN GOSTERGESI?


KÜBA'YI HEDEF ALAN AZGINLIK NEYİN GÖSTERGESİ?...
Basına ve kamuoyuna

Hürriyet Gazetesi’nin 9 Kasım 2010 tarihli Hürriyet Kampüs ekinde “Küba’da fahişelik başarı göstergesi” başlığıyla bir yazı yayınlanmıştır.

Yazı, adı geçen gazetenin sayfalarında yer bulan ve Küba’yı hedef alan küfür ve tahrifat yüklü yazıların ilki değildir. Ancak kullanılan dil, Küba’ya saldırma azmiyle hareket edenlerin insanlıktan ne denli çıkabildiklerine dair ibretlik bir örnek teşkil etmektedir.

“Küba’da fahişelik başarı göstergesi” başlıklı yazı, içerdiği bariz yalanlar bir yana, arsız bir pornografik iştahla yazılmış yüz kızartıcı bir belge olarak tarihe geçecektir.

Haberin hazırlanması esnasında yazarı teslim alan hezeyan halinden olsa gerek, yazıda göstermelik ölçüde bile doğruluk kaygısı güdülmemiştir.

Yazıya iliştirilen acemi işi fotoshop’lu fotoğrafta yer alan fahişe tasvirinin aslen bir başka ülke menşeli olduğu kısa bir internet taramasıyla bile kolaylıkla tespit edilebilmektedir.

Yazıya kaynaklık eden ve Küba’daki fuhuşu ifşa ettiği için yasaklanmasına karşın Havana’da “gizli gizli” elden ele dolaştığı iddia edilen kitap Küba’da değil, Arjantin’de ve birkaç Avrupa ülkesinde basılıdır.

“İlaç vs gibi hayati ihtiyaç maddelerini temin etmek için” fuhuş yapıldığı söylenen Küba’da ilaç dahil olmak üzere her türlü sağlık hizmetinin ücretsiz olduğu gerçeği en azılı Küba düşmanları tarafından bile artık görmezden gelinememektedir...

Yazı, Küba’da fuhuşun bir devlet politikası olarak desteklendiği ve bu durumun toplum tarafından doğal karşılandığı iddiasını taşımaktadır. Bu haliyle Küba, Batista döneminden de beter durumdadır, çünkü ülkenin “Amerika’nın genelevi” sayıldığı Batista döneminde bile fuhuşa en azından kötü gözle bakılmaktadır. Şimdi ise “Küba’da fahişelik başarı göstergesi” sayılmaktadır.

Tüm bu iddiaların içerdiği yalan dozajı bir yanı bırakılıp yazarın yazdıklarına inandığı varsayılsa bile, fahişelik konusuyla ilgili bir yazı kaleme alınırken bu denli kaba bir kin ve şehvet duygusuyla hareket edilmesi, Küba dostlarını bir yana bırakın insanlık onurundan bir nebze olsun nasiplenmiş hiç kimse tarafından kabul edilemez.

Küba’yı hedef alan bu azgınlığın neyin göstergesi olduğu konusunda mutlaka kafa yorulmalıdır. Ama bunun için önce Küba’nın konuyla ilgili gerçek başarı göstergelerini hatırlatmamız yerinde olur.

Devrim öncesi Küba, içine itildiği yoksulluk ve bağımlılık sarmalında, haberde yer alan yegane doğru ifadeyle, ABD’nin genelevi durumundaydı.

Kadınların fahişeliğe yönelmesinde yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik ve gerici toplumsal zihniyetin yanı sıra eğlence sektörüne hakim olan mafyatik ilişkiler büyük rol oynuyordu. Bu koşullar altında kadınlar ya evde dört duvar arasında ya da genelevde köleleşmek dışında pek az seçeneğe sahipti. Küba devriminden önce ülkedeki toplam işgücünün yalnızca yüzde 17’sini kadınlar oluşturuyor ve onların da yüzde 70’inden fazlası evlerde hizmetçi olarak çalışıyordu. Diğer yandan, 6 milyon nüfusa sahip olan ülkede 100 binden fazla kadın fahişelik yapıyordu.

Küba devrimi kadınlara onurlarıyla çalışma ve toplumsal yaşama katkı koyma imkanını tanımıştır.

Küba Cumhuriyeti Anayasası’nın 45. maddesi, “Sosyalist toplumda çalışma her yurttaş için bir hak, bir görev ve bir gurur kaynağıdır” hükmüyle çalışmayı herkes için temel hak haline getirmiş ve kadınların bedenlerini satmalarına neden olan en önemli etkenlerden birini ortadan kaldırmıştır.

Devrimin hemen ardından kurulan ve dünyanın en etkin kadın örgütü haline gelen Küba Kadın Federasyonu’nın katkı koyduğu kampanyalarla devrim öncesinde yüzde 50’nin gerisinde olan kadınlar arasındaki okuma yazma oranı iki yıl içinde yüzde 90’ın üzerine çekilmiş, kadınlara meslek kazandırmak amacıyla okullar ve kurslar açılmış, eskiden fahişelik yapan kadınların toplumsal yaşamın her alanına katılımını güvence altına almak için apayrı kampanyalar yürütülmüştür.

Geleneksel olarak çocukların ve yaşlıların bakımını üstlenmek zorunda bırakılan kadınların özgürleşmesini sağlamak için çocukların ve yaşlıların bakımı toplumsallaştırılmış, çocuklar için ücretsiz kreşler kurulmuş, yatılı okulların sayısı artırılmış ve yaşlılar için daha önce mevcut olmayan gündüzlü-yatılı bakım evleri kurulmuştur. Tümüyle ücretsiz hale getirilen etkin sağlık hizmetleri sayesinde onlarca bulaşıcı hastalık henüz 1970’lerin başında tümüyle ortadan kaldırılmış ve böylece yine geleneksel olarak kadınların payına düşen hastaların bakımı konusunda kadınlar için eşsiz bir toplumsal avantaj yaratılmıştır.

Kadınların toplumsal yaşama eşit ve özgür fertler olarak katılımını güvence altına almak için ayrıca aile yasasında değişiklikler yapılmış ve Kübalı kadınlar 1970’lerin ilk yıllarından itibaren ailenin sorumluluğunu eşit olarak paylaşmaya başlamış ve erkekler de ev işlerinden ve çocuk bakımından kadınlarla aynı ölçüde sorumlu tutulmuştur.

Küba, kanunların kağıt üstünde, vaatlerin lafta kaldığı ülkelerden değildir.

2008 yılı itibariyle Kübalı kadınların toplam işgücü içindeki oranı yüzde 46,7’dir. Kübalı kadınlar, kapitalist ülkelerdeki kardeşlerinden farklı olarak, ülkelerindeki en nitelikli işgücü içinde çoğu zaman sadece eşitliğe değil bazen de ağırlığa sahiptirler.

Örnek vermek gerekirse, bazı mesleklerdeki kadın işgücü oranı şöyledir:



Eğitim sektörü – yüzde 72

Sağlık sektörü – yüzde 70 (hekimlerin yüzde 63,8’i kadındır)

Araştırmacı personel – yüzde 51,6 (ülkedeki 199 bilimsel araştırma merkezinin 48’inin başkanı kadındır)

Üniversite öğretim üyeleri – yüzde 53,4

Avukatlar – yüzde 73,7

Hakimler – yüzde 71,4

Teknik personel – yüzde 65,7



Küba’da üniversite mezunlarının yüzde 65’ini kadınlar oluşturmaktadır.

Ülkedeki parlamento üyelerinin yüzde 43,32’si, bakanların yüzde 28’i, bakan yardımcılarının yüzde 30’u kadındır.

Küba’da başarı göstergeleri işte bunlardır.

Küba sosyalizmi, kadınları fuhuşa mecbur kılan koşulların ortadan kaldırılması için kararlı bir mücadele vermiş ve bu alanda dünyanın başka hiçbir yerinde olmadığı kadar büyük bir başarı elde etmiştir.

Bugün dünyanın dört bir yanında on milyonlarca kadın fahişelik yapmaktadır. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre bu orduya her yıl bir milyondan fazla kadın ve çocuk eklenmektedir. Çocuk fuhuşuyla mücadele eden ECPAT isimli uluslararası örgütün tahminlerine göre yalnızca Brezilya’da 500 bin, Hindistan’da 400 bin, Tayland’da 850 bin ve Kuzey Amerika’da 300 bin çocuğa fahişelik yaptırılmaktadır.

Tüm dünyada fuhuşun temel karakteri örgütlü olmasıdır. Açlık ve yoksulluğun, baskı ve şiddetin pençesinde çaresizleşen kadınlar iş vaadiyle kandırılarak kaçırılmakta, satılmakta, ellerinden her türlü yasal belgeleri alınmakta ve uyuştucu bağımlılığının ve şiddetin gölgesinde, kölelik koşullarında fuhuş yapmaya zorlanmaktadır.

Küba’da hiç kimsenin bir kadını köleleştirmesi, bir çocuğun kılına dokunması mümkün değildir.

T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün rakamlarına göre Türkiye’de fuhuş yapan kadın sayısı 2002 yılında 25 bin iken bu sayı 2010 yılında 100 bini bulmuştur. Bu karanlık tabloya bir de aile içi taciz ve tecavüzler eklenmelidir.

Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve tecavüz bir yandan medya, diğer yandan yargı kararlarıyla meşrulaştırılır ve iş tecavüz için şişme bebek promosyonuna kadar vardırılırken, töre ve namus cinayetleri de büyük bir ikiyüzlülükle artmakta ve her yıl onlarca kadının hayatına malolmaktadır.

Yeryüzünde tecavüzün, hele de ona mahkumiyetin ve namus cinayetinin ne olduğunu bilmeme ayrıcalığını yaşayan tek bir kesim varsa o da Kübalı kadınlardır.

Kadın bedenini metalaştıran da, aşağılayan da, şiddet nesnesi haline getiren de kapitalizmin aç gözlü gericiliğidir.

Kübalı kadınların hak ve özgürlükleri, eğitim düzeyleri, mesleki yetkinlikleri, olağanüstü özgüvenleri bugün dünyada başta kadınlar olmak üzere tüm insanlık için örnek teşkil etmektedir.

Bu gerçeği baş aşağı ederek Küba’nın fuhuş batağında olduğunu ve ülkede fuhuşun teşvik edildiği yalanını bu denli sapkın bir ruh haliyle yazmak için insanın ilerlemeye, kadınlık ve insanlık onuruna, insana düşman olması gerekir. Son örneğini 9 Kasım 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Kampüs ekinde gördüğümüz Küba'yı hedef alan azgınlık insanlığın büyük kazanımlarına duyulan düşmanlığın, kapitalizmin insanı, kadını nesneleştiren çürütücü etkisine teslimiyetin göstergesidir.

Küba’ya yöneltilen bu çirkin saldırı tek bir gerçeğe, Küba’nın yoksul bir ülke olmasına dayandırılmaktadır. Küba düşmanları, kapitalizmin acımasız ablukasının Küba halkını mahkum ettiği yoksulluktan, arsız saldırıları için yeni fanteziler türetmeye kalkışmaktadır.

Oysa hem zengini hem de yoksulu insanlığından çıkaran kapitalizmden farklı olarak Küba sosyalizmi, kâr hırsını değil insanı merkeze koyan yaklaşımıyla halkına onurlu bir yaşam sunmayı her koşulda başarmıştır ve bu doğrultudaki muazzam çabalarına devam etmektedir. Ne kadar aşağılaşırsa aşağılaşsın hiçbir yalan ve karalama bu gerçeği perdeleyemeyecektir.


Saygılarımızla,

http://kubadostluk.org/cms/

Kişi Bulucu: Türkiye Deprem

BU ÜLKENİN AYDINLIK İNSANLARI SİZE CUMHURİYET YAKIŞIR

Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

Karşıttez Popüler Yayınları


YORUMSUZ